Takvimler 8 Ocak 2000’i gösterdiğinde AFC’nin iki güçlü takımı Buffalo Bills ve Tennessee Titans, kozlarını Nashville/Tennessee’de oynanan Wild Card maçında paylaşacaktı. Karşılaşma öncesinde, normal sezonda takımı 10-5’lik dereceye taşıyan, eski bir CFL (Kanada Futbol Ligi) yıldızı Doug Flutie’yi yedek quarterback Rob Johnson için bench’e çeken Bills head koçu Wade Phillips, spor medyasının eleştiri oklarını üzerine çekmiş ve tüm zamanların en kötü koç kararını vermekle itham edilir olmuştu. Yıllar sonra Phillips bu kararın kendisine ait olmadığını, takımın efsane sahibi Ralph Wilson’dan gelen emir üzerine Flutie’nin yedeğe çekildiğini itiraf edecekti.

Beklendiği gibi zorlu başlayan mücadelede maç boyunca iki taraf da skoru lehine koparamazken Bills, bir pozisyonda ayakkabısı çıkan ve süre yavaş yavaş tükendiği için Johnson’ın son oyunları çıplak ayak oynamak zorunda kaldığı drive sonucunda, bitime sadece 16 saniye kala kicker Steve Christie’nin ayağından bulduğu alan golü ile skoru 16-15’e getirerek Divisional Round için çok büyük avantaj elde etmişti.  Savunulacak tek bir kick return, takıma dört yıl sonraki ilk playoff zaferini yaşatacaktı.

Ancak, takip eden kickoff’ta NFL tarihinin en büyük mucizelerinden bir tanesi gerçekleşti. Titans’ta kickoff’u yakalayan fullback Lorenzo Neal topu tight end Frank Wycheck’e hand-off ile verirken Wycheck, Bills özel takımının ters kenarda unuttuğu Kevin Dyson’a lateral bir pas attı. Dönemin Titans özel takım koçu Alan Lowry’nin o tarihten yirmi sene evvel bir NCAA maçında denk gelip hafızasına yazdığı “Home Run Throwback” isimli bu oyun, Dyson’ın önünde upuzun bir boşluğun açılmasını sağladı ve takımın yıldız receiver’ı taraftarın büyük coşkusu eşliğinde Bills end zone’una girerek adeta imkansız olanı gerçekleştirdi.

NFL tarihinin klasikleri arasındaki görkemli yerini hemen ayırtan bu maç, 1870’lerde Britanya Kraliçesi Viktorya’nın Nashville çıkışlı Fisk Jubilee Singers adlı akapella grubuna istinaden şehre verdiği “Music City” lakabıyla birleşip “Music City Miracle” (Music City Efsanesi) adıyla anılır oldu.

Son pozisyonda Wycheck’in Dyson’a attığı pasın ileri (forward) bir pas olup olmadığı aradan 17 sene geçmiş olmasına rağmen halen tartışıladursun, Titans bu mucizeyle sadece playoff’ta bir üst tura çıkmamış aynı zamanda yedi yıl önce gerçekleşen bir başka mucizenin intikamını da yine bir mucizeyle almaya başarmıştı . Nitekim, 1992 sezonu playoff’larında bu sefer Buffalo’da karşılaşan iki ekibin mücadelesinde Warren Moon önderliğindeki Houston Oilers (O dönemde Titans, Tennessee’ye henüz taşınmamış olup Houston’da Oilers mücadele ediyordu), ikinci yarıda 35-3’lük üstünlüğü ele geçirmesine rağmen bu 32 sayılık farkı ışık hızında eridiğine şahit olmuş ve uzatmada Bills kicker’ı Christie alan golü ile sahadan 41-38 mağlup ayrılmıştı. NFL tarihinin en büyük geri dönüşü sayılan ve “The” Comeback (“O” geri dönüş) ismiyle anılan bu karşılaşmanın ilginç hikayesini gelin bir başka yazıya bırakalım.

Talihin cilvesi mi yoksa Tanrı’nın sopası mı bilinmez “Music City Miracle”ın başkahramanı o Dyson, aynı yılın Super Bowl’unda (XXXIV) maçı uzatmaya götürme şansı yakalamış, ancak normal sürenin son hücumunda end zone’a bir yard’dan az kala St. Louis Rams linebacker’ı Mike Jones tarafından yere indirilince şampiyonluğu da 23-16’lık skorla St. Louis’e teslim etmişti.  Yazıda fazlasıyla NFL tarihinin jargonuyla konuşmuşken, Jones’un bu mucizevi savunma hamlesine de “The” Tackle isminin verildiğini eklemeden geçmek olmaz.

Jacksonville Jaguars ve Buffalo Bills arasında Pazar günü TSİ 21.00’de başlayacak olan AFC Wild Card mücadelesi öncesi genel bir değerlendirme yapmamın beklendiği bu yazıya niçin bu kadar uzun ve alakasız bir giriş yaptığımdan dem vurup da paragaraflar ilerledikçe “And Kaan da bu sezon NFL’den öyle bir el etek çekti ki adam, bu hafta oynanacak playoff eşleşmesini dahi yanlış biliyor.” hissiyatına kapılıp da sekmeyi bir hışımla kapatanlar bir yana, bu karşılaşmanın NFL tarihi açısından büyük önemi olacak ve 18 yıldır playoff göremeyerek tüm Amerikan spor ligleri içerisinde en uzun playoff hasretini yaşayan Bills, Pazar günü “Music City Miracle”dan sonraki ilk playoff mücadelesine çıkacak!

Tabi Jacksonville Jaguars’ın playoff hasretinin kısa sürdüğünü de sanmayın (böyle bir yanılgıya kapılacak kadar NFL’den uzak olmadığınıza emin olmam şöyle dursun), onlar da tam 10 sezon sonra playoff’lara geri dönüyorlar ve son playoff deneyiminde deplasmanda Pittsburgh Steelers’ı mağlup etmeyi başaran o Jaguars kadrosundan sadece tight end Marcedes Lewis halen takımda bulunuyor. Dolayısıyla, bu Pazar günü aynı cümle içinde geçmesi tahayyül dahi edilemeyecek “Playoff”, “Jaguars” ve “Bills” kelimelerinin birçok kez bir arada kullanılacağı ilginç bir karşılaşma bizleri bekliyor. Hadi gelin, akıllara zarar bu playoff müsabakasında bizleri saha içinde neler bekliyor, bir göz atalım:

Maça Genel Bakış

Her şeyden önce önümüzde koşu oyununun bol olduğu ve dolayısıyla running back’lerin hücum hacminin bir hayli fazla olacağı bir karşılaşma duruyor. Bu savımın Jaguars tarafında temellendiği nokta elbette quarterback Blake Bortles’ın istikrarsızlığı ve dinmek bilmeyen top kaybı problemi. Öyle ki Bortles, bir iç güveysinin dahi bakıp da ibret alacağı kariyerinin görece en iyi sezonunu geçirmesine rağmen 16 karşılaşmada, beş tanesi son iki haftada olmak üzere, 13 interception attı ve bunun yanına da dokuz tane fumble ekleyerek bir sezonda daha maç başına birden fazla top kaybı yapmış oldu.

Bills’e karşı ise olası bir interception return veya strip sack sonrasında gelecek bir fumble return touchdown’un kolay kolay telafisi olmayacaktır. Bunun bilincinde olan Jaguars head koçu Doug Marrone’un da topu olabildiğince az hücumda Bortles’a vereceğini ve tıpkı sezon başında olduğu gibi running back Leonard Fournette’in 30’a yakın top taşıma ile maçı bitireceğini düşünüyorum. Hoş, sezon başında büyük bir haysiyet örneği sergileyerek Marrone’un “Olabildiğince az pas atacağız” gibi aşağılayıcı söylemlerine ses çıkarmayan Bortles, Pazar günü de kendisine oldukça mütevazı bir rol biçilmesi durumunda bundan bir hoşnutsuzluk duymayacaktır.

Aynı savın Bills tarafında ise maç başına yalnızca 169.9 yard pas imkanı vererek ligde açık ara en iyi pas savunmasına sahip Jaguars’ın koşu savunmasında ise görece aşağıda kalıyor olması. Nitekim, Jaguars savunma hattının sezonun sonuna doğru yavaş yavaş yıprandığı göz önünde bulundurulduğunda Bills’in gerek quarterback gerekse de running back üzerinden yürüyecek koşu oyunlarına ağırlık vermesi olumlu bir strateji olarak ön plana çıkıyor. Buna ek olarak, quarterback Tyrod Taylor’ın da yükselişte olan kısa kariyerinin hiçbir döneminde sağlam bir cep performansı sergilemeyip hep mobil özellikleri ile ön plana çıkan bir oyun kurucu olduğunu unutmamak lazım.

Bills hücumunun şu anki en büyük endişesi ise sezonun son haftasında Miami Dolphins’e karşı sakatlanan yıldız running back LeSean McCoy’un halen Jaguars’a karşı forma giyememe ihtimalinin bulunması. McCoy’un gerçekten de saha kenarında kaldığı bir senaryoda Bills hücumu için işler bir hayli zor olacaktır.

Yıldız running back’in oynama ihtimalinin yüksek olduğu düşünüldüğünde ise Jaguars’ın interior (iç) savunma hattına büyük görevler düştüğünün de atını çizmek gerek. Bu noktada Marcell Dareus, Abry Jones ve Malik Jackson gibi isimlerin performansı belirleyici olacak. Özellikle, Dareus’a ayrı bir parantez açmakta fayda var. Nitekim, yüklü cap işgali sonucu Bills’in sezon ortasında conditional bir altıncı tur draft hakkına karşılık Jaguars’a gönderdiği Dareus, her ne kadar sezon ilerledikçe performansını ileri taşısa da bir rotasyon oyuncusu olmaktan pek de öteye gidemedi. Ancak, eski takımına karşı oynayacağı bu maç kariyerinde iki All-Pro unvanı bulunan yıldız oyuncu için bir kırılma noktası teşkil edebilir ki Jaguars da, kariyeri boyunca bir run-stuffer olarak öne çıkan Dareus’tan bu maçta oldukça fazla şey bekliyor.

Maç boyunca iki tarafın da pas oyunlarında zorlanacağını düşünüyorum. Nitekim, Jaguars secondary’sinin başarısı ortadayken Yılın Savunma Çaylağı ödülünün en büyük adaylarından Tre’Davious White ve tecrübeli safety Micah Hyde öncülüğündeki Bills defansif back’lerinin de pek arta kalır yanı yok. Buna ek olarak, Aralık ayının başında kariyerindeki açık ara en iyi oyunu oynayan Blake Bortles’ın son haftalarda özüne dönmesi, Allen Robinson’ın sezon başındaki sakatlığı sonrası elinde pas yarıçapı geniş wide receiver kalmayan Jaguars için büyük bir handikap. Bills’de ise net bir derin tehdit wide receiver’ı bulunmaması takımın, Jaguars secondary’sinde zaman zaman bir zaaf teşkil eden arka alan savunmasını cezalandırabilmesinin önüne geçecek.

Son Eklemeler…

Rex Ryan gibi bir ayak bağından kurtulup 2017 sezonu öncesinde front office’inden koç kadrosuna büyük bir değişim yaşayan, bir de üstüne Sammy Watkins ve Ronald Darby gibi takımı gelecekte taşıması beklenen genç yıldızlarıyla yollarını ayıran Bills’in, yeniden yapılanmaya girdiği ilk sezonda playoff’a yükselmiş olması oldukça takdire şayan. Ayrıca bu takımın,  11. haftada akıl almaz bir şekilde Tyrod Taylor’ı kenara çekip çaylak Nathan Peterman’ı sahaya sürdüğünü ve Peterman’ın Wild Card yolundaki en büyük rakiplerden Los Angeles Chargers’a karşı henüz ilk yarıda beş interception atıp maçı karşı tarafa hediye edişini büyük bir endişeyle seyrettiğini unutmamak lazım.

Ancak Wild Card maçında daha kararlı ve istikrarlı bir savunmaya ve görece daha derin bir koşu hücumuna sahip olan Jaguars’ın, ev sahibi avantajını da hesaba kattığımızda bir adım daha önde olduğunu düşünüyorum. Ancak mucizeyle kapanan bir defter Bills adına yeni bir mucizeyle tekrardan açılabilir ve bir bakmışsınız, önümüzdeki Pazartesi günü bu sefer de “Duval County* Miracle”ı konuşuyor oluruz. Tabi Bills bu mucize hakkını belki de Andy Dalton’ın Tyler Boyd’a attığı o touchdown pası ile çoktan kullanmış oldu bile…

(*Duval County, Jacksonville şehrini de içinde bulunduran Florida’daki idari bir birimdir. Buna ek olarak, Jaguars taraftarının da ünlü “DUUVALLLLL” söylemine adını vermiştir. ‘Sacksonville’ ile yaratıcılığını son zerresine kadar kullanmış olan bir takımdan bu hususta daha da ileri gitmesi beklenemezdi zaten, öyle değil mi?)

Paylaş:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedIn