“Salary Cap” yazı dizisinin ilk bölümünü okudunuz ve bundan böyle, sözün Amerikan futboluna hatta NFL’e ve hatta NFL’deki salary cap uygulamasına kadar geldiği entelektüel (!) ortamlarda daha destekli sallayabilecek seviyeye geldiniz.

Bu bölümde ise salary cap’in inceliklerini öğrenmek isteyen değerli Amerikan futbolu severleri aydınlatmaya, işin matematik kısmıyla devam edecek ve bir sonraki bölümde de hayali (ideal) kontrat üzerinde uygulamalar yapacağız. Ancak bunlardan önce, bu yazı dizisinin ilk amaçlarından biri olduğu üzere, doğru bilinen birkaç yanlışı temizleyelim.

Taban maaş (base salary), imza bonusu (signing bonus) ve diğer bonus türleri nedir?

Bundan iki hafta önce Adrian Peterson’ın New Orleans Saints’e transferinin haberini okuduğunuzda, “Yıldız running back’in Saints’ten alacağı ücret iki yıl için üç buçuk milyonu garanti olmak üzere toplamda yedi milyon dolar” minvalinde bir cümleyle karşılaştınız.

Peki şimdi Peterson’ın maaşı, buram buram düz mantık kokan ikiye bölme işleminin sonucuna göre 3.5 milyon dolar mı? Gerçekten de üç buçuk milyon dolarsa, bu adamın Saints’ten alacağı iki buçuk milyon dolarlık imza bonusu nereye gitti? Garanti ücret diye belirlenen üç buçuk milyon dolar neleri kapsıyor? Öncelikle derin bir nefes alın. Bunlar sadece sizin değil, büyük diye saydığımız Amerikan spor ajanslarında yazarlık yapıyorum diye geçinen bazı insanların dahi cevabını bilmediği sorular.

Bu kafa karışıklığını gidermek üzere ilk olarak maaş nedir, ona bakalım. Maaş her ne kadar zaman zaman bir oyuncunun takımından bir yıl için alacağı bütün kazanç kalemleri anlamında kullanılıyorsa da, literatürde böyle bir kavram yok. Onun yerine daha spesifik bir çerçeveye sahip olan taban maaş (base salary) var. Yıllık olarak belirlenen bu taban maaş, bir oyuncunun bonuslar (imza bonusu, kadro bonusu ve performans tabanlı bonuslar dahil tüm bonuslar) dışında takımından alacağı ücret olarak tanımlanabilir. Örneğin, her ne kadar Peterson, Saints’ten iki yılda yedi milyon dolar kazanacakmış gibi gözükse de kendisinin 2017 sezonu taban maaşı bir milyon, 2018 sezonu taban maaşı ise bir milyon elli bin (1.050.000) dolar.

Oyuncuların, takımlarıyla imzaladıkları sözleşmelerde taban maaş genelde garanti ücret kapsamına girmez. Bu da demektir ki oyuncu, takımda kaldığı süre boyunca bu ücreti edinirken eğer takımdan kesilirse bu ücretten faydalanma şansı olmaz. Buna ek olarak, takımların bu konuda yaptığı bir alicengiz oyunu ise kontratları artan taban maaşlarına göre (back-heavy) düzenlemektir.

Yani, eğer bir oyuncunun beş yıllık sözleşmesi var ise alacağı taban maaşın miktarı son senelere doğru artar. Takımların böyle bir strateji izlerken temelde iki amacı vardır: Eğer oyuncu ilk senelerde bekleneni verememişse kendisini erkenden serbest bırakıp, artan taban maaşın oluşturacağı salary cap yükünden kurtulmak veyahut kontratının son düzlüğüne çıkmış oyuncuya fazla para vermeden kendisiyle daha mütevazı bir kontrat uzatımı (extension) imzalamak.

NFL’de kontratların takımlar üzerinde neredeyse hiçbir bağlayıcılığı olmadığını düşündüğümüzde, doğal olarak bir takımın istediği oyuncusunu istediği zaman serbest bırakma gibi bir özgürlüğünün olduğu sonucunu çıkartabiliriz. Dolayısıyla, akıllara “Kardeşim, oyuncuları takıma bağlayan hiçbir garantör yok mu?” sorusu geliyor olabilir. Tam da bu noktada, imza bonusu (signing bonus) devreye giriyor.

Oyuncuların, takımlarıyla sözleşme imzaladıkları anda cebe indirdikleri bu bonus diğer bonus türlerinin aksine, her halükarda garanti olan tek bonus türüdür. Yani, herhangi bir oyuncunun bundan beş sene sonra alacağı kadro bonusu (roster bonus) garanti ücret kapsamına girmeyebilir, ancak imza bonusu her daim o oyuncunun cebine kalır. Tabi Barry Sanders gibi kontratının ortasında emekliye ayrılma veya Aaron Hernandez gibi hapse düşüp NFL’den uzak kalma gibi çok ekstrem durumlarda takımlar oyuncuya ödedikleri imza bonusunu geri isteme hakkına sahiptir.

Aramızdan bazıları imza bonusunun salary cap’e nasıl yansıdığı konusunda büyük şüphe duyuyor olabilir ki bu arkadaşlar gayet haklılar çünkü eğer imza bonuslarının salary cap üzerinde bir karşılığı yok ise takımlar, yeni anlaştıkları oyunculara fazla fazla imza bonusu vererek taban maaşlarını düşük tutabilir. Böylece hem oyuncuyu memnun etmiş hem de salary cap’i baskılamış olur. Ancak siz o tatlı canınızı hiç sıkmayın, çünkü imza bonusları da salary cap’in bir parçası!

Peki imza bonusu salary cap’e nasıl işleniyor? 2015 sezonu öncesi Miami Dolphins’in Ndamukong Suh’a verdiği 25.5 milyon dolarlık imza bonusu direk o senenin cap’ine dahil olsaydı, koskoca cap’in altıda birinden fazlasını tek bir oyuncunun imza bonusu işgal edecekti. Bunun yerine her ne kadar oyuncular, imza bonuslarının ya tamamını ya da çok büyük bir kısmını sözleşmeyi imzaladıkları an cebe indirseler de NFL’deki uygulamaya göre bu meblağlar, sözleşmenin kapsadığı yıl sayısına bölünüp (proration) her senenin salary cap’ine ayrı ayrı eklenir.

Örneğin, bir oyuncu takımıyla imzaladığı dört yıllık sözleşme ile 10 milyon dolarlık bir imza bonusu kazandıysa, bu meblağ bundan sonraki dört sene için o takımın salary cap’ine iki buçuk (10 / 4=2.5) milyon dolar olarak ayrı ayrı yansır.

İmza bonusunu diğer bonus türlerinden ayıran ve salary cap’in olmazsa olmazlarından biri haline getiren çok önemli bir unsur ise “ivmelenme”dir (acceleration). Bu prensibe göre eğer bir takım, halihazırda sözleşmesi bulunan bir oyuncuyu serbest bırakmaya karar verirse, kontratın kapsadığı yıllara eşit olarak bölünen (prorate edilen) imza bonusunun kalan kısmı bir anda ilgili senenin salary cap’ine ivmelenir.

İmza bonusu ivmelenmesinin ne kadar dramatik sonuçlar doğurabileceğini yine Suh’un kontratı üzerinde inceleyebiliriz. Yıldız defansif tackle’ın Dolphins ile olan beş yıl 114 milyon dolarlık sözleşmesinin 25.5 milyon dolarlık imza bonusu, sözleşmenin geçerli olduğu 2019’a kadar her yılın salary cap’ini 5.1 (25.5 / 5=5.1) milyon dolar işgal edecek şekilde prorate edildi.

Ancak diyelim ki Dolphins, 2015 sezonunun ardından Suh ile yollarını ayırma kararı aldı ve oyuncuyu serbest bıraktı. İşte böyle bir durum söz konusu olsaydı, oyuncunun 2015’ten sonraki dört yıla eşit olarak bölüştürülen 20.4 (25.5 – 5.1 =20.4) milyon dolarlık imza bonusu bir anda Dolphins’in 2016 salary cap’ine ivmelenecek ve Suh takımdan ayrılmış olmasına rağmen Dolphins’in salary cap’i, sanki bir franchise quarterback’e taban maaşı veriyormuşçasına büyük bir darbe alacaktı.

“İvmelenme” prensibinin NFL’de en önemli iki etkisi bulunuyor. Bunlardan ilki, bu prensip sebebiyle bir takım, sözleşmesinin ilk yıllarını oynayan bir oyuncuyu kolay kolay serbest bırakamıyor. İlk etkinin bir sonucu olan ikinci etki ise tek bir oyuncuya dev kontrat veren takımlar, oyuncunun bekleneni verememesi durumunda adeta bir deli gömleğinin içine giriyor. Öyle ki bu takımlar yüklü imza bonusu sebebiyle oyuncuyu ilk yıllarında serbest bırakamıyorken, dev kontratın oyuncuya sunduğu taban maaş ve kadro bonusu gibi birçok kazanç kalemini de ödemek zorunda kalıyor.

