Biliyorum, sezon başında bu yazıları her hafta düzenli olarak yazacağımı söylemiştim ancak hiç şaşırmadığımız üzere bu amacıma ulaşamadım. Öncelikle geride kalan iki haftayı boş geçmemin Oakland Raiders’ın rezil performanslarıyla alakası yok –tamam belki biraz vardır–. Gümrük Müşavir Yardımcılığı sınavım sebebiyle yazmaya vakit bulamadım ve Ankara’dan da henüz geldim. Sınavlar bittiğine ve Raiders’ın da kazanmaya niyeti olmadığına göre kaldığımız yerden devam edebiliriz. Aslında bu haftanın önceki iki haftadan pek farkı olmadığı için bir şey kaçırdığımız söylenemez.

İYİ

E.J. Manuel elinden geleni yaptı. Bilançonun iyi tarafına yazacak bir şeyler bulabilmek için kendinizi epey bir zorlamanız gerekiyor. Raiders’ın durumu o derece kötü bu sıralar. Derek Carr’ın sırt sakatlığı sonrası Manuel’in dümene geçmesi normal şartlarda insanı korkutan bir şey olmalıydı. Ancak Carr, sağlıklıyken bile o kadar kötü durumdaydı ki Manuel’in daha kötü olması için ekstra işler yapması gerekiyordu. Şahsen ben Manuel konusunda oldukça rahattım. Geçen hafta Broncos karşısında oyuna girdikten sonra gayet iyi performans gösteren Manuel, bu hafta da Ravens karşısında şahane olmasa da en azından mağlubiyete sebep verecek kadar kötü değildi. İki haftadır bir arpa boyu yol alamayan hücumu iyi ilerletti. Ravens gibi ligin en iyi savunmalarından biri karşısında çok büyük bir hata yapmadı ve zaman zaman bireysel yeteneğiyle de pozisyonları uzattı. Özellikle Crabtree’ye attığı touchdown pası önce gelen baskıdan sıyrılarak oyunu uzatması tamamen bireysel yeteneğiyle alakalıydı. Manuel, Raiders’ı şampiyonluktan şampiyonluğa taşıyacak bir quarterback değil belki ancak idare edebilecek bir backup olduğunu gösterdi.

AFC play-off yarışı hala ortada. Raiders’ın şu saatten sonra AFC West’i kazanması mucizelere bağlı. Sadece beş hafta geride kalmış olabilir ancak sadece bu beş haftada Chiefs’in tam üç maç gerisine düştüler. Sadece bu olsa iyi, diğer rakip Broncos da bir maç eksiğiyle Raiders’ın iki maç önünde. Ancak Raiders için iyi haber şu ki AFC’nin geri kalanı oldukça kötü durumda. Patriots, Jets ve Bills ile grup liderliğini paylaşıyor ancak bunun fazla uzun sürmesini beklemiyorum. Kuzeyde Ravens ve Steelers birinci sırayı paylaşıyor ve bu iki takım da Jaguars tarafından marizlenirken aynı Jaguars sezona tanking parolasıyla başlayan Jets’i yenemediği halde Güney’de lider. Raiders bu takımların hepsinin sadece bir maç gerisinde. Şu an gözüken tabloda AFC Wildcard’larının ikisinin birden Batı’ya gitme ihtimalinin yüksek olduğu yönünde. Üst üste üç maç kaybedilmiş olsa da play-off şansı hala kuvvetli biçimde devam ediyor.

KÖTÜ

Amari Cooper’ın düşüşü sürüyor. Cooper, sezonun ilk maçı olan Titans mücadelesinden sonra oynadığı dört karşılaşmada da Raiders adına bir faktör olmaktan uzaktı. Önceki karşılaşmalarda hiç değilse düşürdüğü toplar sebebiyle de olsa adını duyuyorken son iki haftadır hücum planına dahi dahil edilmediğini görüyoruz. Şu anda Cooper, Raiders hücumu tarafından bir silahtan ziyade rakip savunmalar için yem olarak kullanılıyor. Son üç maçta takımına kazandırdığı yard rakamları sırasıyla 6, 9 ve 8. Gerçekten inanılır gibi değil.

Todd Downing’in çaresizliği. Durun vurmayın… Biliyorum, Downing’i önceki yazılarda çokça övmüştüm ancak oyuncularda olduğu gibi koçun da kalitesi işler kötü giderken ortaya çıkıyor. Downing’i üç maçla silip atmış değilim ancak hücumun düştüğü bu çıkmazı çözmek adına pek bir şeyler yaptığını da göremiyorum. Derek Carr’ın sakatlığı elbette bu konuda elini daraltan bir etken oldu fakat Carr sağlıklıyken oynanan son altı çeyrekte de hücum baltayı taşa vurmuş durumdaydı. Takımlar Downing’in sihrini çabuk çözdüler ve hücumun açıklarını mükemmel bir şekilde gösteren ilk takım olan Redskins, Raiders’ın diğer rakiplerine öncü oldu. Raiders’ın ana hücum taktikleri şu anda tüm NFL tarafından çözülmüş durumda ve offensive coordinator olarak Downing’in buna bir çözüm bulması gerekiyor. Sezon ortasında kimse ondan playbook’a yeni oyunlar yüklemesini beklemiyor fakat bu saatten sonra kendi oyununu rakibe dikte etmektense rakibe göre hücum planı çizmenin vakti geldi.

ÇİRKİN

Sean Smith ve Reggie Nelson’ın artık bu ligde yeri yok. David Amerson ve Gareon Conley’nin devam eden sakatlıkları sebebiyle Raiders savunması kendisini olmaktan korktuğu yerde buldu; Sean Smith’i başlatmak. İki yıl önce yüklü bir kontrat ve büyük umutlarla Chiefs’ten getirilen Smith, bu iki yıl boyunca hiçbir yaraya derman olamayarak Raiders tarihinin en kazık serbest oyuncu transferlerinden birisi oldu. Bakın bu listeye girmek de öyle kolay değildir he. Ravens’ın karşılaşmada gerçekleştirdiği tüm büyük oyunlarda istisnasız Smith’in hatası vardı. Daha maçın ilk play’inde Mike Wallace atılan derin pası savunamadı ve maç boyunca ü pasta 114 yarda izin verdi. Öyle görünüyor ki Smith, Raiders’ın kendisi için büyük bir big play tehdidi haline geldi. Keza bu pas başın 38 yard yapıyor. NFL genelinde ise 49’dan fazla coverage snap’i gören oyuncular arasında izin verdiği 142.6 passer rating ile rakipler için altın madeni gibi. Sean Smith, kariyerinin hiçbir döneminde hızlı bir oyuncu olmadı ve şimdi 30 yaşına geldiği dönemde bu daha da gün yüzüne çıkıyor. Ondan ne zaman rakip reciever’ı 10-20 yardlık mesafede cover etmesini isteseniz felakete hazır olmalısınız. Bunun yeterince kötü olduğunu düşünüyorsanız bir de Reggie Nelson ile ikiye çarpın.

Normalde hızlı reciever’ları savunamayan bir cornerback’iniz varsa onun yetişemediği yerleri safety ile savunursunuz. Teoride Raiders bunu yapmaya çalışıyor fakat uygulamada Nelson da Smith’ten hallice olduğu için başarılı olduğunu söylemek imkansız. Nelson, daha çevik corner’larla (bakınız Jets maıçı) oynadığı zaman zekasıyla hala etkili olabiliyor ancak fiziksel olarak bir şeyler istediğiniz zaman kendi sonunuzu hazırlamış oluyorsunuz (bakınız Ravens maçı). 34 yaşındaki Nelson’ın artık sahada olması gereken yere zamanında yetişmesi imkansız. Sözün özü Raiders’ın Ravens karşısında gösterdiği savunma zaafının en büyük nedeni bu ikili oldu. Joseph ile savunmanın tek ayakta kalan ismi Khalil Mack bile rakip QB’ye rush etmek için yeterli süreyi bulamayınca sezonun en kötü maçını oynadı.

Khalil Mack’e verilmeyen holding cezaları. Hakemlerden şikayet edecek bir durumda değiliz ama sezon başından beri süreklilik arz eden bir durum var ki o da Mack’e yapılan holding’lere düzenli bir şekilde bayrak atılmıyor olması. Yani bu artık öyle bir noktaya geldi ki Shaquille O’Neal’ın dominant dönemlerinde nasıl olsa etkilenmiyor denilerek verilmeyen faullere benzemeye başladı. Burada da göreceğiniz üzere Ravens’ın maça 7-0 başlamasına neden olan pozisyonda da hakemler yine çok net hold’u atladılar.

Paylaş:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInShare on Tumblr