NFL’de sezon bitti, free agency’nin ilk dalgası dindi, draft’e geri sayım başladı. Bu süreçte tuttuğunuz takım bazı oyuncuları kadrodan kesti, bazı takaslar yaptı, bir takım sözleşmeleri yeniden yapılandırdı, ve kafanız allak bullak oldu. Oluversin mühim değil; hallederiz onu. Öncelikle fazla soyut konuşmamak için iki tane hayali takım icat edelim ve bunların üzerinden konuşalım:

Los Angeles Stars: Bu takım NFL’in köklü takımlarındandır. Tarihleri başarıyla doludur; ancak draft ve free agency’nin takımlara getirdiği eşitlikten dolayı eskisi gibi rüzgar gibi esemiyorlar. Los Angeles gibi dev bir şehirde olduklarından taraftar desteği (ve dolayısıyla kösteği) büyüktür, ve gelirleri çok yüksektir. Maçlarına Hollywood yıldızları gelir, takımın sahibi de dünyanın zenginler listesindedir.

Springfield Jackals: Bu takım 15 sene önceki lig genişlemesinde kurulmuş olup, ilk başlarda epey zorlansa da artık yavaş yavaş playoff potasına girmektedir. Şehir ufaktır, ama Virginia eyaletinde başka takım olmadığından çevreden de seyirci toplamaktadır. Takımın sahibi Springfield doğumlu, şirketini oraya kurmuş genç bir İnternet milyoneridir.

Takımlarımızı kurduğumuza göre yazının şeklini belirleyelim. Off-season’ın her evresine uğrayalım, takımlarımız ne yapmış görelim, bu ayakla da her evrede sistemin önemli birkaç çarkının işleyişine değinelim..

Sezon Sonu:
Off-season, takımın zayıflık derecesine göre Ocak ayının başında başlamış da olabilir. Ancak off-season’a girildiğinde oyuncu idaresi bakımından yapılacak işler çok fazladır. Aslında eğer Madden oynamıyor da NFL’de GM (General Manager) iseniz sona erecek sözleşmelerle ilgili adımlarınızı zaten aylar öncesinden atmış olmanız gerekir. Ama aranızda bu meslekten arkadaş olmadığına göre (Ted? Burayı okumuyorsun değil mi?) hepinizin seyirci olduğunu varsayıyorum; ve seyirciler sona eren sözleşmeleri  sezon sonunda takarlar. Hemen takımlarımıza dönelim:

Los Angeles Stars: Stars’ın en önemli biten sözleşmesi takımın half-back’i Israel Hands’e aittir. Hands, dört sene önce ilk round’dan draft edilmişti. Bu dört senede çok başarılı sezonlar çıkardı. Hızıyla ve gücüyle taraftarların gönlüne taht kurdu. Reklamlara, filmlere uzandı kariyeri. Ancak çaylak sözleşmesi sona erdi. Sene içinde takım yöneticileri, agent’ı (menajer) ile bir kaç kez sözleşme yenilemesi için konuştu ama anlaşamadılar. Sonunda Hands’in free agent olmasına (yani serbest kalmasına) saatler kala dev bir sözleşme imzalandı ve Hands takımda kaldı, el diyarlara gitmedi.

Analiz: Günümüz NFL’inin sosyo-ekonomik falan filan… Böyle başlasam okuyanların yarısı bırakırdı herhalde. Kısa analiz yapalım madem. Koşucuların raf ömrü çok kısaldı, LaDainian Tomlinson uzun ömürlü son koşucuydu. Kaç sene oynadın değil, kaç sene starter (ilk 11) çıktın, ona bakıyoruz. Dört sene NFL’de starter oynayan Hands’in kilometre sayacı epey işledi; bu sayaç da koşucularda dizlerden okunur. Hands çok başarılı işler çıkardı, ama bir dört sene daha aynı başarıyı bekleyemezsiniz. Zaten son senesinde iki maç kaçırmıştı ufak sakatlıklardan dolayı. Gelin görün ki takımın doğru dürüst bir yedeği yoktur, taraftar baskısı büyüktür, medya bu süreci zorlar, falan, filan derken takımın salary cap’inin önemli kısmı bu adama yatırılır. Oldu mu şimdi? Adrian Peterson tarzı, yirmi yılda bir gelecek adam dışında buraya o kadar da para gömmemek gerekiyor.

Burada söyleyeceklerim receiver için de geçerli. Kolejden hızlı, atletik koşucu bulmak kolay, bunları draft edip, eğitip, oynatacaksın. Line’a yatırım yapacaksın. Bill Belichick kötü GM mi? Adam Laurence Maroney, BenJarvus Green-Ellis, bunları bir kaç sene oynatıp sonra da hiç peşlerinden koşmadı. Takımı çeşitli başarılara götürmüş olmaları önemli değil; eğer çok pahalılarsa adamın geçmişte yaptıklarına, adına soyadına falan bakmadan bırakacaksın gitsin. Duygusallığa, gereksiz bağlanmalara gerek yok. Vefa, İstanbul’da bir semttir; Los Angeles’da değil.

Springfield Jackals: Jackals’da da önemli iki oyuncunun sözleşme durumuna bakalım. Bunların ikisi de takımın liderleri, kaptanlarıdır. Yeni kurulan bir takımın yüzleridir, taraftarın sevgilileridir, vay efendim ikisi de Pro-bowl’a gitmişlerdir. Birisi takımın sol tackle’ı Abraham Gray, öbürü de orta linebacker Richard Joyce. Bunlardan sözleşmesinin son senesini oynayan Gray ile sene ortasında dört senelik yüklü bir sözleşme imzalanmış, daha bir senesi daha kalan Joyce’a ise üç senelik makul gibi bir teklif götürülmüş, ancak Joyce mevcut sözleşmesinden memnun olduğu için kabul etmemiştir. Takım da kendisinin sözleşmesini feshedip yollamıştır. Bu kadarını hayali gazetelerden de takip etmişsinizdir. Biraz derine aşağıda inelim…

Analiz: Şimdi öncelikle Gray’e bakalım. Gray dört sene önce draft edilmiş, ligin yıldızı en parlak line oyuncularındandır. Cüssesi ve hızı dolayısıyla onun gibisi draft’te her sene gelmemektedir. Eğer bugün Jackals’ın bir koşu oyunu varsa, en önemli etkenlerinden biri odur. Bu tip oyuncular, özellikle line oyuncuları bırakılmaz. Hücum line oyuncuları eğer sakatlığa karşı dayanaklı iseler yıllarca oynayabilirler. Yapılan sözleşme doğrudur, alınan para hakkıdır, Hakkı da bizim kapıcıdır. Joyce da bu takımın savunmasının en başarılı oyuncularındandır. Son iki senedir tackle sıralamasında ilk 3’tedir, takımın liderlerindendir, Springfield halkının yanındadır, yardım kuruluşlarına bağış yapar ve parasız çocuklara yardım eden Joyce’s Joyous Boys vakfını kurmuştur. Ancak Joyce’un dört senelik mevcut sözleşmesinin son senesi epey yüklü olduğundan ve yedeği de epey yetenekli olduğundan kendisini takımdan kestiler (cut denilen hadise). Joyce takımda kalsa faydalı olur muydu? Elbette olurdu; ancak bu miktarlara değil. O yüzden bu zor kararı veren Jackals doğruyu yapmıştır; zaten zor karar vermek GM mesleğinin en önemli gereksinimlerindendir.

Free Agency: 
Her takımdan sözleşmesi biten arkadaşlar boşa düştü, ve kapış kapış gitmeye başladılar. Takımında eksik olan veya bir mevkisini kuvvetlendirmeye çalışanlar bu serbest arkadaşlara yanaşmaya başlarlar. Burada da çeşitli tuzaklar, yapılmaması gerekenler vardır; bunları görelim. Artık anlamışsınızdır; Los Angeles Stars takımı yapılmaması gereken yanlışları, Springfield Jackals ise örnek hareketleri göstermektedir. Bakalım free agency’de ne yapılmış:

Los Angeles Stars: Bu takımın taraftarları ve takım sahibi, şöyle rüzgarın oğlu hızında selvi boylu bir WR olsa aslında pas oyunlarının ligin zirvesinde olacağına inanmaktadır. Bu yüzden bu sene sözleşmesi biten, iki sene önce ligin touchdown kralı olmuş, rakip takımın receiver’ı Jim Hawkins’i hedef alırlar. Bu oyuncunun takıma alınmasıyla rakip defanslara uykusuz geceler geçirttirilebilir. Hawkins gerçekten kariyerindeki başarıları, fiziği, hızı, yeteneği, çalışkanlığı, liderliği ile kendine isim yapmıştır.

