Bir yıllık “kısa” bir aranın ardından merhabalar değerli NFLTR okurları. 2025 yılı yazarınız bendeniz Abdullah Emir Güzeler bir diğer adıyla NFLTR Vikings Lobisi Başkanı ile Minnesota Vikings açısından paralel ilerlermiş fakat hayal kırıklıkları ile boğuşarak geçmiş bir sene oldu desek yanılmış olmayız. Geçtiğimiz sezon playoff’ları esnasında askerde olmam ve büyük umutlarla girdiğimiz playoff mücadelesinde ilk turdan Los Angeles Rams’e boyun eğmemiz sebebiyle beni yazmaya iten motivasyonun kaybolması temel bahanemdi lakin bundan sonra böyle bir aranın olmayacağını sizlere garanti edebilirim. Yazının temeline inmeden önce yazısız geçirdiğimiz süreçte yaşananları özetlemek gerekir.
Radikal Kararlar
Kuzey ekibi 2024 sezonunu beklentiler son derece düşük olmasına rağmen Sam Darnold komutasında 14-3 noktaladı ve bu durum beraberinde sezona “emanet oyun kurucu” olarak giren Sam Darnold’un bu takımın öncüsü olup olamayacağı, 2024 NFL Draftı’nda büyük umutlarla kadroya dahil edilen ve bir sezonluk imzalanan Darnold’un akabinde komutaya geçmesi beklenen J.J. McCarthy’nin akıbeti gibi sorunları beraberinde getirdi.
Peki Vikings yönetimi tarihi sayılabilecek bir normal sezon performansının ardından ne yaptı?
Playoff ve öncesindeki Lions maçının da etkisi ile her şey planlandığı gibi devam etti ve Vikings yeni sezonda yoluna geleceği olarak gördüğü McCarthy ile devam etme kararı aldı. Fakat bunu ciddi bir bilinçle yaptı. Vikings sezon dışı dönemde TÜM parasını McCarthy’e yardımcı olabilecek oyunculara yatırdı. Will Fries, Ryan Keely gibi hücüm çizgisi oyuncuları ile imzalayıp draft’tan Donovan Jackson’ı getirerek McCarthy’nin önüne -hali hazırda Christian Darrisaw da varken- kelimenin tam anlamıyla set çektiler. Yetmedi Justin Jefferson, Jordan Addison ve Aaron Jones gibi bir QB’nin hayali olabilecek oyuncu grubuna “halden anlama uzmanı” Adam Thielen’ı da getirerek hücum anlamında McCarthy’e tam bir takım teslim etti. Takım savunma tarafında da boş durmayarak DC Brian Flores’in de isteklerini yerine getirerek orada da halihazırda iyi olan savunma çizgisini güçlendirdi, yıllardır kanayan yarası olan CB pozisyonuna “disiplinsiz ama yetenekli” Isaiah Rodgers’ı getirdi. Tüm bunlar göz önüne alındığında tüm kamuoyunda tek bir düşünce vardı: Eğer J.J. McCarthy olması beklenenin yarısı kadar varsa Vikings bu sene zinciri kıracak ve bu defa Davut değil Golyat olarak sezona girecekti.
Evdeki Hesap ve Atasözlerinin Önemi
Zaman her şeyin ilacı olduğu gibi gerçeklerin önündeki perdeyi de kaldıran bir kavram. Böyle söylüyorum çünkü Kuzeyde işler hiç de beklendiği gibi gitmedi. McCarthy “Michigan sistemindeki çocuk” olmaktan öteye gidemediği gibi sezon başındaki eklemeler de ya sakatlıklarla boğuştu ya da bekleneni veremedi. Üstüne üstlük geçtiğimiz sezon yıldızlaşan beklenmedik isimler normale dönerek Vikings’in üzerindeki perdeyi kaldırdı, vasatlığı ortaya çıkarttı. McCarthy ise tüm takımdan ayrı bir parantez oldu ve Vikings taraftarına pek de uzak olmayan hayal kırıklığı kavramının son temsilcisi oldu. Bears’a karşı sadece son çeyrekte iyi bir performans gösteren J.J. ona ihtiyaç duyulan her anda bir lise QB’sine dahi yakışmayacak performanslar sergiledi, kendi kendini karikatürize ettiren yolda en büyük katkıyı verdi. Kendisinin rakamlarını konuşmaya değmeyecek kadar kötü bir sezon geçirdi.
Bu McCarthy o kadar kötü müydü?
Star olması beklenen oyuncunun ortalama bir performans göstermesinin dahi kendisini hedef tahtasına oturtulduğu bir dönemde berbat oynamak ayrı bir krizken 14-3 takımı, Justin Jefferson’lı takımı pas oyununda ligin dibine zincirlemek… yıkım kere yıkım dediğimiz türden bir sezon.
Bazı genç QB’ler olur ve onların 10 niteliğinden dördü kötüdür, zamanla gelişime açıktır buna sabredecek takımlar olacaktır. Örneğin Titans’da ne Cam Ward’u koruyacak bir hücum çizgisi ne de topu atabileceği güvenli eller varken Cam Ward’un peşinen kötü bir QB olduğu hükmü verilemez ama burada işler farklı. Bir QB oyunu okuyabilmeli, güvenli ellere topu ulaştırabilmeli, gerektiğinde topu korumayı bilmeli, hiçbir şey yapamıyorsa boş hedeflerine basit pasları kolayca ulaştırıp hücumunu ufak ufak ilerletebilmeli ve en önemlisi haddini bilerek oynamalı. McCarthy’de bunların HİÇBİRİ yok ne ligin en iyi receiver’larından olan Jefferson’a atılan uzun paslar ne ligin en iyi pas yakalayan RB’lerinden olan Aaron Jones’a ya da T.J. Hockenson’a atılan checkdown dediğimiz paslar. McCarthy tüm bu pasları olabilecek en acemi şekilde atmayı başaran cinsten bir QB, ya çok yüksek ya çok alçak ya da doğrudan rakibe atmayı bir şekilde başarıyor. Bana kalırsa hiçbir gelecek vaadetmeyen bu isim playoff’lardan elenmemizin kesinleşmesinin akabinde oynadığı amaçsız maçlara bakılmadan kötü bir QB olduğu kabullenilmesi gereken bir QB.
Kendisi hakkında değinmemiz gereken bir diğer husus ise ligin belki de gelmiş geçmiş en iyi WR’larından olan Justin Jefferson ile şahane uyumu (?). Bu konuda ligin muhtelif takımlarına ve bu sporda süregelmiş bir söze bakmak iyi olacak. “F… it, X player is down there somewhere’’. Baktığımızda Bengals sezonu üç QB ile geçirdi ve tüm bu QB’ler JAMARR CHASE ORALARDA BİR YERDEDİR mentali ile geçirdi keza Dak Prescott-George Pickens ilişkisi de böyleydi fakat J.J. McCarthy bunu dahi yapmayı, risk almayı dahi beceremedi. Bu süreçte Vikings için tek olumlu şey Jefferson’ın lig geneli WR’ların aksine divalıktan ne kadar uzak, iyi bir takım arkadaşı olduğu görüldü lakin unutmamak lazım ki her sabrın bir patlama noktası var ve söz konusu isim Jefferson olunca bu patlama anı Vikings’in “bir nesilde bir kere gelen” yeteneğini kaybetmesi ile sonuçlanabilir. Vikings yönetimi “bir eve iki JJ’in fazla olduğunu” anlayıp yeni planlar üretmesi gerektiği aşikar.
Kararların Hesabı
Tüm bu durumlar bir arada değerlendirildiğinde ortaya çıkan tek bir sonuç var. Minnesota Vikings her ne kadar bir şekilde “ortalama” bir derece ile sezonu kapamaya yakın olsa dahi bu bir kazanan sezon değil. Büyük iddia ile girdiğimiz sezonu henüz sekizinci, dokuzuncu haftada kapattık ve başarısız olduk. Bu bir son olmasa da yanlış kararların takımlara uzun vaadede ne kadar zarar verebildiğini Raiders, Giants, Jets, Browns gibi takımlarda görüyoruz ve bu takımların ortak özelliklerinin bu hatalı kararları almaktaki ısrar ve istikrarı olduğunu unutmamak gerekiyor.
Geçmişe yolculuk yapıp arayı kısmen kapattığımıza göre bugüne dönelim. Minnesota Vikings bugün ne yapmalı?
Nedendir bilinmez Amerikan futbolu medyası Vikings’in QB sorununa çılgın çözümler önermekten vazgeçmiyor. Sıralamam gerekirse yazılıp çizilen QB’ler: Joe Burrow ve Lamar Jackson. Vikings’in bu çılgınlıklardan herhangi birini yapacak gücü veya cesareti olmadığını tecrübemle bilmeme rağmen Vikings GM’i Kwesi Afodo Mensah’ın draft başarısızlığı göz önünde bulundurulduğunda tüm seçim haklarımızı savurarak Joe Burrow ile Justin Jefferson’ı Kevin O’Connell hücumunda birleştirmek ve Brian Flores -ki bu sezon takımın başarısızlığı sebebiyle gözardı edilse de ligin en iyi savunmalarından biri denebilir- savunmasından güç alan bu patlayıcı hücumu yürütme fikri beni heyecanlandırmıyor dersem yalan olur.
Eldeki malzemeye odaklanacak olursak da Kuzey ekibi ligin belki de lig tarihinin en kötü QB odasına sahip. Bahsetmeye bile değmez lakin Max Brosmer ile bile galibiyet alabilen takımı nasıl berbat ettin ey J.J. McCarthy demeden edemiyorum. Kevin O’Connell’ın elinde sihirli değnek olduğuna inanan bir taraftar olarak bana acı veren şey: KOC’un QB’siz bile işletebileceği sistemi elindeki QB’ler ile işletemeyeceği gerçeği.
Minnesota Vikings yönetimi her şey için çok geç olmadan, zaten başarıya çok çok aç olan taraftarının yıllarını ligin dibinde geçirmesine sebep olmadan reaksiyon alması ve başarısız olacaksak da bunu korkakça, kitaba uyarak değil zincirleri kırarak, hayal ettirerek yaşatması.
Vikings 10 yıllardır bir döngüye hapsolmuş bir takım. Bu döngü: Beklenmedik QB seni kurtarsın (Case Keenum, Sam Darnold) sonraki sezon garantici ol (Kirk, J.J.) ve bir şekilde takımı ligin dibine gömmeden idare et olarak devam ediyor. Ligin sürpriz faktörü olmak her ne kadar keyifli olsa da Minnesota şehri tüm sporlar açısından sürpriz faktörü olmaktan öteye gidemedi ve bu şehir artık hanedanlık olmayı hak ediyor ve bunun için tüm önkoşulları sağlıyor.
Yazımı verdiğim uzun aradan dolayı özür dileyerek ve J.J. McCarthy isimli arkadaşa mucizeler gerçek ise bir mucizeye imza atıp tüm bu yazımı gelecekte bana utanç içinde okutması ricasında bulunarak noktalamak istiyorum. Ben Abdullah Emir Güzeler, bir sonraki yazıda görüşmek üzere…
