Playoff’ların ikinci haftasonu, ilk hafta maçlarını kazanan 4 takımın, 4 seribaşı ile deplasmanda yaptıkları maçlara sahne olur. Bu maçları kazanan dört takım, her iki conference’ta (AFC, NFC) elenmemiş en büyük seribaşının evinde Conference Championship Round adı verilen iki maç oynanır, kazananlar da Super Bowl’da karşılaşır. Bu maçın yeri önceden bellidir. Yalnız Şubat ayında Lambaeu Field veya Gilette Stadium’da fazla Super Bowl beklemeyin derim. Ancak daha Super Bowl’a 3 hafta var; o zaman gelin biz bu yolda henüz devrilmemiş 8 takımın mücadelelerine bir göz atalım.

Arizona Cardinals @ New Orleans Saints

Division Round maçları bu sene alıştığımız gibi başladı, ve Tim Hightower’ın daha ilk down’da attığı 70 yardlık koşu touchdown’ıyla maç 7-0 başladı. New Orleans Saints’in ilk drive’ı ise “When the Saints Go Marching In” şarkısındaki gibi adım adım ilerledi ve topu endzone’a sokmak Hamilton’a kaldı: 7-7. Jeremy Urban’ın fumble’ını kapan Darren Sharper’ın güzel hareketinin devamı, bu sefer 37 yardlık bir drive’la geldi. Jeremy Shockey’nin touchdown’u skoru Saints lehine 14-7 yaptı. Warner’ın üçüncü down’u da (evet, drive değil, down) olaylı geçti. Beanie Wells’e verdiği handoff fumble oldu, ama üzerine kendisi atladı. Havada uçan Saints savunma oyuncuları ve seyircinin muhteşem etkisiyle Cardinals punt yapmak zorunda kaldı. Sıradaki Drive’da Reggie Bush’un muhteşem 54 yardlık touchdown koşusunu izledik ve skor daha ilk çeyrekta 21-7 oldu. İkinci çeyreğin başında Kurt Warner’ın havaya diktiği bir top Darren Sharper’da kaldı, ama gelen roughing the passer cezası yüzünden hevesi kursağında kaldı. Beanie Wells’in koşusuyla Cardinals farkı tek touchdown’a indirdi: 21-14. Ardından gelen drive’da Drew Brees’in Devery Henderson’a attığı 44 yardlık flea-flicker’a gelen touchdown farkı yeniden 14’e çıkardı. Saints defensive line oyuncusu Will Smith’i interception’ıyla top yeniden Saints’e geçti, tackle yapmya giden Kurt Warner da sert bir blok ile sakatlandı. Drew Brees ise ilk yarının bitimine 1 dakika kala Colston’a attığı 2 yardlık pasla skoru 35-14 yaptı. Warner’ın yerine oyuna giren Matt Leinart, kalan kısa sürede topu 51 yadlık field goal mesafesine getirdi, ancak kicker Neil Rackers ilk yarıdan önce skoru değiştiremedi.

Üçüncü çeyreğin ilk yarısında sadece Saints’in bulduğu üç sayı vardı. Warner sakat sakat oynayarak topu biraz ilerletti, ama drive bitince punt yapmak zorunda kalındı. Punt’ta çizgi halinde yakalanan Cardinals, Reggie Bush’un endzone’a gidişini arkadan seyretti: 45-14. Buradan sonra iki takım da zorlamayı bıraktı. Başka bir açıklama da Cardinals savunmasının biraz konuya uyanması olabilir. Her iki halde de, “bitse de gitsek” havası maçı sardı. Son çeyreğin ortalarından itibaren Leinart yeniden sahaya girdi. İki takım kısa drive’lar ortaya koydular. Sonuçta Kurt Warner ve ekibinden vasat bir performans izledik. Kurt Warner herhalde son 10 senedir ilk defa yüzüne jilet değdirmiş olmalı, akıllarda top sakalından başka bir şey kalmadı çünkü. New Orleans’ta ise her şey yolunda gitti. Sene sonundaki çöküşün playoff’u garantilemenin ürünü olduğu, gerektiğinde anlamlı maçlarda, üstelik de sahalarında ne kadar zorlu bir rakip olduklarını gösterdiler. Haftaya da kendi sahalarında oynadıklarından, belki NFC’nin Super Bowl’a en yakın takımı denebilir. Cardinals ise sezonu biten ekipler arasına katılıyor. Geçen haftaki başarılı oyunla tek benzerlik, iki rakipten de 45 sayı yemeleriydi.

Ne demişim: Cuma günkü yazımda şöyle uygun görmüşüm; Saints ve Cardinals ilk defa bir playoff maçında karşılaşıyorlar ve bu ilk karşılaşma için yüksek skor tahmininde bulunuyorum. Bir yandan da bu haftaki tahminlerimin de pek güvenilir olmadığı tahmininde bulunuyorum. Kazanan? Bence New Orleans.

Ne oldu: Bu maçı geçen haftaki bombalarıma göre ölçülemez şekilde iyi tahmin etmişim. Yüksek skorlu bir maç oldu. Yine dediğim gibi Aaron Rodgers’tan 45 sayı yiyen bir savunma, Brees’e karşı da etkili olamadı.


Baltimore Ravens @ Indianapolis Colts

Austin CollieMaçın ilk çeyreği, birbirini tartan iki boksörün karşılaşması gibi geçti. Uzun süreli birer drive’larından üçer sayı olan takımlar, bu ilk çeyrekten 3-3 berabere ayrıldılar. Colts Ray Rice’ı kafeslemeyi başarıyordu, ancak Joe Flacco ile zincirler ilerliyordu. Indianapolis’te koşu oyunu Ravens’tan bile daha beterdi ve aynı şekilde Peyton Manning ile drive’lar sürüyordu. Baltimore koşuya yüklenip, first down alabilmek için pas atarken; Colts rakibinin pasa kilitlenmemesi için arada koşu oyunları yaptı. Bunun anlamı “Peyton MVP olabilir, ama koşu da yapacağız. Bizce 11 defensive back sokmayın oyuna” oluyor. İkinci çeyrekte ise Flacco’nun ve Ray Rice’ın bütün debelenmelerine, ve Manning’in tavuk dansının (audible yaparkenki hareketlerine “chicken dance” deniyor NFL’de) bütün ateşli figürlerine rağmen iki takım da field goal menziline giremiyordu. Son beş dakikada Colts önemli bir 4. down denemesi yaptı ve red zone’a girdi devamında. Manning’in Collie’ye attığı 10 yardlık touchdown pasıyla 10-3 öne geçti Indianapolis, ve bu drive’la 8 dakika yiyerek rakibe ilk yarının bitiminden önce cevap verebilmek için sadece 2 dakika bıraktı. 2 dakika belki Flacco ve Raven hücumu için fazla değildi, zaten first down bile alamadılar. Ancak top Manning’in eline geçtiğinde skorbordda yazan 1:26 fazlaydı bile. Nitekim kalan 2 molasını da düzgün kullanan Colts hücumu, Manning’dan Reggie Wayne’e gelen 3 yardlık touchdown pasıyla ilk yarıyı 17-3 önde kapattı.

İkinci yarı takımların birbirlerine punt’larla topu birbirlerine vermeleriyle başladı. Bu çeyrekteki tek ilginç oyun, bitmesine 6 dakika kala geldi. Peyton Manning’in sağ sideline’de Pierre Garcon’a attığı pası Ed Reed muhteşen okudu ve araya girerek interception yaptı. Aynı sideline’dan koşup belki hücumuna topu  maça dahil olabilecek bir yerde vermek isteyen Reed, Garcon’un arkadan gelip topa müdahale etmesiyle fumble yaptı ve Indianapolis yaklaşık 20 yard geriden tekrar first down’la oyuna başladı. Bu drive’da Ed Reed’in bir interception’ı daha vardı, ama takım arkadaşının yaptığı bir pass interference yüzünden silindi. Oyundan ve Baltimore’un playoff umutlarından 7 dakika götüren bu drive Colts’a 3 sayı getirdi ve skoru 20-3 yaparak farkı iki touchdown’ın üzerine çıkardı. Devamında Ravens fumble ile topu Colts’a verdi. Arka arkaya gelen 3 tane 3-ve-dışarı’dan sonra (hiç first down alamayıp punt yapmak) Flacco interception attı. Top kendisine bir kere daha gelince bir interception daha attı. Sadece bir tanesi genç oyun kurucunun hatası olan bu iki top kaybı, Colts savunmasına jeneriklik iki hareket olarak döndü, ve maçı rahatça kazanıp evlerinde oynayacağı bir Conference Championship maçına götürdü.

Ne demişim: Cuma günkü yazımda şöyle buyurmuşum; Colts savunması Ray Rice’ı kontrol edip Flacco’yu 3 ve 8’lere mahkum edebilirse, bunun sonucunda Ravens’ın alabileceği skor, Peyton’ın skorbord’la Playstation Portable gibi oynamasıyla ölçülemeyecektir. Kazanan? Colts derim. Derim de geçen hafta Ravens’ın yaptığı sürprizi de bir kenara not ederim.

Ne oldu: Bu maçı da sonucundan emin olmamakla beraber güzel tahmin etmişim. Ravens 80 küsür yard koşabildi, Flacco 3 ve 8’lerde etkisiz kaldı. Peyton skorbord’la fazla coşamadı, çünkü Ravens ravunması geçen haftaki gibi etkiliydi. Lig MVP’sini 20 sayıda tutmak da bir başarıdır, ancak buna karşılık verecek hücumun yoksa Super Bowl’u sahadan değil, evde patlamış mısır yiyerek seyredersin.

Dallas Cowboys @ Minnesota Vikings

Maça Cowboys biraz daha etkili başladı hücumda. Hemen iki first down alarak rakip 34’üne geldiler, ama fumble ile topu karşı tarafa verdiler. Brett Favre ve Vikings hücumu first down bile alamadan punt yaptı. Cowboys yine rakibin 30’una kadar geldi, ama Shayne Suisham field goal’ü kaçırdı. Top tekrar geldiğinde Vikings 3 down’da sayıyı buldu. Brett Favre 47 yardlık touchdown pasıyla Sidney Rice’ı endzone’a soktu ve Vikings 7-0 öne geçti. Cowboys tekrar etkili bir drive ortaya koydu. Bu ilk çeyrekte özellikle Romo’nun paslarıyla Dallas zincirleri ilerletmekte fazla zorlanmıyordu, ancak Vikings savunması bir yerde rakibi durduruyordu. Nitekim bu drive’da da touchdown olmadı ve Dallas 3 sayıyla yetindi: 7-3. Brett Favre ise buna cevap vermekte hiç gecikmedi. 10 down’da endzone’u buldu, ve bu sefer de Sidney Rice’a attı touchdown pasını. 12 yardlık bu pas sonucunda Vikings 14-3 öne geçti. Romo topu eline geçirdiği sıradaki drive’da bir sack sonucu fumble yaptı ve topu rakibe teslim etti. Vikings bu sefer endzone’ı bulamadı ve 3 sayıyla yetindi: 17-3. Kalan üç buçuk dakikada iki takım da sayı bulamadılar ve ilk yarı da bu skorla sona erdi.

İkinci yarının ilk drive’ında Cowboys savunması, Vikings hücumunu çok iyi durdurdu. Ardından gelen (cezalar yüzünden iki kere tekrar edilen) punt sonrası, Cowboys topu kendi 43’lerinde aldı. Biraz ilerleme sonunda Suisham’a 49 yardlık bir field goal şansı verdi. Suisham ikinci ıskasını da geçince top Minnesota’ya kendi 40’larında geçti. Aradan birkaç başarısız drive geçti. Son çeyreğe gelmemize bir dakika kala Vikings linebacker’ı Ben Leber, Romo’nun pasına güzel bir interception yaptı ve topu hücumuna 15. yardda teslim etti. Burada belki biraz da zaman oynayan hareketlerle üç down geçiren Vikings, Ryan Longwell’in başarılı field goal’üyle skoru 20-3 yaptı. Dallas Romo’nun paslarıyla biraz ilerlese de punt yapmak zorunda kaldı. Burada Romo’nun atabildiği her pasın bir mucize olduğunu belirtmek gerek. Vikings savunma line’ı çoğu zaman sadece 4 kişiyle Romo’ya öyle baskı kurdu ki, Romo sık sık arkada cambazlık yapmak zorunda kaldı. Brett Favre ise yine Sidney Rice’a 45 yardlık bir touchdown pası attı: 27-3. Acıların çocuğu Romo bundan sonra hiç bir şey yapamadı. Gelen punt, ardından gelen iki başarısız drive sonrasında Vikings artık süreyi bitirmeye çok yaklaşmıştı. Favre playaction’dan bir pas da Visanthe Shiancoe’ya atınca skor da belli oldu: 34-3. Bu son pas bence biraz terbiyesizlik oldu. Ben olsam sayıyı zorlamazdım, ama herkesin spor ahlak anlayışı kendine. Sonuçta turu Vikings geçti, ve haftaya New Orleans’a Super Bowl bileti için misafir olmaya hak kazandı.

Ne demişim: Kazanan? Vikings… gibi; Cowboys çok formda. Yine gayet bir sakata gelmemek amaçlı yancı bir tahmin yapmışım.

Ne oldu: Vikings ilk sayıyı attığından beri maçın kontrolündeydi. Bu sene evde maç kaybetmemesinin en büyük nedenlerinden biri olan seyirci desteğinin de büyük etkisi oldu. İkinci yarı Cowboys oyuncuları sanki ayaklarını sürüyerek oynuyorlardı. Vikings hücumunun, ve belki takımın en önemli oyuncusunun da Brett Favre olduğu da kesinleşmiş oldu. Sene başında Favre’ın gelip Peterson’a biraz yardımcı olmasını bekleyen milyonlar, herhalde böyle bir performan beklemiyordu. Haftaya seyredeceğimiz Vikings@Saints maçının çok üst düzey bir maç olmasını bekliyorum.


New York Jets @ San Diego Chargers

Thomas JonesMark Sanchez’in inişli çıkışlı, ama hala sona ermemiş çaylak sezonu, belki en büyük sınavını Pazar akşamı division round’un son maçında verecekti. Ligin ikinci yarısının belki en iyi takımı San Diego Chargers’a konuk olan New York Jets, ilk Chargers drive’ını başarıyla engelledi. Aynı başarı Chargers savunmasından da geldi ve Philip Rivers topu Jets’in 18’ine kadar getirdi. Kicker Nate Kaeding 36 yardlık field goal’ü kaçırınca skor değişmedi. Takımlar uzun süre top kaybı yapmadan punt’laştılar. Taraftarların sayıya susuzluğunu ikinci çeyreğin üçüncü dakikasında San Diego dindirdi. Rivers’ın Wilson’a attığı 13 yardlık touchdown pası skoru 7-0 yaptı. Bu noktaya kadar Jets takımının ne koşu, ne pas yapabildiğini, maça dişleri tırnaklarıyla zorla asıldığını belirtmek gerek. San Diego ise kimi hücum istatistiklerini artırırken skoru artıramıyordu. Bu sayı Jets’te bir fitil ateşlemezse maçta asla öne geçememe tehlikesiyle karşı karşıyaydılar. Buradan sonra takımlar karşılıklı punt’lara devam ettiler. Öyle ki bir tek sack dışında dişe dokunur tek hareket göremedik. Yine de bu haftasonunun en yakın maçı buydu. Sonunda ilk yarı bitti ve bu hüzünlü filme 15 dakika ara verebildik.

İkinci yarı Jets için daha iyi başladı. Güzel bir kick return, etkili koşu oyunları ve bir ceza yardımıyla menzile giren New York ekibi, Feely ile skoru 7-3 yaptı. Sanchez topu tekrar ele geçirdiğinde güzel bir drive’a başladı, ama tam bir çaylak hatası yaparak kötü bir interception attı. Philip Rivers’ın güzel bir maçı Jackson’ın birkaç yerinden sekerek yerdeki Revis’a gidince top yeniden Jets’e geçti. Bu pozisyonun tekrarını bir şekilde seyredin derim. Philip Rivers ilk bulduğu fırsatta bir interception daha attı, ancak bu seferkinin yeri çok kötüydü, ve Jets rakip endzone’dan 16 yard mesafede umut dolu bir drive’a başladı. Kendi çabalarıyla buraya kadar gelememiş olmaları, ola ki bu maçı alırlarsa Indianapolis karşısında çok ümit vermiyordu. Bu kadar yakın mesafede olmanın avantajıyla, bir de ceza ile sonuç aldılar. Sayıyı Sanchez’in Dustin Keller’a attığı pasla bulan Jets 10-7 öne geçti. Son çeyreğin yarısını geride bıraktığımızda top yeniden Jets’deydi ve San Diego’nun rakibini durdurmaya çok ihtiyacı vardı. Ne var ki ihtiyacı olmak başka, becerebilmek başka iştir. Bütün gece suskun kalan Shonn Greene, 53 yardlık bir koşuyla takımını 17-7 öne geçirdi. Chargers biraz ilerletti topu, ancak Kaeding üçüncü ıskasını geçti. Rivers maça ortak şansını bir daha eline geçirdi, ve bu sefer kısa bir punttan da yararlanarak sayıyı buldu. Vincent Jackson’a attığı 12 yardlık touchdown pasıyla skoru 17-14 yaptı. Onside’ı beceremeyen Chargers, rakibini durdurmak zorundaydı. Rakibin 29. yardından 4 ve 1’de koşarak first down’u alan Jets maçı diz çökerek kazandı.

Ne demişim: Mark Sanchez’in çaylak sezonu Pazar akşamı sona erecek (yani maçı kaybedecekler; “çocuğun kolu kırılacak” demiyorum).

Ne oldu: Benim maç sonucu tahmin kariyerim Sanchez’in çaylak sezonundan önce bitti. Ancak bu hücumla Indianapolis karşısında ne yapacağı büyük soru işareti. Haftanın en kötü maçı, aynı zamanda en yakın geçen maçı oldu. Chargers kicker’ı Pro Bowl’a seçilmiş Nate Kaeding de herhalde bu akşam yatağında epey dönecektir.

Bu haftaki maçlar bunlardı. Haftaya Minnesota Vikings @ New Orleans Saints, ve New York Jets @ Indianapolis Colts maçları oynanacak. Bunların ön incelemesini maç gününden önce okuyabilirsiniz.

O zamana kadar futbol zevkiniz azalmasın, ve gecenin üçünde iki takımın futbol öğrenmesini beklemek zorunda kalmayın.