Analiz: İsim yapmıştır da o yani; isme verildi o paralar, belli… Kardeşim bu adamın eski takımı salak mı? Receiver, running back gibi mevkiler çok özel durumlar dışında 30’da zirve yapar, sonra yeri nispeten kolay doldurulur. Buraları draft’ten tamamlayacaksın. Bu mevkilerde başarı yakalayan hemen hemen her takım kendi draft ettikleriyle başarmıştır. İyi oynayacak adamı kendi koçları bırakmaz; adamın her anını, sakatlığını, huyunu suyunu senden iyi biliyorlar. Savurma paranı gözünü seveyim…

Springfield Jackals: Bu güzide takımımız ise free agency’nin “Altına hücum” sürecine katılmamış, draft öncesi bir cornerback, draft sonrası da (draft’i atlamadım merak etmeyin) bir linebacker ile sözleşme imzalamıştır. Cornerback Tom Morgan geçen bu sene sonunda sözleşmesi bittiğinden serbest kalmıştı. Zaten ufak bir sakatlık sorunu vardı ve takımında dördüncü yedekti. Draft sonrası alınan linebacker George Merry ise yaşını almış, veteran bir oyuncudur. Zamanında güzel işler yapmış, ancak takımı alttan güzel beslediği için kendisine yer bulamamıştı.

Analiz: Tom ve George’u yerin dibine soktuktan sonra kendinize “Hani Jackals doğru yapan takımdı; bu adamlar ne o zaman” diye sorabilirsiniz. Kendinize değil, bana sorun. Tom Morgan draft edildiği sene Jackals’ın draft board’unda (geleceğim o konuya) 3.round’dan alınacaktı ki, iki sıra önce başka takım kapmıştı. Belki dördüncü yedekti, ama o takımın cornerback’leri ligin zirvesindeydi zaten. Ayrıca Morgan’ın sakatlığı konusunda Springfield ekibi ödevini yaptı; doktoruyla konuştu, raporlara baktı ve kendi ekibi de kontrol etti. Morgan erken draft edildiği için daha 24 yaşında ve eski takımının koçları tarafından gelişimi göz ardı edilmişti. Zaten punt ve kick return yapmışlığı da vardı üniversitede ve bu boyutta bir nevi sigorta olabilirdi. Az paraya imzalanan sözleşme ile kağıt üzerinde kötü görülen bu oyuncu alışı, gerçekte takıma yıllar boyu iyi cornerback sağlayabilir. Takım draft’te fazla linebacker seçmeyince hem derinlik olsun, hem kampta deneyimiyle faydası olsun diye alınan George Merry; zaten bir senelik ve veteran minimumundan sözleşme imzalamıştır. Yani taraftarları coşturacak iki oyuncu değillerse de mesele taraftarları oyuncu alımıyla değil, galibiyetlerle coşturmaktır.

Draft: 
Takımlarımız için draft zamanı gelmiştir. Draft NFL’in can kaynağıdır, hem takımları alttan besler, hem de sistemi sayesinde, free agency ve salary cap gibi takımlar arası eşitleyici bir faktördür. Draft’te olanlara bakmadan önce şunu belirteyim: Stars ve Jackals yanlışı ve doğruyu temsil etsinler diye icat ettiğim iki takımdır. Hiçbir takım hep doğru veya hep yanlış yapmaz; doğru yaptığı oranda başarılı olur. Lafı uzatmadan draft’a geçelim. Los Angeles Stars, now on the clock:

Los Angeles Stars: Los Angeles Stars, ilk round’dan ülkenin en iyi üniversite takımının running back’i Alexander Smollett’ı seçer. Smollett üniversite I-A liginde bu senenin en çok yard alan oyuncularındandır. Takımı da zaten ulusal şampiyon olmuştur. Smollett hızlıdır, çeviktir ve iyi pas tutar. Stars’ın running-back’i Hands için iyi bir yedek olacak, belki üçüncü down için özel çalışacak, zamanı gelince de ilk 11’e çıkacaktır. Taraftarların da beğenisini kazanan bu seçime bakalım yazarımız ne kulp takacaktır.

Analiz: 
Bende kulp bol. Bir kere Smollett’ın takımı en iyi üniversite takımıydı. Oyun kurucuları ikinci senesinde Heisman ödülünü kazandı. Line’ı çok etkiliydi ve birinci sınıf bir koç ekibine sahipler. Burada başarılı olmak için Adrian Peterson olmaya gerek yok. Bu takımda bu şekilde başarılı olan running-back’lerin hiçbirisi NFL’de süperstar olamadı. Yazık yani bu pick’e (seçime).

Springfield Jackals:
 Sprinfield Jackals’ın iki seçiminden bahsedeceğiz. Birincisi tackle Job Anderson. Anderson yapısı ve atletikliğiyle ilk round’da seçilmesi beklenen bir oyuncuydu, Jackals da zaten onu burada aldı. 12. sıradan 20. sıraya inip, karşılığında takas ettikleri takımın da 2.round 20.pick’ini aldılar. 20. sıradan da Anderson’ı aldılar. İkinci konuşacağımız adam da 5.round’dan seçilen receiver Dick Johnson. Üniversitede ikinci ligde oynamış, takımının en iyi oyuncusu olmuş hızlı bir receiver’dır. Bu seçimlerin ikisi de draft’in yapıldığı Radio City Music Hall’u (NYC, NY) dolduran kalabalıktan iyi tepki almadı. Almayı versin.

Analiz: Öncelikle takasa bakalım. Draft konusuna yabancıysanız önce gidin benim draft’i detaylı anlatan yazımı okuyun, yalnız yeni sekmede açın ki bu yazı kapanmasın. (1.Bölüm , 2.Bölüm , 3.Bölüm) Tamam mı, okudunuz mu? Hah, şimdi takas şöyle oldu. Jackals’ın ilk round 12.seçimi draft değer tablosuna göre 1200 puan değerinde. Aldıkları bir ve ikinci rounddaki 20.sıra seçimler ise 850 ve 380 puan değerinde. Aradaki 30 puan farkı ise Jackals altıncı round 12 numaralı pick ile kapatılır bir nebze.

Neyse; alınan oyuncu Job Anderson birinci round’dan alınacak kalitede olsa da bu draft’te offensive line bolluğu vardır ve Anderson ilk 10’da gidenler kadar domine edememiştir maçlarda. Jackals, bu adamın yeteneğine ve cüssesine rağmen cilalı bir oyuncu olmadığına inanıyorlar. Yani eksik koçluk veya başka nedenlerden potansiyelinin altında oynadığını düşünüyorlar. Bunu, o üniversitedeki özel bir tanıdıkları da doğruluyor. Bu nedenle kendilerince ilk round 20-22 sırasında değerde olmasına rağmen kendilerinden başka kimsenin 25’ten önce draft etmeyeceğini, edebileceklerin de o mevkiden çok daha önemli gereksinimleri olduğu görüşündeler. Bu yüzden trade-down, yani aşağıya takas ederler ve istedikleri oyuncuyu hakettiği sırada alırlar. Böylece hem fazladan bir draft pick kazanırlar, hem de gerekmediği yükseklikte draft ederek fazla maaş vermekten kurtulurlar.

Jackals’ın aslında safety ihtiyacı çok büyüktür, ancak ne 12.sırada, ne de 20’de bu kalitede oyuncu vardır. 2.round’dan bulunabilecek oyuncuyu sırf gerek var diye bu kadar erkenden almaya “reach” deniyor. Fazla reach yaparsan “draft-by-need” sınıfına girersin; yok eğer tahtandaki en değerli adamı draft edersen “draft-by-board” etmiş olursun. İkincisi iyidir bence.

Mesela bu sene linebacker lazım değildir ama sıra sendeyse ve sence müsait en iyi oyuncu linebacker ise o adamı alacaksın. Her sene bu şekilde yaparsan uzun vadede en iyi kadro sende olur. Ha, eğer her sene linebacker denk geliyorsa bu şekilde; o zaman trade down veya up yaparak nispeten lazım olan adamları alırsın. Kıymetinden büyük yerden almamaya dikkat edeceksin yalnız. Neyse, uzatmadan ikinci oyuncu receiver Dick Johnson’a bakalım. Johnson ikinci lig bir üniversiteden mezundur, ama atletikliği ve yeteneği üst seviyededir. Oyuncu izleme (scouting) ağın iyiyse böylelerini yakalarsın. Yalnız bu tip oyuncular liglerini domine ederler; o yüzden iyi bir cornerback’e karşı oynadığı maçlarını iyi seyretmelisin. Jackals da böyle yapıp Johnson’ı beşinci round’da kapatmıştır. Ellerine sağlık.

Sonuç:
Takımlarımızdan aldığımız örneklerle doğruyu yanlışı anlatmaya çalıştım. Aranızdan NFL’e GM olup Super Bowl kazanan çıkarsa beni de hatırlasın röportajlarında. O zamana kadar draft pick’lerinize, core starter’larınıza ve salary cap’inize mukayet olun ve futbol zevkiniz azalmasın.

Bonus: Şimdi de elinde patlamış mısırla film gibi okuyanlar için, film sonunda “karakterlere ileride ne oldu” tarzında bitirelim yazıyı.

Springfield Jackals: Her şeyi doğru yaptıkları için iki sene playoff’larda gezinip sonra Super Bowl’u aldılar. Üç sene sonra tekrar aldılar.

Los Angeles Stars: İki sene sonra playoff’lara çıkamadıkları için GM’leri kovuldu. Onun yerine Jackals’ın Scouting Director’ını GM yaptılar.

Israel Hands: Hands’in, verimi gittikçe düşen iki sene sonrası sözleşmesi feshedildi. Signing bonus’un kalan kısmı o seneye “accelerate” edildi. Salary Cap’in canına okudu. En son Canadian Football League’de görülmüş.

Abraham Gray: Takımı iki Super Bowl’a taşıyan isimlerden biridir. Yıllarca hücum line’ın lideri ve takımın kaptanlarından biri oldu ve emekli olup balık tutmaya başladı.

Richard Joyce: Sene sonu sözleşmesi biten Joyce bir takımla yedek olarak sözleşme imzaladı. Önündeki adam sakatlanınca forma şansı buldu, ve iki başarılı sene geçirdi. Sonrasında benzini bitti ve emekli oldu. Televizyon yorumculuğu yapıyor ama linebacker olarak kafası fazla darbe aldığından az çalışıyor, sulu esprilerle ekranı dolduruyor.

Jim Hawkins: 
Jim kaliteli oyuncudur. Takımının pas oyununu gerçekten bir üst seviyeye çıkarmada etkili olmuştur, ama ya o verilen paralar? Bu adamın maaşı yüzünden takımın iskeleti olacak birkaç oyuncunun sözleşmesi imzalanamamış, sonra büyük dert olmuştur.

Tom Morgan: 
Morgan’ın bu kadar patlayacağını herhalde Jackals koçları bile tahmin etmiyordu. Üç senelik sözleşmesinin son senesinde Super Bowl’u kazanınca istediği maaş gözleri yuvalardan fırlattı. Sonuçta Stars tarzı bir takım ona bu paraları verdi, Jackals ise verdikleri paranın karşılığını kat kat aldıktan sonra yeni Tom Morgan’ları aramaya başladı.

George Merry: Merry elinden geleni yaptı. Special teams’de faydalı oldu, sakatlıktan dolayı bir iki maç ilk 11’de bile çıktı. Sonunda draft’te yerine güzel bir linebacker draft edilince takımdan kesildi. Bir iki takımın kampına katıldı ama tekrar saha yüzü göremedi. Adı Merry, o yetenekle daha iyisini yapabilecek olan gelsin beri.

Alexander Smollett: Smollett bir türlü beklenen performansı veremedi. Hands’in takımdan ayrılışıyla üstüne düşen yükü kaldıramadı. Üçüncü senesinin sonunda takım artık maaşını çekmek istemedi, Smollett da kesintiye razı oldu. Yedek olarak kariyerini sürdürüyor Smollett. Emekli olunca üniversitesinin şehrine geri taşınıp oradaki ününden faydalanmak niyetinde.

Job Anderson: 
Anderson iyi bir tackle olmasına rağmen Gray kadar değildi. Kendisini nispeten daha az göz önünde olan sağ tackle’a aldılar, ancak orada ziyan olduğunu hissediyordu. İkinci senesinin sonunda takasla başka bir takıma gitti ve orada çok başarılı oldu.

Dick Johnson: 
Johnson çok iyi bir kamp geçirdi. İlk maçında yedekten 120 pas tuttu ve iki touchdown yaptı. Yalnız sonraki maçın açılış kickoff’unda dizinden sakatlandı ve bir daha futbol oynayamadı. Hayırdır? Jackals’ın her başarılı kararı mutlu sonla mı bitseydi? Burası NFL ve kimsenin rüyasının gerçek olacağının garantisi yok. Neyse üzülmeyin. Dick, çaylak sözleşmesinden kalan paraya injury settlement’ını da katıp bir spor mağazası açtı: Dick’s Sporting Goods. Torunlarına o ilk maçının görüntülerini izletip durdu.

Dikkatsiz Okuyucu: Patlamış mısırın yağını klavyeye, mouse’a bulaştırdı.

Dikkatli Okuyucu: Bütün karakterlerin isimlerini Robert Louis Stevenson’ın ölümsüz eseri Treasure Island (Define Adası) eserinden aldığımı fark etti.

 

Paylaş:Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedIn