Pablo Picasso’ya atfedilen bir anekdot vardır. Picasso’dan bir resim yapılması istenir. Picasso 10 dakika sonrasında bir şeyler çiziktirir ve bunun için ciddi bir ücret talep eder. 10 dakika vaktini ayırdığı bir şey için neden böyle bir ücret istendiği kendisine sorulduğunda “Ben bunu 40 yıl ve 10 dakikada yaptım.” yanıtını verir…

Super Bowl LI’de fark 25’e çıktığında Atlanta Falcons hücumda elini kolunu sallayarak ilerlediği, savunmada ise çoğu zaman pas hücumu fırsatı sunmayan, sunsa bile aceleye getirtilen ve isabet bulsa dahi ekstra yard vermeyen bir takım hüviyeti çiziyordu. Farkın erimesi şöyle dursun, Falcons’ın farkın üzerine ne kadar koyabileceği tartışılıyordu ki gidişat itibariyle de gayet makul bir mantık yürütmeydi.

Sonrasında “bir şeylere” tanıklık ettik. İzledik diyemiyorum, normal bir müsabaka olur hani onu izlersin. İzledikten sonra veri analiz edersin ve olup bitenlere ilişkin neden-sonuç ilişkisi kurarsın. Belki bununla yetinmez maçın kendisinden de uzun süren bir podcast yaparsın. Tanıklık ettiğim kısımlarda pek başka bir eylemde bulunmadım zira akıl sır erdirebilmek başlı başına meşakkatli bir iş. Nitekim onu da beceremedim. “Bir şeyler” nihayet sonlandığında bu kez de neticeye inanamadım. Öyle sanıyorum benim gibi tanıklık eden diğerleri de ilk andaki şoku atlatamamışlardır.

Şaşkınlığımızın katlanarak arttığı yerde Tom Brady nasıl oldu da odağını yitirmeden, sarsılmaz bir inançla mucizeyi başardı? Eğer başından geçen tüm sürece bakarsak belki buna mantıklı bir cevap bulabiliriz. İlk olarak lise kariyerinden başlayalım.

Tom Brady, QB kariyerine galibiyet elde edemeyen, hatta TD bile üretememiş bir lise takımının yedek QB’si olarak başladı. Brady orada bile oynayabilmek için as QB’nin futbol oynamaktan sıkılıp bırakmasını bekledi. En başa dönülüp bakıldığında bundan daha alelade bir kelebek etkisi yoktur eminim. Fakat en ileri sarmak için fazla erken. Adım adım gidelim.

Michigan’a geldiğinde takımda yedi QB vardı ve ne kıdemi, ne de gelirken eyaletinde isim yapmasını sağlamış bir şöhreti vardı. Junior senesinde elde ettiği kıdem onu as QB yapmaya yetse de son yılında Drew Henson’ın şöhreti Brady’nin yerini sarsmaya yetti. İbre ikili arasında sürekli bir başkasını gösteriyorken Brady ağırlık koyarak tartışmaları kolej kariyerini tamamlayana dek kadar noktaladı.

Buna karşın Drew Henson’ı yerine oynatmaya çalışmaları Brady hakkında GM’lerin güvenini sorgulamaya yetti. Fit yapıdan uzak kalışı ve atletizminin handikapı işin tuzun biberi oldu. Eğer draft sonlarına doğru QB seçmeyi aklından geçiren bir takım olmasaydı Brady, draft edilmeyecekti. Hangi takımın onu draft ettiğini söylemeye gerek yok sanırım.

Brady öyle ya da böyle bir organizasyona kapağı atmış durumda olsa da vaziyeti avantajlı gözükmüyordu. Takımda kendi dahil dört oyun kurucu vardı. İdmanlarda iyiden iyiye kendini ispatladığında ikinci yılının başında Drew Bledsoe’un yedeği olmaya kadar terfi etti. Ne var ki asının yeri sağlam gözüküyordu zira 10 yıl 100 milyon dolarlık bir kontrata yeni imza atmıştı Bledsoe.

Drew Bledsoe’un aksine çok verimli bir pre-season geçirmiş olsa da Brady beklediği fırsatı beklenmedik bir anda buldu. Mo Lewis’in darbesi sonucu sakatlanan, iç kanama geçiren ve bilincini sonradan yitiren Bledsoe’un yerine girdikten sonra New York Jets maçında takımı geriden getirip zafere taşımaya yaklaşsa da mağlubiyete engel olamadı. Yine de Bledsoe iyileşene kadar ve de iyileştikten sonraki maçlarda oynamayı sürdürdü.

Tam yerini sağlama aldı görünüyorken kariyerinin ilk AFC Finalinde sakatlandı. Bledsoe oyuna girdiğinde Patriots öndeydi ve fark asla erimedi. Bu noktada Cinderella masalı sonlanmış gözükebilirdi çünkü rakip çok güçlüydü ve eğer Belichick o noktada tercihi Bledsoe’dan yana kullansa kimse neden böyle yaptığını sorgulamazdı da.

Belichick yeniden Brady’den yana karar kıldı ve ikili için modern NFL hanedanının tarihi başlamış oldu. Tabii ilk şampiyonluğun öncesinde Oakland Raiders maçında lehine işleyen Tuck Rule kararı, gerek üçüncü şampiyonluk sonrasında Eric Mangini’nin şikayeti üzerine Spygate soruşturması ve en son Indianapolis Colts maçında topların basınç ölçümlerinin belirlenen değerler altında olması sebebiyle Deflategate sansasyonu kümülatif olarak Patriots’un skandallarla dolu bir “hanedan” olarak anılmasını sağladı.

Son sezona Tom Brady iki yılı aşan soruşturma sürecinin yaptırımları uyarısında dört maç cezalı başladı. Kendini onca kez kanıtlamış olmasına karşın Brady ilk kez şampiyonluk için belki de bu kadar kendini mecbur hissediyordu. Yokluğunda kısa bir süre takımdaki geleceği tartışmaya açılsa da zinde dönüşüyle tartışmaları bir kez daha sonlandırdı. Super Bowl’da 25 sayılık fark için 24 dakikadan az bir süre kalmıştı. Brady sayesinde önce fark eridi, sonra da galibiyet geldi. İşte bu galibiyet 24 yıl, 28 dakika ve 29 saniyenin ürünüydü…

Paylaş:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInShare on Tumblr