Burası NFL’in en büyük başarı hikayelerinin yazıldığı, aynı zamanda en büyük lanetlerin barındığı yer. Tarihin tek kusursuz namağlup şampiyonunu (1972 Dolphins) çıkaran da bu grup, üst üste dört kez Super Bowl kaybeden tek takımı (90’lar Bills) barındıran da. Geçmişin gölgeleriyle geleceğin vaatlerinin birbirine karıştığı AFC East, yıllardır yalnızca bir grup olmanın ötesinde; NFL’in en güçlü anlatılarından birine ev sahipliği yapıyor. Bugün ise o anlatı yeni bir sayfa açmak üzere. Buffalo Bills tekrardan zirveye çıkmaya çalışırken, Mike Vrabel ve Drake Maye önderliğindeki Patriots geçen sezonki başarının sürpriz olmadığını kanıtlamaya çalışacak. Dolphins, yıllardır yaşadığı hayal kırıkların ardından tamamen yeni bir yola girerken New York Jets ise bir kez daha yeni bir başlangıcın eşiğinde. 2026 sezonu, AFC East için yalnızca grup şampiyonunu belirlemeyecek; hangi projenin gerçekten doğru yolda olduğunu da ortaya çıkaracak.

New England Patriots

Bills’in uzun yıllardır kurduğu hâkimiyete geçtiğimiz sezon Super Bowl’a çıkarak son veren Patriots, bu sezona da grubun favorisi olarak başlıyor. Drake Maye – Mike Vrabel ikilisi ile yeni Tom Brady – Bill Belichick’ini bulduğuna inanan Patriots, her ne kadar Super Bowl’a çıkmış olsa da bu free agency döneminde kadrosunda önemli değişiklikler yaptı ve kağıt üstünde ileriye doğru bir adım daha attı.

Tabii ki en önemli hamle, A.J. Brown’un alınması oldu. Brown’un Drake Maye ve takımın geri kalanı ile uyumu nasıl olur, aradıkları WR’ı buldular mı gibi soruların cevaplarını bir önceki yazımda detaylı bir şekilde yanıtlamıştım; o yüzden tekrardan o konuya girmiyorum. Ancak sağlıklı kaldığı ve kafasını sahaya verebildiği sürece Brown, bu takıma cuk diye oturan bir WR.

Bir diğer önemli hamle ise serbest oyuncu piyasasından aldıkları Romeo Doubs oldu. Zaten Patriots’ın bu serbest oyuncu dönemindeki birincil önceliği, özellikle Stefon Diggs de ayrılmışken WR kadrosunu güçlendirmekti. A.J. Brown ve Doubs uyumuna gelirsek aslında birbirini gayet iyi tamamlayan bir ikiliden bahsediyoruz. Brown’un net bir WR1 ve ligin en büyük derin saha tehditlerinden biri olması, hem Doubs’un kısa ve orta mesafeli oyunlarda daha efektif olmasını sağlayacaktır hem de Doubs’un üstündeki o ana oyuncu olma zorunluluğunu alacaktır. Doubs, WR2 olduğu ve yanındaki ana oyuncuyu tamamladığı zaman kendi versiyonunun en iyisi oluyor.

Yaptıkları diğer önemli hamleler:

Alijah-Vera Tucker (RG): Geçtiğimiz sezon Drake Maye’in en fazla sack alan dördüncü oyuncu olduğunu düşünürsek oraya hem derinlik hem de kalite olarak takviye gerekiyordu ki Vera Tucker’ın yanında bu draft’ta 28. Sıradan Utah çıkışlı tackle Caleb Lomu’yu seçtiler.

Dre’Mont Jones (IDL): Jones ligin en elit pass rusher’larından biri olmasa da çok yönlülüğünü ve line’ın diğer oyuncularıyla uyumunu düşünürsek buda gayet değerli bir hamle. Geçtiğimiz sezonu yedi sack, yedi tackle for loss, 24 QB hit ile bitirdi.

Kevin Byard (S): Vrabel’ın Titans’tan eski öğrencisi olan Byard istatistiksel olarak kariyerinin en iyi sezonundan geliyor. Evet artık 33 yaşına geldi evet atletizminin gerilemesiyle bazı eşleşmelerde eksi yazıyor ama hem Vrabel’ın sistemini çok iyi bilmesi hem çok zeki bir oyuncu olması hem de lider karakterli biri olması bence onu da iyi hamlelerden biri yapıyor ki zaten AJ Brown hariç Patriots’ın yaptığı çoğu hamle derinliği artırmak için yapılan hamlelerdi ve bunda da çok başarılı oldular.

Toparlamak gerekirse Patriots yine aynı ana çekirdekle sezona başlarken bu sefer yanlarını çok daha iyi doldurmuş şekilde geliyor. Drake Maye’nin bir adım daha ileriye atacağını ve hem OL’ın hem de WR grubunun çok daha iyi olduğunu varsayarsak onların tekrardan geçen sezon ki yere çıkmalarını veya en kötü yine oralar için savaşmalarını, oraya aday olmalarını bekleyebiliriz.

Tahmin: 13 galibiyet, beş mağlubiyet, grup birinciliği, AFC Finali

Buffalo Bills

Geldik grubun yazı en hareketli geçiren takımına. Patriots kısmında belirttiğim gibi Bills, yıllardır bu grubun tek hqkimiydi. 2020-24 arası grubu üst üste beş kez kazanan Bills, bu yıllar içinde hiçbir zaman Super Bowl’a çıkamadı ve çoğu zaman da bunun sebebi Patrick Mahomes ve Chiefs’ti. Art arda gelen hayal kırıklıkları ve erken elenmeler, tam dokuz yıldır takımın başında olan Sean McDermott’un görevden alınmasına ve yerine üç yıldır takımın hücum koordinatörü olan Joe Brady’nin getirilmesine sebep oldu. McDermott’un tartışılacak birçok yönü olabilir. Hatta belki de Super Bowl’a kalamamalarının sebebi kendisiydi. Amcak bir dönem tam 17 sezon playoff göremeyen franchise’a bir kültür ve kazanma alışkanlığı getirdiği de bir gerçek. O yüzden bu değişimin Bills’e nasıl bir sonuç getireceğini sezon içinde göreceğiz.

Şimdi takımın oyuncu bazında yaptığı hamlelere bakarsak, aslında tıpkı Patriots’ta olduğu gibi onların da en büyük hamlesi takıma bir WR katmak oldu. Chicago’nun WR’ı D.J. Moore’u ikinci tur karşılığında kadrosuna katan Bills’in bu kararı aslında biraz eleştirildi. NFL’de bir tur gerçekten çok değerli bir asset ve bunu kendisini henüz kesin olarak bir WR1 seviyesinde kanıtlamamış bir oyuncu için vermek soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

D.J. Moore hariç çoğu hamlesini savunma tarafına yapan Bills, hücumda ise “Josh Allen bir şekilde çözer.” demeye devam ediyor. Bunun ne kadar iyi bir fikir olduğu tartışmaya çok açık. Bu takımın Stefon Diggs’in ayrılığından beri gerçek bir WR1’i yok ve D.J. Moore her ne kadar iyi bir ekleme olsa da tek başına bir takımın bütün hücum gücünü taşıyacak bir oyuncu değil.

Josh Allen, yıllardır vasat ve belirli bir seviyenin altındaki oyuncularla oynamak zorunda kalmasına rağmen her sezon farklı bir mucize yaratıyor ve bu takımın hücumunu ortalamanın üstüne çıkarıyor. Ancak iş playoff’larda en önemli noktaya geldiği zaman güvenebileceği bir el bulmakta çok zorlanıyor. Aslında WR pozisyonu hariç hücumun diğer yerlerinde çok zengin ve ligin iyi takımlarından biri Bills. Dalton Kincaid, Dawson Knox gibi çok iyi bir TE ikilisi, James Cook gibi ligin en iyi RB’lerinden biri ve ligin ortalamasının üstünde diyebileceğimiz bir O-Line’ı var. Yani şu WR pozisyonunu da diğer pozisyonlar gibi doldurabilseler, Josh Allen bu takımı her yere götürebilecek bir QB.

Savunmada ise işler daha kötü ve düzeltilmesi daha zor. Her ne kadar geçtiğimiz normal sezonda ligin en iyi pas savunmalarından birine sahip olsalar da en kötü koşu savunmalarından birine sahiplerdi ve o pas savunmasının da playoff’larda aynı seviyeyi koruyamadığını gördük.

Yani elimizde hücumda QB’sine çok fazla bel bağlayan ama QB’sinin bir şekilde onları playoff’lara taşıdığı, savunmadan hiç güç alamayan, dokuz yıldır takımın başında olan koçunu kovup yeni bir maceraya atılan ve bu da sonuç vermezse franchise oyuncularının takımdan ayrılma isteğiyle karşı karşıya kalabilecek bir takım var. Bu yolun nereye çıkacağını bugünden kestirmek çok zor ama Josh Allen’ın her hafta bizlere yeni bir şeyler gösterecek olmasını ve onun önderliğindeki bu takımı izlemeyi yine harika bir deneyim olarak göreceğimizi düşünüyorum.

Yaptıkları diğer akılda kalan hamleler:

Chauncey Gardner-Johnson (S): Eagles günlerinden sonra tamamen tepetaklak giden bir CGJ var ve eğer burada olmazsa hangi takım ona güvenip kontrat verir bilmiyorum zaten Bills’te bir senelik kontrat aldı ki buda onların artık oyuncuya güvenmediğini ve tamamen zar attığını yani katkı verirse ne ala vermezse görüşürüz dediklerini gösteriyor.

Dee Alford (CB): Atlanta’daki ilk üç sezonunda gerçekten kötü bir oyuncu gibi gözüken ve kötü bir oyuncu gibi oynayan Dee Alford geçtiğimiz sezon en azından bir şeyler gösterdi ve kariyerinin en iyi sezonundan geliyor. Bills için öyle sezonunu değiştirecek bir hamle değil ama en azından derinlik katacaktır CB pozisyonuna.

Tahmin: 11 galibiyet, yedi mağlubiyet, grup ikinciliği, playoff ikinci tur

Miami Dolphins

Bundan tam dört yıl önce kadrosunda Tua Tagovailoa, Jaylen Waddle gibi genç yıldız adayları olan ve bunların yanına takasla ligin en iyi WR’larından biri olan Tyreek Hill’i alan Miami’nin, önümüzdeki sezonlarda AFC’nin en büyük güçlerinden biri olması beklenirken evdeki hesap hiç ama hiç çarşıya uymadı ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir birlikteliğin sonuna geldiler.

Geçtiğimiz dört sezonda sadece iki kez playoff yapabilen Miami, ikisinde de ilk turda elendi ve son iki sezonda da iyice ligin dibine doğru demir atmış durumdaydı. Bu free agency dönemiyle birlikte koç Mike McDaniel, dört sezonun ardından kovuldu. Jaylen Waddle, Denver’a takaslandı, Tyreek Hill geçtiğimiz sezon geçirdiği çok ağır sakatlığın ardından sözleşmesi bittikten sonra serbest kaldı. 2020 NFL Draftı’nın beş numarası Tua Tagovailoa ise 2024’te dört yıl 212 milyon dolarlık (167 milyonu garanti) kontrat imzaladıktan sadece bir sezon sonra serbest bırakıldı ve 99 milyon dolarlık kısmı önümüzdeki iki yıl boyunca Miami’nin cap space’inde “dead cap” olarak gözükecek (NFL tarihindeki en yüksek dead cap). Böylelikle büyük umutlarla kurulan, uğruna çok fazla şey verilen çekirdek tamamen dağılmış oldu. Artık tamamen yeni bir yola giren Miami’yi yeni sezonda neler bekliyor, biraz onlara bakalım…

Green Bay Packers’ın savunma koordinatörü Jeff Hafley’i head koç pozisyonuna getiren Miami, free agency’de ise aslında Malik Willis dışında büyük bir hamle yapmadı. Willis transferi enteresan bir hamle çünkü geçtiğimiz sezon Jordan Love’ın sakatlığı süresince oynadığı birkaç maç hariç NFL kariyerinde bir şey kanıtlamamış bir oyuncu. Yani o potansiyeli ve umut ettirdikleri hep kağıt üstünde kaldı. Ancak Miami’nin artık tamamen bir tanking takımı olması ve Willis’in yeni koç Hafley ile geçtiğimiz iki sezon birlikte çalışması, bu hamleyi biraz daha mantıklı ve alınabilir bir risk haline getiriyor. Kaldı ki imzaladığı kontrat da zaten üç yıl 67 milyon dolar (45 milyonu garanti). Yani eğer tutmazsa Miami’nin Tua’da olduğu gibi elini kolunu bağlayacak bir kontrat değil.

Tabii artık yeniden yapılanan bir takımsanız draft seçimleriniz ve ne kadar draft hakkınızın olduğu en önemli konu haline geliyor. Miami de geçtiğimiz draft’ta bu konuda ligin önde gelen takımlarından biriydi ve tam tamına 13 oyuncu draft ederek ligin en fazla seçim yapan takımı oldu. 13 oyuncunun hepsini analiz edecek durumda değilim ama en azından göze çarpan hamlelere bakmak gerekirse:

Kadyn Proctor (OT, Alabama) birinci tur, 12. sıra

Chris Johnson (CB, San Diego State) birinci tur, 27. sıra

Jacob Rodriguez (LB, Texas Tech) ikinci tur, 43. sıra

Sleeper Pick (radar altı):

Kyle Louis (LB, Pittsburgh) Dördüncü tur, 138. sıra

Hayal kırıklıkları ile geçen yılların ardından yeni bir yola giren Miami’de işler bir süre daha sancılı geçecek gibi duruyor. Yetenek tavanı ve hücum seviyesi açısından ligin kağıt üstündeki en kötü takımı olmaları onlara hedefleri doğrultusunda (yüksek sıradan pick) yardımcı olacak olsa da şimdiden biz NFL severler için izlemesi en zor ve acı verici takımılar ama bu çekirdeğin dağıtılması bence biraz geç verilmiş doğru karardı ve en azından yaptıkları draft seçimlerine bakarsak bu yeni yolculuğa iyi başladıklarını söyleyebiliriz.

Tahmin: Dört galibiyet, 14 mağlubiyet, grup sonunculuğu

New York Jets

Geldik grubun açık ara yıllardır en kötü olan takımı olan Jets’e. 15 sezondur playoff yüzü göremeyen Büyük Elma’nın diğer yarısı, hem NFL’in hem de Kuzey Amerika’nın dört büyük profesyonel spor ligi (NFL, NBA, MLB, NHL) arasında en uzun aktif playoff hasretine sahip organizasyon konumunda. Bu istatistikler bile başlı başına Jets’in nasıl bir çukurda olduğunu ve önümüzdeki sezon onları nelerin beklediğini yeterince anlatıyor.

Her ne kadar geçtiğimiz sezonlara göre biraz daha eli yüzü düzgün bir kadroları olsa da bu, playoff mücadelesi vermelerine yeteceği anlamına gelmiyor maalesef. Onlar için bu free agency dönemindeki en olumlu nokta, çok iyi bir draft geçirmiş olmaları. Hem gelecekte hem de daha ilk sezonlarında katkı verecek birden fazla oyuncu draft etmeyi başardılar. Bunlardan bazıları:

David Bailey (EDGE, Texas Tech) Birinci tur, ikinci sıra

Kenyon Sadiq (TE, Oregon) Birinci tur, 16. sıra

Omar Cooper JR (WR, Indiana) Birinci tur, 30. sıra

Sleeper Pick (radar altı):

V.J. Payne (S, Kansas State) Yedinci tur, 228. sıra

Free agency’de yaptıkları önemli hamleler ise:

2026 NFL Draftı yedinci tur draft hakkı karşılığında Minkah Fitzpatrick (S): Minkah her ne kadar ligin en iyi safety’lerinden biri olduğu Steelers günlerinden uzak ve sakatlık problemleri artmış olsa da head koç Aaron Glenn’in Detroit’te oluşturduğu agresif savunma stiline uyması, bu takıma yapacağı liderlik ve hala büyük oyun yapma potansiyeline sahip olması onun alınma sebebini daha net anlamamızı sağlıyor.

2026 NFL Draftı altıncı tur draft hakkı karşılığında Geno Smith (QB): En anlamadığım hamle ise bu oldu. Evet, bu draft sınıfında Fernando Mendoza hariç heyecanlandıran bir QB olmaması onları “Bu seneyi Geno Smith tarzı tecrübeli biri ile geçirelim” fikrine itmiş olabilir ama bence yapılmaması gereken bir hamleydi. Geno Smith’in bu saatten sonra herhangi bir takıma seviye atlatacağını veya önemli bir katkı sağlayacağını düşünmüyorum.

Jets’in yıllardır içinde bulunduğu ve bir türlü çıkamadığı tanking bataklığından bu sezonda çıkması pek mümkün görünmüyor. Ancak en azından bu draft’ta seçtikleri oyuncular ve hâlihazırda Garrett Wilson, Breece Hall gibi heyecan verici isimlere sahip olmaları, onların geleceğe biraz daha umutlu bakmasını sağlayacaktır.

Tahmin: Beş galibiyet, 13 mağlubiyet, grup üçüncülüğü