Öte yandan “ivmelenme” prensibinin sadece imza bonusu değil, diğer garanti ücretler üzerinde de çok benzer etkisi olduğunu düşünüldüğünde bir oyuncuya büyük yatırım yapmak, üzerinde oldukça düşünülmesi gereken bir durum halini alıyor. Nitekim, yazı dizisinin dördüncü bölümünde daha net biçimde anlayacağımız üzere, Houston Texans’ın Brock Osweiler’ı bir an önce elinden çıkarabilmek uğruna oyuncuyla birlikte ikinci tur hakkı gönderip karşılığında sadece bir dördüncü tur hakkına razı olması da bu prensibin sonuçlarına dayanıyor.

İmza bonusunun ne olduğunu ve salary cap’i nasıl etkilediğini anladığımıza göre, artık diğer bonus türlerine geçebiliriz. NFL oyuncularının, taban maaşı haricinde takımlarından aldıkları bir başka önemli bonus tipi ise kadro bonusudur (roster bonus). Bu bonus türünün meblağı genelde imza bonusuna oranla nispeten düşüktür ve imza bonusu gibi kontratın kapsadığı yıllara eşit olarak bölünmez, bunun yerine verili yıllar için ayrı ayrı belirlenip salary cap’e o haliyle yansıtılır.

Kadro bonusunun temeldeki mantığı şudur: “Ey oyuncu, eğer sen yeni lig yılının başladığı tarihte (çoğunlukla Mart ayının başı) kadrodaysan, sana takım olarak şu kadarlık bir bonus vereceğiz”. Bu bonus türü, kariyeri sakatlıkların pençesi altında geçmiş (injury prone) veya kendisini halen kanıtlayamamış oyunculara yüksek meblağlarda verilir ve bu oyuncuların diğer kazanç kalemleri düşük tutulur. Buradaki amaç basittir: Eğer takım, bahsi geçen geleceği meçhul oyuncularla yollarını ayırmak isterse, bu bonus türünü hem oyunculara ödemekten hem de salary cap’e yansıtmış olmaktan kurtulur. Oyuncunun imza bonusu ve taban maaşı gibi diğer kazanç kalemlerinin de düşük meblağlarda olduğu hesaba katıldığında Mart öncesi oyuncuyla yolları ayırmak, takım için oldukça karlı bir hamledir.

Bu yazı kapsamında bahsini edeceğim son bonus türü ise performans tabanlı bonuslar (performance-based bonus, cash incentives). Bu bonus türü, oyunculara sezonluk bir istatistiki hedef belirliyor ve oyuncu, işbu istatistiğe ulaşması durumunda bonustan faydalanabiliyor. Örneğin Tampa Bay Buccaneers, quarterback’i Jameis Winston’a 2017 sezonu için “Eğer bu sezon 30 touchdown pası atarsan, X dolar ekstra kazanacaksın.” der ise bu, performanslar tabanlı bonus sınıfına giren bir kazanç kalemi oluyor.

Performans tabanlı bonusu özel kılan unsur ise “kazanılması muhtemel” (Likely-to-be-earned) (LTBE) ve “kazanılması muhtemel olmayan” (Not-likely-to-be-earned) (NLTBE) ayrımına sahip olması. Öyle ki eğer kendisine performans tabanlı bonus önerilen oyuncu, bu bonusun şart koştuğu istatistiği bir önceki sezon elde etmişse bu “LTBE” bonus kapsamına girer ve o senenin cap’ine yansıtılır. Ancak şayet oyuncu, istatistiği bir önceki sezon yakalayamamışsa o zaman bu bonus “NLTBE” sınıfındadır ve o yılın salary cap’ini etkilemez.

Bir örnekle açıklamak gerekirse, geride bıraktığımız sezonu 15.5 sack ile NFL’de sack kralı olarak bitiren Atlanta Falcons defansif end’i Vic Beasley, 2017 sezonu için Falcons tarafından 15 sack’lik bir performans tabanlı bonus teklifiyle karşılaşırsa bu, “kazanılması muhtemel” bonus sınıfına girer ve 2017’nin salary cap’ine yansır.

Saydığım bu bonus türleri dışında, oyuncuların idmanlar ve sınıf çalışmaları gibi takım aktivitelerine katılması şartıyla elde ettikleri antrenman bonusu (workout bonus) başta olmak üzere daha farklı bonus türlerinin olduğunu ancak bunlara şu an değinmeyeceğimizi belirtelim…

Bir sonraki bölümde, salary cap’i ve bonusları doğrudan etkileyen tarihlere değinip, ilk iki yazıdaki kontratları tek bir kontrat üzerinde inceleyeceğiz…

Paylaş:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedIn