Raiders taraftarları için son yıllarda en zor şey sadece kaybetmek değildi. Asıl zor olan, kaybederken geleceğe dair tutunabilecek çok az şey görmekti. 2026 sezonu bu yüzden farklı bir yerde duruyor. Bu takım hala başarıdan uzak ama uzun zaman sonra ilk kez üzerine konuşulabilecek bir gelecek ihtimali var.
Raiders’ın bugün bu noktaya gelmesi tek bir kötü sezonun sonucu değil. Asıl problem, yıllardır devam eden istikrarsız kararların birikmesi. Jon Gruden döneminde başlayan yeniden yapılanma hiçbir zaman tam olarak sürdürülebilir bir yapıya dönüşmedi. Draft hataları, yanlış kontratlar, sürekli değişen koç tercihleri ve net bir quarterback planının kurulamaması takımı her yıl biraz daha belirsizliğe itti. Derek Carr sonrası dönemde de Raiders, kısa vadeli çözümlerle uzun vadeli bir kimlik kurmaya çalıştı ama bu hamleler takımı gerçekten ileri taşıyamadı. Sonuçta Raiders, kadrosunda bazı kaliteli oyuncular olmasına rağmen ne hücumda ne savunmada tutarlı bir sistem kurabilen, sürekli yeniden başlamak zorunda kalan bir organizasyona dönüştü. Bu yüzden 2026 sezonunu yalnızca yeni bir koç, yeni bir quarterback planı ya da birkaç genç oyuncu üzerinden okumak eksik olur. Raiders’ın asıl meselesi, yıllardır eksik kalan organizasyonel istikrarı ve sahadaki kimliği yeniden inşa edebilmek. Bu takımın bugün bulunduğu yer, kötü bir sezondan çok, uzun süredir doğru parçaları aynı planın içine yerleştirememenin sonucu.
Bu uzun sürecin son halkası olan 2025 sezonu, Raiders’ın mevcut problemlerini net biçimde ortaya koydu. 3–14’lük derece sadece kötü bir sezonun sonucu değil de organizasyonun birçok temel alanda yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduğunun göstergesiydi. Hücum üretimi istikrarsız kaldı, savunma çoğu maçta fazla yük taşımak zorunda kaldı ve takım sezon boyunca net bir kimlik oturtamadı. Raiders uzun süredir bireysel olarak değerli oyunculara sahip olsa da bunu sahada dengeli ve sürdürülebilir bir takım yapısına dönüştürmekte zorlanıyor.
2026’daki asıl soru şu: Raiders kazanma kültürüne hemen yaklaşabilecek mi, yoksa bu sezon daha çok 2026 NFL Draftı’nın birinci sıra seçimi Fernando Mendoza ve Klint Kubiak döneminin hazırlık yılı mı olacak?
Geçen seneye göre en büyük değişim koç tarafında. Klint Kubiak’ın gelişi, Raiders’ın hücum kimliğini tamamen değiştirme isteğini gösteriyor. Kubiak, NFL’de farklı sistemlerin içinde çalışmış olsa da genel olarak babası Gary Kubiak çizgisinden gelen zone koşu oyunu, play-action, bootleg tasarımları, tight end kullanımı ve quarterback’e daha net okumalar veren hücum yapılarıyla öne çıkan bir koç. Kariyerinde Vikings, Broncos, 49ers, Saints ve Seahawks gibi farklı organizasyonlarda görev alması, ona hem quarterback gelişimi hem de modern pas oyunu konusunda geniş bir tecrübe kazandırmış durumda.
Özellikle 2025’te Seattle Seahawks hücum koordinatörü olarak yakaladığı başarı, Raiders için bu tercihi daha anlamlı hale getiriyor. Kubiak’ın Seattle hücumu, ritim, tempo ve denge üzerine kurulu bir yapı gösterdi. Koşu oyununu yalnızca topu yerde ilerletmek için değil, pas oyununu kolaylaştıran bir temel olarak kullandı. Raiders açısından bu felsefe çok değerli çünkü takımın elinde Ashton Jeanty gibi hücumun yükünü taşıyabilecek bir running back, Brock Bowers ve Michael Mayer gibi iki tight end seçeneği, ayrıca Kirk Cousins ya da Fernando Mendoza gibi sistemi doğru kurulduğunda daha rahat oynayabilecek quarterback profilleri mevcut. Bu yüzden Kubiak’ın Raiders’taki en büyük sınavı sadece iyi play-call tercihleri olmayacak. Asıl mesele, yıllardır dağınık görünen hücuma net bir kimlik kazandırmak olacak. Eğer Raiders koşu oyununu merkeze alan, play-action ile quarterback’in işini kolaylaştıran ve tight end’leri aktif kullanan daha dengeli bir yapı kurabilirse, Kubiak’ın gelişi bu yeniden yapılanmanın en önemli parçalarından biri haline gelebilir.
Klint Kubiak’ın sisteminin sahada ne kadar hızlı oturacağını belirleyecek en önemli unsur ise doğal olarak quarterback pozisyonu olacak. Kubiak’ın hücum felsefesi doğru quarterback kullanımıyla değer kazanıyor; oyun kurucunun baskıyı azaltılmış, daha net okumalarla desteklenmiş ve koşu tehdidiyle dengelenmiş bir yapının içinde oynaması gerekiyor. Bu yüzden sezonun ana hikayesi quarterback odası olacak. Cousins’in sezona starter olarak başlaması en mantıklı senaryo gibi duruyor. Fernando Mendoza’nın hemen sahaya atılması riskli olabilir. Mendoza, 2026 NFL Draftı’nda birinci sıradan seçildiği için doğal olarak beklenti yüksek, fakat Raiders’ın onu doğru zamanda kullanması gerekiyor.
NFL’de 15. sezonuna girecek olan Kirk Cousins’in ise hala değerli yönleri var: Oyunu iyi okuyor, pre-snap kararları güçlü, play-action temelli sistemlerde rahat oynayabiliyor ve hücumu belli bir düzen içinde tutabiliyor. Ancak artık kariyerinin son bölümünde. Baskı geldiğinde hareketliliği sınırlı, fiziksel tavanı eski dönemlerine göre çok daha düşük. Onu 17 maçlık garanti bir oyuncu olarak görmek büyük bir hata olur. Raiders, Cousins ile 2026 sezonu için 20 milyon doları garanti olan bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmanın yapısı gereği 2026’daki maaşın 8.7 milyon dolarlık kısmı eski takımı Atlanta Falcons tarafından karşılanırken, Raiders’ın ilk yıl için ödeyeceği temel maaş 1.3 milyon dolar seviyesinde kalıyor. Bunun yanında 2027’de 10 milyon dolarlık garanti roster bonusu ve 2027–2028 sezonlarını kapsayan iki yıllık 80 milyon dolarlık bir takım opsiyonu da bulunuyor. Bu yapı, Raiders açısından Cousins gibi tecrübeli bir quarterback için oldukça düşük riskli ve maliyet avantajlı bir hamle anlamına geliyor.
Cousins, 2026 yılının Mart ayında Falcons tarafından serbest bırakıldı. Atlanta’da geçirdiği iki sezonda toplam 24 maça çıkan, bunların 22’sinde starter olan Cousins; 5,229 pas yardı, 28 touchdown ve 21 interception üretti. 2024 sezonunun son üç maçında rookie QB Michael Penix Jr.’a süre vermek isteyen ve Cousins’in düşen performans grafiğinden rahatsız olan Atlanta ekibi, tecrübeli oyuncuyu kenara aldı. O tarihten sonra rolünün büyük kısmını genç quarterback’e kaptıran Cousins, 2025 sezonunda ise Kasım ortasında Penix’in sol dizinden yaşadığı ve sezonu kapatmasına neden olan sakatlık sonrası tekrar sahaya dönmek zorunda kaldı. 11. Hafta maçında sakatlanan Penix’in yerine oyuna girdikten sonra, kalan yedi maça da starter olarak başlayan Cousins, bu toplam sekiz maçlık süreçte 140/231 pas isabeti, 1,519 pas yardı, 10 touchdown ve beş interception’lık bir performans sergiledi; 85.4 passer rating yakaladı. Bu istatistiklerinin yanına 13 top taşıma, beş yard ve de bir rushing touchdown daha ekleyen Cousins’in takımı Falcons, bu sekiz maçlık süreçte 5–3’lük bir derece elde etti. Ancak sezon genelindeki 8–9’luk derece, Atlanta’yı playoff potasının dışında bıraktı.
Bu tablo aslında Raiders’ın Cousins’e neden belli bir sınır içinde bakması gerektiğini de gösteriyor. Cousins hala hücumu organize edebilecek, genç bir takıma zaman kazandırabilecek ve sistemi sahada daha istikrarlı gösterebilecek bir oyuncu olabilir. Fakat artık bu projenin nihai cevabı olmaktan çok, Mendoza’ya giden geçiş sürecinin güvenli köprüsü gibi düşünülmeli. Bu köprünün diğer ucunda ise Fernando Mendoza var. Raiders’ın asıl uzun vadeli projesi de o. Raiders taraftarı uzun süredir “bu oyuncu bizim franchise quarterback’imiz olabilir” diyebileceği bir isim bekliyordu. Mendoza bu yüzden yalnızca yeni bir quarterback değil, aynı zamanda taraftarın uzun süredir kaybettiği gelecek hissini de temsil ediyor.
Mendoza’nın kolej kariyerine bakıldığında bu heyecanın neden oluştuğunu anlamak zor değil. California’da düşük profilli bir recruit olarak başladığı kariyerinde adım adım gelişti. Özellikle 2024 sezonunda 11 maçta 3,004 yard pas ve 16 touchdown üreterek kendisini oldukça ciddi bir NFL prospect’i haline getirdi. Asıl büyük sıçramayı ise Indiana’ya transfer olduktan sonra yaptı. 2025 sezonunda takımını 16–0’lık kusursuz bir dereceye taşırken paslarının yüzde 72’sini tamamladı, 3,535 yard pas, 41 touchdown ve yalnızca altı interception ile oynadı. Buna ek olarak yedi touchdown koşusu yaptı. Heisman Trophy kazanması ve Indiana’yı ulusal şampiyonluğa taşıması, onun yalnızca fiziksel potansiyeli olan bir quarterback değil, büyük sahnede sorumluluk alabilen bir lider profili çizdiğini de gösterdi.
Ancak burada sabır çok önemli. Mendoza’nın kolej seviyesinde gösterdiği üretim ne kadar etkileyici olursa olsun, NFL’e geçiş bambaşka bir süreç. Bir rookie quarterback’i doğru yapı oluşmadan hemen sahaya atmak gelişimden çok zarar verebilir. Offensive line yeterince güven vermiyorsa, koşu oyunu çalışmıyorsa ve takım sürekli skor olarak geride kalıyorsa, genç quarterback her snap’te ekstra bir şey yapmak zorunda kalır. Bu da karar kalitesini, özgüvenini ve uzun vadeli gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden Raiders için ideal senaryo, Mendoza’yı hemen ateşin içine atmak yerine Kirk Cousins gibi tecrübeli bir ismin arkasında oyunu öğrenmesine izin vermek olabilir. Eğer doğru korunur, doğru zamanda sahaya sürülür ve etrafında istikrarlı bir hücum yapısı kurulursa Mendoza, Raiders’ın yıllardır aradığı uzun vadeli quarterback cevabına dönüşebilir.
Mendoza’nın gelişim planını ilginç kılan şeylerden biri de Raiders’ın bu süreci yalnızca sahadaki koç ekibiyle değil, organizasyon içindeki farklı futbol akıllarıyla da destekleyebilecek olması. Bu noktada Raiders’ın elindeki en ilginç faktörlerden biri Tom Brady’nin organizasyondaki varlığı. Brady sahada ya da teknik ekipte resmi bir koç rolünde değil, ancak minority owner olarak kulübün futbol aklına katkı verebilecek çok özel bir figür. Onun en büyük katkısı doğrudan play-call belirlemekten çok, organizasyonel standartları yükseltmek, quarterback değerlendirmelerinde farklı bir bakış açısı sunmak ve Mendoza gibi genç bir oyuncunun gelişim sürecinde referans noktası olmak olabilir. Brady’nin kariyeri boyunca oyunu nasıl okuduğu, hazırlık disiplinine verdiği önem ve kazanma kültürünü nasıl taşıdığı düşünüldüğünde, Raiders için onun varlığı asla küçümsenmemeli. Tabii burada denge önemli: Brady’nin etkisi değerli olabilir, ancak sağlıklı bir organizasyon için koç, GM ve sahiplik tarafındaki rollerin sınırlarının net çizilmesi gerekli.
Quarterback gelişimi ve organizasyonel akıl önemli olsa da, Raiders’ın 2026’da daha sağlıklı bir hücum kurabilmesi yalnızca pas oyununa bağlı olmayacak. Cousins’in yükünü azaltacak ya da Mendoza sahaya çıktığında onun gelişimini kolaylaştıracak asıl yapı, güçlü bir koşu oyunu ve hücumun merkezinde güvenilir bir playmaker yaratabilmekten geçiyor. Bu noktada hücumun merkezindeki en önemli oyunculardan biri Ashton Jeanty olacak. Raiders hücumunu yalnızca quarterback meselesi üzerinden değerlendirmek eksik olur çünkü Jeanty bu takımın hem kısa vadeli hücum planı hem de uzun vadeli yapılanması açısından çok değerli bir parça. Onun önemi sadece iyi bir running back olmasından gelmiyor. Jeanty, hücumun yükünü dengeleyebilecek, quarterback üzerindeki baskıyı azaltabilecek ve Kubiak’ın hücum felsefesini daha işlevsel hale getirebilecek bir oyuncu profiline sahip.
Jeanty’nin çaylak sezonunda gösterdiği üretim de bu beklentiyi destekliyor. Raiders hücumu genel olarak istikrarsız ve skor üretmekte zorlanan bir yapıdayken Jeanty 17 maçta 266 koşu ile 975 rushing yard ve beş TD koşusu ile oynadı. Yard başına 3.7 ortalama ilk bakışta elit görünmese de bu rakamı takımın hücum yapısı, offensive line problemleri ve çoğu maçta geriden gelen oyun senaryolarıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Jeanty çoğu zaman ideal koşullarda değil, savunmaların koşuyu beklediği ve hücumun ritim bulmakta zorlandığı anlarda top taşıdı. Buna rağmen neredeyse 1,000 yard barajına ulaşması, onun kötü şartlarda bile hacim kaldırabilen ve hücumun merkezinde kalabilecek bir oyuncu olduğunu gösterdi. Jeanty’nin en önemli özelliği ise çok yönlülüğü. Sadece fiziksel temas arayan klasik bir koşucu değil. Blokların gelişmesini bekleyebiliyor, doğru boşluğu gördüğünde yön değiştirebiliyor ve temas sonrası ekstra yard üretebiliyor. Üstelik geçen sezon pas oyununda da ciddi katkı verdi: 55 reception, 346 receiving yard ve beş receiving touchdown ile yalnızca backfield’dan top taşıyan bir oyuncu olmadığını gösterdi. Toplamda 1,321 scrimmage yard ve 10 touchdown üretmesi, Raiders hücumunda onun ne kadar geniş bir role sahip olabileceğini açıkça ortaya koyuyor.
Raiders gibi hücumda kolay yard bulmakta zorlanan bir takım için bu özellikler çok önemli. Son yıllarda Raiders hücumu çoğu zaman her drive’ı zorla ilerletmeye çalışan bir görüntü verdi. Jeanty bu yapıyı değiştirebilecek bir oyuncu. Kötü başlayan bir oyundan pozitif yard çıkarabilmesi, kısa pasları daha büyük kazançlara çevirebilmesi ve rakip savunmaları box’a daha fazla oyuncu getirmeye zorlaması, bütün hücum takımının elini rahatlatacaktır. Özellikle Kirk Cousins gibi kariyerinin son bölümündeki bir veteran ya da Fernando Mendoza gibi gelişim sürecindeki genç bir quarterback için Jeanty’nin varlığı büyük avantaj. Güçlü ve çok yönlü bir koşu tehdidi, quarterback’in her snap’te oyunu tek başına çözmek zorunda kalmasını engeller.
Jeanty’nin bu kadar önemli olmasının nedeni, onun tek başına bütün hücumu çözmesi değil; etrafındaki yapıyı daha işlevsel hale getirebilme ihtimali. Bu yüzden hücumdaki en büyük beklenti, geçen seneki dağınıklığın yerine daha planlı ve daha ritimli bir yapı kurulması olacak. Tyler Linderbaum hamlesi offensive line için çok önemli çünkü Raiders’ın hem koşu oyununu hem de play-action yapısını geliştirmesi gerekiyor ve buna giden yol da sağlam bir offensive line ünitesinden geçiyor. Aslında Raiders’ın tight end odası da oldukça potansiyelli diyebiliriz. Brock Bowers ve Michael Mayer gibi iki sağlam seçenek Kubiak’ın sisteminde oldukça önemli bir rol oynayacaklar. Kubiak iki tight end setleriyle hem koşu tehdidi yaratabilir hem de play-action üzerinden orta alanı kullanabilir. Bowers zaten savunmalar için ciddi eşleşme problemi yaratan özel bir oyuncu. Jeanty sahadayken savunmaların koşu tehdidine saygı duyması gerekecek ki bu da Bowers ve Mayer’in topla buluşmaları için rahat alanlar açacak. Bana kalırsa Raiders’ın 2026 hücumunda en mantıklı yol bu potansiyelli yapının etrafında şekillenmeli. Jeanty ile savunmayı box’a çekmek, tight end’lerle orta alanı kullanmak ve quarterback’e daha basit ama etkili okumalar vermek.
Yine de wide receiver tarafındaki soru işaretleri devam ediyor. Savunmayı geriye itecek gerçek bir dış tehdit olmazsa hücumun alanı daralabilir. Rakipler box’a daha fazla oyuncu koyarak Jeanty’yi sınırlamaya çalışabilir ve Raiders’ı daha zor pas durumlarına itebilir. Bu nedenle pas oyununda güvenilir hedeflerin ortaya çıkması önemli olacak. Aksi halde hücum yine Jeanty ya da Bowers’ın bireysel kalitesine fazla bağımlı hale gelebilir. Bu noktada Jalen Nailor eklemesi de hiç şüphesiz hücuma hız ve derinlik katması açısından oldukça önemli. Fakat ne olursa olsun bu hücumun tavanı offensive line ünitesinin ne kadar hızlı oturacağına ve Cousins’in -eğer oynarsa- oynadığı süreçte fiziksel olarak ne kadar güvenilir kalacağına bağlı.
Hücum tarafında kimlik arayışı bu kadar belirginken, Raiders’ın rekabetçi kalabilmesi için savunmanın da Maxx Crosby merkezli ama ondan ibaret olmayan bir yapıya dönüşmesi gerekiyor. Crosby, taraftar için sadece elit bir pass-rusher değil. Son yıllarda takımın gerçekten gurur duyabildiği az sayıdaki isimden biri. Off-season’da Baltimore Ravens ile anlaşma noktasına kadar gelen takasın son anda gerçekleşmemesi, Crosby’nin geleceğiyle ilgili belirsizliği tamamen ortadan kaldırmadı; fakat yeni sezona başlarken Crosby, en azından şimdilik, hala bu savunmanın ana referans noktası konumunda. Yine de bu durum, Raiders açısından iki taraflı okunmalı. Bir yandan Crosby gibi elit bir oyuncuyu elde tutmak savunmanın rekabetçi kalması için çok değerli, diğer yandan ise takım hâlâ yeniden yapılanma sürecindeyken onun uzun vadede bu projenin parçası olarak kalıp kalmayacağı da doğal bir soru işareti. Sahada ise tablo değişmiyor. Son birkaç sezondur gördüğümüz üzere Crosby ne kadar elit bir oyuncu olursa olsun savunmayı tek başına sırtlayamıyor.
Raiders’ın önümüzdeki dönemlerde daha iyi bir savunma takımı haline gelmesi için içeriden daha fazla baskı üretmesi, linebacker seviyesinde daha disiplinli oynaması, slot coverage’da daha az açık vermesi ve tackle kalitesini artırması gerekiyor. AFC West’te Patrick Mahomes, Justin Herbert ve Bo Nix gibi elit ve elit adayı quarterback’lere karşı oynarken sadece mücadele gücü yeterli olmaz. Üçüncü haklarda rakip hücumun drive’a devam etmesine izin vermemek, red zone’da touchdown yerine field goal’a zorlamak ve patlayıcı pas oyunlarını sınırlamak şart.
Bütün bu tabloyu bir araya getirdiğimizde Raiders için 2026 sezonu çok geniş bir ihtimal aralığına sahip görünüyor. Takımın hem gerçekten umut veren genç parçaları var hem de hâlâ sezonu kolayca aşağı çekebilecek ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Gerçekçi olmak gerekirse bu takımın tabanı hala oldukça düşük. Eğer Cousins yaşını hissettirirse, Mendoza hazır görünmezse, offensive line beklenen seviyeye çıkamazsa ve savunmadaki yeni parçalar uyum sağlayamazsa Raiders üç-beş galibiyet bandında takılı kalmaya devam edebilir. Bu senaryoda Raiders’ın sezonunu kazanıp kaybetme açısından değil de rookie oyuncularının ve yeni sisteminin gelişimi açısından değerlendirmemiz gerekebilir.
Kubiak hücuma hızlı etki ederse, Cousins top kayıplarını sınırlarsa, koşu oyunu çalışırsa ve savunma Crosby etrafında daha dengeli hale gelirse Raiders sekiz veya dokuz galibiyet seviyesine yaklaşabilir. Bu derece onları zorlu AFC’de playoff takımı yapmaya yetmeyebilir ama sezon sonuna kadar yarışta kalmaları bu genç ve yeni takım için çok büyük ilerleme sayılır. Özellikle AFC West’in zorluğu düşünüldüğünde Raiders için gerçekçi hedef önce “saygı duyulan, zor yenilen takım” kimliğini geri kazanmak olmalı.
Benim 2026 sezonunda Raiders için beklentim büyük bir patlamadan ziyade sonunda doğru yöne dönmüş bir takım görme ihtimali. Raiders hala başarıdan oldukça uzak. Kadroda eksikler var, AFC West çok zor, koç yeni, quarterback planı belirsiz ve taraftarın güveni doğal olarak düşük. Ama bu sefer elde konuşulabilecek birkaç gerçek parça var. Mendoza uzun vadeli umut, Jeanty hücumun motoru, Bowers önemli bir mismatch silahı, Crosby de savunmanın lideri. Bunların etrafında doğru sistem kurulursa Raiders en azından geleceğe dair daha ciddi konuşulabilecek bir takım haline gelebilir.
Bu sezon için tabanı üç ila beş galibiyet, tavanı ise sekiz, dokuz galibiyet arası görüyorum. Fakat Raiders için 2026’nın başarısı yalnızca galibiyet sayısıyla ölçülmeyecek. Asıl mesele, Kubiak’ın sisteminin sahada gerçekten karşılık bulup bulmadığı, Mendoza’nın gelişim planının doğru yönetilip yönetilmediği ve takımın uzun vadeli çekirdeğinin taraftara gerçek bir umut verip vermediği olacak çünkü Raiders son yıllarda sadece maç kaybetmedi; yönünü, kimliğini ve taraftarın geleceğe inanma duygusunu da kaybetti. 2026 sezonunun gerçek anlamı da burada yatıyor. Bu yıl Raiders’ın hemen yeniden kazanan bir takıma dönüşmesi gerekmiyor. Ancak sezon bittiğinde taraftar ilk kez “bu kez gerçekten doğru yola girmiş olabiliriz” diyebiliyorsa, bu takım için en büyük kazanım o olacaktır…
