NFL’de bazı gruplar vardır; sadece maçları değil, egoları, geçmişleri ve hikayeleri de birbirleriyle yarışır. İşte NFC East tam olarak böyle bir yer. Bir köşede henüz iki sezon önce Lombardi Kupası’nın sahibi olan Philadelphia Eagles, diğer köşede 30 yıldır Super Bowl hayali kurmasına rağmen her sezon aynı duvara çarpan Dallas Cowboys, yeniden ayağa kalkmaya çalışan Washington Commanders ve yıllardır kaybettiği kimliğini arayan New York Giants… Dört takımın da hedefi farklı, problemleri farklı, hikayeleri farklı ama hepsinin üzerinde aynı baskı var: Bu şehirlerde ikinci olmak bile bazen başarısızlık sayılıyor. Philadelphia tekrardan zirveye çıkmaya, Dallas şeytanlarını yenmeye, Washington son yıllardaki çıkışının gerçek olduğunu kanıtlamaya, New York ise yıllardır beklenen yeniden doğuşu başlatmaya çalışacak. Belki de en ilginç kısmı şu: Sezon sonunda bu dört takımın hiçbirinin bugün düşündüğümüz yerde olmayacağından emin olabiliriz.

Philadelphia Eagles

Grubumuza 2025 yılının Super Bowl şampiyonu Eagles ile başlıyoruz. Son 10 yıla baktığımız zaman ligin en başarılı takımlarından biri olan Philadelphia, yine yüksek hedefler koyduğu bir sezona giriyor. Son 10 sezonun sekizinde playofflara kalan Eagles, bunların üçünde Super Bowl’a çıktı ve ikisinde Lombardi Kupası’nı kazandı. “Peki, bu sezon yine oralara çıkabilirler mi veya bunun için adaylar mı?” sorusunun cevabı ise biraz karışık. Hem kadro hem de koç ekibi bazında ciddi değişiklikler yapan Eagles’ın bunlardan nasıl ve ne kadar verim alabileceğini sezon başlamadan kestirmek zor.

Öncelikle A.J. Brown takasından başlamak gerekir diye düşünüyorum çünkü hücum tarafındaki en büyük birkaç silahından birini Patriots’a takasladılar. Bu takasın saha içi ve saha dışı sebeplerini Patriots Zarı Attı: A.J. Brown adlı yazımda derinlemesine anlatmaya çalıştım. Ancak burada da biraz bahsetmek gerekirse, bence Eagles’ın Brown gibi bir yetenekten vazgeçmesinin temel sebeplerinden biri, Brown’un gerçekten yönetilmesi zor ve egosu yüksek bir karakter olması. İşler iyi gitse de kötü gitse de koçuyla, QB’siyle veya takımın diğer oyuncularıyla tartışma yaşaması muhtemel bir isim A.J. Brown. Nitekim geçtiğimiz sezon koç Nick Sirianni ve QB Jalen Hurts ile atıştığını, takımın hücum sisteminden ve hücum koordinatörü Kevin Patullo’dan memnun olmadığını gördük. Evet, A.J. Brown gibi oyuncuların belli bir seviyede egosu oluyor, hatta olmalı da. Ancak Brown çoğu zaman bunun fazlasını gösteren bir oyuncu olduğu için medya ve seyirciler tarafından anlaşılması, takım arkadaşları ve koçlarıyla aynı frekansta buluşması bugüne kadar zor oldu ama Patriots’ta eski koçu Mike Vrabel ile yeniden çalışacak olması ise belki ona iyi gelebilir.

Bir diğer önemli değişim ise koç ekibinde yaşandı. Takımın hücum koordinatörü Kevin Patullo ile yollarını ayıran Eagles, onun yerine 2015 NFL Draftı’nın üçüncü tur seçimi olan eski QB Sean Mannion’ı getirdi. Yazının bu kısmına kadar A.J. Brown hakkında hep olumsuz konuştum ancak Brown, en azından saha içi ve takımın hücum düzeni konusunda gerçekten haklıydı. Çünkü Patullo, elindeki malzemeye göre geçen sezon korkunç bir iş yaptı. Sadece Brown’un değil, Jalen Hurts ve Saquon Barkley’nin rollerinin de tartışılmasına sebep oldu ve Philadelphia sezon boyunca ligin kötü hücumlarından biri gibi gözüktü. Dediğim gibi, özellikle elindeki malzemeye baktığımızda bu kesinlikle kabul edilemez bir durum. Eagles’ın bence sezonun bitmesini beklemeden Patullo’yu kovup yerine geçici bir isim getirmesi gerekiyordu ancak onlar bunun için sezon sonunu beklemeyi daha doğru gördü. Yerine getirilen Sean Mannion hakkında açık konuşmak gerekirse çok fazla bilgim yok. Zaten koçluk kariyerine 2024’te Packers ile başladı. Yani daha yolun çok başında olan, tecrübesiz bir isim. Dolayısıyla nasıl bir hücum aklına sahip olduğunu sezon başlayınca göreceğiz.

Takımdan ayrılanları ve yaşanan değişimleri konuştuktan sonra sıra offseason’da takıma katılan yeni oyunculara geliyor…

Jonathan Greenard (Edge):  Greenard hamlesi, Vic Fangio’nun çok yönlülük ve disiplin isteyen savunma sistemi için teknik olarak kusursuz bir parça. Oyuncu, geçirdiği ameliyat sonrası sakatlıklarla boğuştuğu sezonda 12 maçta sadece 3 sack üretebilmiş olsa da PFF verilerine göre yüzde 13,5’lik pas baskısı oranıyla ligin en etkili yedinci ismi olmayı başardı. Greenard’ın elit pas baskısı istikrarı (yüzde 77,6) ve güçlü koşu savunması (yüzde 77,8), Eagles’ın genç rotasyonuna saha içinde liderlik edebilecek düzeyde. Madalyonun olumsuz tarafında ise ciddi sakatlık ve uyum riskleri bulunuyor. Omuz ameliyatının ardından kamp öncesinde göğüs kasını da sakatlayarak PUP listesine alınması, dayanıklılığı konusunda endişeleri artırıyor. Bu durum, Fangio’nun karmaşık taktik şemasına uyum sağlamak için gereken değerli kamp tekrarlarını kaçırmasına ve saha içi zamanlama uyumunun sekteye uğramasına yol açabilir. Sonuç olarak Eagles, baskı verimliliği yüksek bir pasör avcısı kazansa da oyuncunun sakatlık geçmişi bu hamlenin risk katsayısını yukarı çekiyor.

Tariq Woolen (CB): Vic Fangio’nun dikey pas pencerelerini kapatmayı hedefleyen savunma şemasına fiziksel olarak çok yüksek bir tavan getiren Woolen, Seattle’daki son sezonunda kariyerinin en düşük interception sayısında (1 INT) kalsa da 12 pass deflection yaptı ve rakiplerine yalnızca 78,9 quarterback reytingi izni verdi. Woolen’ın fiziksel özellikleri, uyum açısından elit avantajlar sağlarken 70,7’lik koşu savunması notu da açık alandaki çok yönlülüğünü destekliyor. İşin olumsuz kısmında ise Woolen’ın son sezonunda ilk 11’deki yerini kaybedecek kadar istikrarsızlaşması ve saha içindeki gereksiz cezaları öne çıkıyor. Daha da önemlisi, alışkın olduğu yakın adam adama (press-man) savunma tarzından Fangio’nun Eagles’ta uygulayacağı, daha fazla pozisyon takibi gerektiren off-coverage yaklaşımına geçiş süreci ciddi bir taktiksel uyum riski barındırıyor.

Dontayvion Wicks (WR): Eagles’ın Packers’tan takasla kadrosuna kattığı Dontayvion Wicks hamlesi, hücum koordinatörü Sean Mannion’ın pas şemasında taktiksel çeşitliliği artırabilecek teknik bir potansiyele sahip. Saha içi uyum açısından Wicks’in Packers döneminde Mannion ile çalışmış olması taktik ezber avantajı sağlarken, elit seviyedeki separation yeteneği de dikey pas oyunlarında ve slotta Eagles’a derinlik kazandırıyor. İstatistiksel olarak, sakatlıklarla boğuştuğu 2025 normal sezonunda 14 maçta 30 reception, 332 yard ve iki TD üretmiş olsa da 11,6 yardlık aDOT’u (ortalama hedef derinliği), onun patlayıcı bir derin top tehdidi olduğunu doğruluyor. Soru işareti olan kısım ise Wicks’in kariyeri boyunca tek bir sezonda bile 40 reception barajını aşamamış olması. Süreklilik sağlayamaması ciddi bir istikrarsızlık riski barındırıyor. Teknik açıdan ise calf, ayak bileği burkulması ve son olarak geçirdiği concussion gibi sakatlıklar, onun NFL seviyesindeki dayanıklılığını ve hücumda ana parça olma güvenilirliğini sorgulatıyor.

Dikkat çeken draft seçimleri

Makai Lemon (WR, USC) Üçüncü tur, 20. Sıra

Eli Stowers (TE, Vanderbilt) İkinci tur, 54. Sıra

Markell Bell (LT, Miami) Üçüncü tur, 68. Sıra

Sleeper Pick (radar altı)

Cole Wisniewski (S, Texas Tech) Yedinci tur, 244. Sıra

Eagles, geçen sezonki hayal kırıklığını unutturmak ve yeniden NFC’nin tepesine çıkmak istediği bir sezona giriyor. Yazının başında da bahsettiğim gibi işleri göründüğünden daha zor olacak çünkü kadroda ve koç ekibinde ciddi değişimler yaşadılar ve bunların sahaya nasıl yansıyacağını bilmiyoruz. Özellikle A.J. Brown’ın boşluğunu ilk tur draft seçimi Makai Lemon ve Dontayvion Wicks hamlesinin ne kadar dolduracağı şu an onlar için en büyük soru işareti. Geçen sezonki Patullo faciasının ardından Sean Mannion ile aldıkları bu büyük riskin onlara ne getireceği de ayrı bir soru. Ancak her ne kadar üzerlerinde ciddi soru işaretleri olsa da hem zaman zaman çok eleştirilen Nick Sirianni’nin oluşturduğu kültür, hem uzun süredir devam eden kazanma alışkanlıkları hem de Vic Fangio’nun savunması sayesinde yine çok rekabetçi olacaklarını düşünüyorum. NFC’de zirveye oynamaları da kesinlikle şaşırtıcı olmayacaktır.

Tahmin: 11 galibiyet, 6 mağlubiyet, grup birinciliği

Dallas Cowboys

Sıradaki takımımız ise 1995’ten beri Super Bowl kazanamayan, hatta NFC finaline bile çıkamayan ama ihtişamından ve değerinden hiçbir şey kaybetmeyenAm “erika’nın Takımı” Cowboys. Tabii bu söylemin olumlu tarafı, Cowboys’ın bu uzun süreli başarısız döneme rağmen hâlâ dünyanın en değerli spor franchise’larından biri olması. Ancak bir yandan da son 30 yıldır ligin en başarısız takımlarından biri olduklarını gösteriyor. O yüzden “Amerika’nın Takımı” ifadesine hangi taraftan baktığınız artık size kalmış. Ama bana sorarsanız, artık Cowboys denilince aklıma Jimmy Johnson önderliğindeki Troy Aikman, Emmitt Smith ve Michael Irvin’den çok Jerry Jones’ın verdiği yanlış kararlar, kötü draft seçimleri, her sezona büyük umutlarla başlanmasına rağmen yaşanan hayal kırıklıkları ve zaman zaman çok iyi takımlara sahip olsalar da normal sezondaki Cowboys’u playofflarda göremememiz geliyor. O yüzden onlardan ne beklememiz gerektiğini kestirmek gerçekten zor. Ancak yaptıkları hamlelere bakarak yeni sezon öncesinde bir tablo çizebiliriz diye düşünüyorum.

Öncelikle Cowboys’ın draft seçimleriyle başlamak istiyorum çünkü gerçekten çok iyi bir draft sınıfına sahipler. Özellikle savunma tarafına yaptıkları seçimler, en azından kağıt üzerinde bütün ihtiyaçlarını karşılayan türden. Bana göre bu, Cowboys’ın son yıllardaki açık ara en iyi draft sınıfı oldu.

Dikkat çeken draft seçimleri

Caleb Downs (S, Ohio State) Biricni tur, dokuzuncu sıra

Malachi Lawrance (EDGE, UCF) Birinci tur, 23. Sıra

Jaishawn Barham (EDGE, Michigan) Üçüncü tur, 92. Sıra

Sleeper Pick

LT Overton (DT, Alabama) Dördüncü tur, 137. Sıra

Özellikle Downs seçimi, Cowboys’ın yıllardır devam eden safety ihtiyacını düşündüğümüzde kusursuza yakın bir seçim. Lawrance ve Barham seçimleri ise Downs kadar hemen katkı verecek veya takımın vazgeçilmezleri olacak isimler değil. Ancak Lawrance’ın pas baskısına getireceği atletizm ve defensive line’daki diğer oyuncularla oluşturacağı uyum, Barham’ın ise hem ILB hem de EDGE olarak oynayabilmesi -bir bakıma Micah Parsons gibi- yeni savunma koordinatörü Christian Parker’a onları joker gibi kullanabilme ve derinlik yaratma fırsatı veriyor.

Şu ana kadar hep savunmadan bahsettim çünkü geçen sezon bu takımın yeteri kadar rekabetçi olamamasının sebebi savunmaydı. Hücum sezon boyunca hep belli bir seviyenin üstünde, hatta elit diyebileceğimiz bir noktadaydı. Ancak savunmanın sürekli takımı aşağı çekmesi, sezonlarını bir noktada baltalamaya başladı. O yüzden hem draft seçimleri hem de free agency hamleleri hep savunma yönüne oldu. Hatta savunmayı yenilemeye geçtiğimiz sezon Quinnen Williams takasıyla başladılar. New York Jets’in yıldız DT’ını Mazi Smith, 2026 ikinci tur draft hakkı ve 2027 ilk tur draft hakkı karşılığında çok ciddi şeyler vererek alan Cowboys, bunun devamını bu offseason’daki hamleleriyle getirdi.

Şimdi biraz da free agency’de yaptıkları önemli hamlelere değinmemiz gerekiyor çünkü sayıca fazla olmasalar da takımın ihtiyaçlarına yönelik isimler kadroya katıldı…

Rashan Gary (Edge): Cowboys’ın Rashan Gary hamlesi, yeni koordinatör Christian Parker’ın 3-4 şemasına doğrudan güç ve elit kenar disiplini katacak taktiksel bir kazanç. Green Bay’deki 3-4 geçmişi sayesinde saha içi uyum sorunu yaşamayacak olan Gary, yüzde 15’in üzerindeki “pass rush win rate” oranı ve 60’ın üzerindeki QB baskısı istatistiğiyle savunmalar için büyük bir tehdit yaratıyor. Teknik olarak onun bull rush karakteri, Quinnen Williams ve Kenny Clark gibi isimlere daha fazla alan açacaktır. Ancak bu hamle ciddi yapısal riskler de barındırıyor. Gary’nin geçmişteki ACL sakatlığı Dallas için her zaman bir sakatlık nüksetme riski demek. Ayrıca pas oyunlarında geriye düşüp coverage yapması gerektiğinde hantal kalması ve koşu savunmasında bazen aşırı agresif davranıp kendi koridorunu kaybetmesi, mobil quarterback’lere karşı taktiksel bir zaaf doğuruyor.

Jalen Thompson (Safety): Jalen Thompson, yeni koordinatör Christian Parker’ın değişken savunma sistemine esneklik, denge ve derinlik getirecek bir isim. Eski antrenörü Ryan Smith ile yeniden buluşması sayesinde saha içi uyum sorunu yaşamayacak olan Thompson, çaylak Caleb Downs ile güçlü bir ikili oluşturabilir. Kariyeri boyunca yaklaşık yüzde yedi gibi oldukça düşük bir missed tackle oranına sahip olan Thompson, 2025 sezonunu 69,1 PFF notuyla tamamlayarak ligin istikrarlı açık alan savunucularından biri olduğunu da kanıtladı. Ancak bu hamlenin ciddi olumsuz tarafları da mevcut. Thompson, son iki sezonda toplam 0 interception yaparak aslında playmaker bir oyuncu olmadığını net şekilde göstermiş durumda. Ayrıca geçtiğimiz yıl kendisine doğru atılan paslarda 98,4 rakip quarterback reytingine izin vermesi, derin pas savunmasındaki zaafını da gösteriyor.

Cowboys, her ne kadar 30 sezondur elle tutulur bir başarısı olmamasına rağmen yine umut dolu ve yüksek beklentilerin olduğu bir sezona başlıyor. Evet, bunları söylediğim için sezon sonunda büyük ihtimalle yanılmış olacağım. Ancak ben onların uzun bir süre sonra gerçekten dengeli ve rekabetçi bir takıma sahip olduklarını düşünüyorum. Micah Parsons gibi bu ligin en değerli 5-10 oyuncusundan birini Jerry Jones’ın anlamsız egosu ve inadı yüzünden kaybetmelerine rağmen hem geçtiğimiz sezonun ortasındaki Quinnen Williams hamlesi hem bu offseason’da yapılan eklemeler hem de Christian Parker’ın savunma koordinatörlüğü görevine getirilmesiyle bence yeniden ligin ortalama savunmalarından biri olabilirler. Ki bu, takımın ihtiyacı olan şey.

Hücum zaten ligin en patlayıcı ve en iyi hücumlarından biri. CeeDee Lamb gibi ligin en özel WR’larından birine sahipler. Geçtiğimiz sezon takasla alınan George Pickens, şu ana kadar CeeDee Lamb ile harika bir ikili oluşturdu. Dak Prescott harika bir sezondan geliyor. Javonte Williams gibi kariyerinin en iyi sezonunu oynayan bir RB’leri var. Yani anlatmaya çalıştığım şu: Bu hücum sizi gerçekten en ileriye kadar götürebilir. Ama kritik soru şu: Savunma bu seviyeye ne kadar yaklaşabilecek?

Eğer yapılan koordinatör değişikliği ve hamleler kağıt üzerindeki gibi sahaya yansırsa bu takım çok tehlikeli olur. Ancak işler yine geçtiğimiz sezon gibi olursa hücum bir yere kadar taşıyabilir.

Tahmin: 10 galibiyet, yedi mağlubiyet, grup ikinciliği

Washington Commanders

Washington, 1932’deki kuruluşundan beri kimliğini bulamayan ve başkent takımı olmasına rağmen bir türlü potansiyelini sahaya yansıtamayan bir franchise oldu. Aslında 1980’lerde ve 1990’ların başında üç Super Bowl kazanan Washington, modern dönem olarak kabul edilen 2000 sonrası süreçte tam bir çöküş yaşadı ve bir kimlik karmaşasının yanında modern dönemin en başarısız franchise’larından biri oldu. Ancak bu döngüyü 2024 yılında önce drafttan QB Jayden Daniels’ı seçerek, daha sonra da HC pozisyonuna Dan Quinn’i getirerek kırdıklarını söyleyebiliriz. O sezon çok sürpriz bir şekilde NFC finaline çıkan Washington ve NFL tarihinin en iyi çaylak yıllarından birini oynayan Jayden Daniels’ı izlememize rağmen, geçtiğimiz sezonu ağırlıklı olarak yaşanan çok ciddi sakatlıklar nedeniyle kötü ve hayal kırıklığıyla bitirdiler. Jayden Daniels, Zach Ertz, Terry McLaurin, Dorance Armstrong ve Marshon Lattimore gibi takımın çok kritik parçaları sezon boyunca uzun süreli sakatlıklar nedeniyle ya sürekli maç kaçırdı ya da oynasalar bile tam verim veremedi. Ancak yeni sezona girerken Jayden Daniels dahil -ki normal olarak en önemlisi o- her oyuncu sağlıklı durumda ve bu Washington için en iyi senaryo.

Artık yavaş yavaş yeni sezonda onları neler beklediğine, iki sezon önceki başarıyı tekrar yakalayıp yakalayamayacaklarına gelirsek, ben o başarının ve sezonun biraz denk geldiğini düşünüyorum. Evet, Jayden Daniels hala harika bir QB ve ligin en iyilerinden biri olabilecek potansiyele sahip. İlk sezonunda ciddi şekilde MVP olması gerektiğini savunan insanlar vardı ve o sezonu düşündüğümüzde bu çok da absürt bir istek gibi gelmiyordu. Bu yüzden ben onun geçen sezonki düşüşünü sakatlıklara ve biraz da sophomore slump’a (genelde oyuncuların ikinci sezonlarında ilk yılları kadar etkileyici olamamasına) bağlıyorum. Ancak her ne kadar iki sezon önceki başarılarını biraz tesadüfe bağlasam da geçen sezonki gibi dört galibiyette kalacak bir takım değiller. Aslında Indianapolis Colts bölümünde söylediklerimi Washington için de söyleyebilirim: Ne NFC finaline veya Super Bowl’a gidebilecek ne de ligin dibinde yer alacak bir takım. O yüzden onların en azından geçen sezona kıyasla bir sıçrama yapacaklarını ve playoff yarışı içinde olacaklarını tahmin ediyorum.

Off-season’daki hamleleri ve draft seçimlerine geçmeden önce bahsetmek istediğim bir şey daha var: Hücum koordinatörü Kliff Kingsbury’nin ayrılması. Arizona’da başarısız geçen dört sezonun ardından USC ile kolej futboluna dönen Kingsbury, orada geçirdiği bir sezonun ardından 2024’te Washington’a katıldı. Hem Jayden Daniels’ın gelişiminin hem de takımın ligin en iyi hücumlarından birine dönüşmesinin belki de ana sebeplerinden biriydi. Dolayısıyla Kingsbury sonrası hücumun daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi gideceği şu an için büyük bir soru işareti. Şimdi biraz da free agency’de yaptıkları önemli hamlelere bakalım…

Odafe Oweh (Edge): Washington’ın Odafe Oweh ile imzaladığı dört yıl, 100 milyon dolarlık ve 68 milyon doları garantili kontrat, yüksek potansiyelli ancak finansal açıdan riskli bir hamle. Taktiksel açıdan Oweh; elit atletizmi ve “speed-to-power” mekaniği sayesinde takımın çoklu savunma kurgusuna (multi-front) kusursuz uyum sağlıyor. Nitekim PFF verilerine göre yüzde 17,3’lük QB baskı oranı ve 78,0’lık pass-rush notu, sakatlıklarla çöken Commanders savunmasına ilaç olacak nitelikte. Ancak olumsuz tarafta, teknik el kullanımındaki ve boşluk disiplinindeki (gap integrity) kronik eksiklikleri nedeniyle 62,5 gibi vasat bir run-defense notuna sahip. En büyük handikap ise sezonluk sack sayıları. 2024’teki 10 sack dışında genellikle beş ila sekiz bandında gezinen bir oyuncuya bu denli devasa bir maaş ödenmesi, gelecekte takımın bütçe esnekliğini ciddi şekilde kısıtlama riski barındırıyor.

K’Lavon Chaisson (Edge): K’Lavon Chaisson hamlesini derinlik sağlamayı amaçlayan düşük riskli bir fırsat hamlesi olarak görebiliriz. Saha içi özellikleri bakımından hızı ve atletizmiyle takımın agresif pas baskısı rotasyonunda Odafe Oweh’i tamamlayacak dinamik bir EDGE profili sunan Chaisson, geçen sezon ürettiği 54 QB baskısı ve kariyer rekoru olan 7,5 sack ile hücum hatlarını yıpratabildiğini kanıtladı. İşin olumsuz tarafında ise, teknik istikrarsızlığı ve rakipleri karşılama zafiyeti nedeniyle 48,5 gibi oldukça zayıf bir koşu savunması notuna sahip. Eski bir ilk tur seçimi olmasına rağmen kariyerinde yalnızca tek sezonluk bir çıkış yakalamış olması bu hamleyi bir kumar hâline getiriyor. Ancak kontratın 1 yıllık kısa süresi takımı finansal bir riskten koruyor.

Stefon Diggs (WR): New England Patriots’tan ayrılan veteran yıldız Stefon Diggs ile imzalayan Washington’ın amacı, Diggs’in hücum hattına sınıf atlatmasını ve Terry McLaurin ile iyi bir ikili oluşturmasını sağlamak. Yeni hücum koordinatörü David Blough’un sisteminde hem içeride (slot) hem de dışarıda oynayabilen çok yönlü bir “X” faktör olan Diggs, PFF verilerine göre geçen sezon ACL sakatlığından muazzam bir şekilde dönerek 87,5 gibi elit bir derece, %83’lük olağanüstü bir catch rate ve 1,013 yard üretti. Bu elit verimlilik, Terry McLaurin’in karşısında konumlanarak QB Jayden Daniels’a aranan güvenilir pas opsiyonunu doğrudan sunacaktır.

Madalyonun olumsuz tarafında ise fiziksel düşüş ve riskler yer alıyor. Nitekim 32 yaşına gelen Diggs, derin pas tehdidi özelliğini kaybetmeye başladığı için geçen sezon rotalarda orta/kısa mesafeye (8,7 aDOT) hapsoldu ve yalnızca dört touchdown üretti. En büyük soru işareti ise eski takımlarında — Bills, Texans ve kısmen Patriots — zaman zaman soyunma odası huzurunu ve saha içi kimyasını zorlayan agresif karakter yapısı. Ancak kontratın Chaisson’da olduğu gibi 1 yıllık olması Washington’ı uzun vadeli risklerden büyük ölçüde koruyor.

Dikkat çeken draft seçimleri

Sonny Styles (LB, Ohio State) Birinci tur, yedinci sıra

Antonio Williams (WR, Clemson) Üçüncü tur, 71. Sıra

Joshua Josephs (EDGE, Tennessee) Beşinci tur, 147. Sıra

Sleeper Pick

Kaytron Allen (RB, Penn State) Altıncı tur, 187. Sıra

Yazının başında bahsettiğim gibi Washington, 90’lı yıllardan beri kimliği ve ne yaptığı belli olmayan, çok başarısız bir franchise’a dönüştü. Ancak özellikle Jayden Daniels’ın onların çok uzun süredir bekledikleri “franchise QB” beklentilerini karşılaması ve Dan Quinn’in getirdiği kültür, Washington’ı yeniden saygı duyulan ve rekabetçi olabilen bir takıma çevirdi. Önümüzdeki sezona da bence yine bu doğrultuda giriyorlar. Özellikle geçen sezon sakatlıklar yüzünden faydalanamadıkları oyuncuların sağlıklı bir şekilde geri dönmeleri ve offseason’da yaptıkları az ama öz hamleler, yeni sezona umutlu girmelerini sağlıyor.

Evet, ben hala iki sezon önceki başarının sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Ancak bu takımın playoff takımı olma ve playofflarda sürpriz yapma ihtimalini de görmezden gelmiyorum.

Tahmin: Dokuz galibiyet, sekiz mağlubiyet, grup üçüncülüğü

New York Giants

Son takımımız ise Eli Manning önderliğinde hem 2008’de hem de 2012’de Super Bowl kazandıktan sonra yavaş yavaş irtifa kaybeden, 2019’da da Manning’in emekliliğinin ardından adeta yere çakılan Giants. Büyük Elma’nın diğer yarısı olan Giants, her ne kadar 2022’de Daniel Jones, Saquon Barkley ve Brian Daboll çekirdeğiyle çok sürpriz bir şekilde Divisional Round’a çıkma başarısı gösterse de o başarıyı hiçbir şekilde istikrarlı hale getiremedi. Zaten o çekirdekten artık kimse kalmadı. Ancak geçtiğimiz yıllardaki Malik Nabers, Jaxson Dart, Abdul Carter ve Cam Skattebo seçimleri ve bu off-season’da yaptıkları köklü değişikliklerle Giants’ın uzun yıllar sonra doğru bir yola girdiğini söyleyebiliriz.

Öncelikle head koç koltuğuna John Harbaugh’nun getirilmesiyle başlamak istiyorum. Tam 18 sezon boyunca Baltimore’un başında olan Harbaugh, geçtiğimiz sezonun bitimiyle Baltimore’dan ayrıldı ve Giants’ın yolunu tuttu. Harbaugh’nun özellikle işler playofflara geldiği zaman tartışılacak yönleri olsa da Giants’ın şu anki ihtiyaçlarını düşündüğümüzde Harbaugh tercihi bence kusursuza yakın. Bu takımın her şeyden önce bir kültür oluşturmaya, kazanma alışkanlığına ve ciddiye alınan bir takım olmaya ihtiyacı var. Harbaugh bunun için biçilmiş kaftan olabilir. Baltimore’da 18 yıl boyunca oluşturduğu kültürü hepimiz gördük. Bunun bir benzerini Giants’ta neden yapamasın? Hatta bunu yapamazsa, yani bu birliktelik hayal edilenden çok daha kısa sürerse, bu durumun Harbaugh’nun suçundan çok Giants’ın başarısızlığı olacağını düşünüyorum.

Koç ekibindeki diğer değişikliklere gelirsek, hücum koordinatörlüğüne Matt Nagy, QB koçluğuna ise Brian Callahan getirildi. Açık konuşmak gerekirse Nagy hamlesini hiç beğenmedim. Nagy, her ne kadar Chiefs’in en özel yıllarında takımın hücum koordinatörü olarak gözükse de kararları neredeyse hep Andy Reid veriyordu. Nagy’nin Chicago’daki head koçluk deneyimini düşündüğümüzde daha iyi bir isme gidebilirlerdi.

Callahan hamlesi ise gayet iyi ve mantıklı duruyor. Aslında o da Nagy gibi HC deneyimi çok kötü geçen isimlerden biri. Ancak daha öncesinde Bengals’ta hücum koordinatörü olarak yaptıkları, zamanında Peyton Manning, Derek Carr ve Matthew Stafford gibi isimlerle çalışması ve Joe Burrow ile Cam Ward gibi oyuncuların gelişim eğrisi düşünüldüğünde, elinizde Jaxson Dart gibi bir QB varken Callahan ismi en azından kağıt üzerinde çok mantıklı duruyor.

Şimdi yavaş yavaş off-season’da yaptıkları hamlelere ve draft seçimlerine geçmek istiyorum çünkü Giants hem fazlaca hamle yaptı hem de çok iyi bir draft geçirdi.

Dikkat çeken draft seçimleri

Arvell Reese (Edge, Ohio State) Birinci tur, beşinci sıra

Francis Mauigoa (RG, Miami) Birinci tur, 10. Sıra

Colton Hood (CB, Tennessee) İkinci tur, 37. Sıra

Malachi Fields (WR, Notre Dame) Üçüncü tur, 74. Sıra

Sleeper Pick

Jack Kelly (LB, BYU) Altıncı tur, 139. Sıra

Tremaine Edmunds (LB): Giants’ın Tremaine Edmunds hamlesi, 2025’te 2,470 yard izin vererek lig sonuncusu olduğu koşu savunmasını düzeltmek için yapılan en büyük hamlelerden biri. Geçen sezonu yüzde 80,8’lik PFF koşu savunması derecesi, dört interception ve 112 tackle ile tamamlayan veteran oyuncu, sahanın ortasına elit bir fiziksel güç katıyor. Teknik olarak en büyük avantajı, kariyerindeki her sezonda 100 tackle barajını aşacak kadar istikrarlı bir oyun bozucu olması.

Ancak madalyonun olumsuz tarafında Edmunds’ın 52,1 gibi oldukça düşük kalan PFF coverage derecesi ve alan savunmasında arkasına adam kaçırma eğilimi yer alıyor. Ayrıca hanesine yazılan 11 missed tackle ve kronik kasık sakatlığı geçmişi, ona verilen yüksek garanti paranın Giants adına ciddi bir finansal ve saha içi risk barındırdığını gösteriyor.

Isaiah Likely (TE): Isaiah Likely, baş antrenör John Harbaugh’nun hücum şemasını tamamen değiştirebilecek çok yönlü bir “satranç taşı” olarak öne çıkıyor Malik Nabers’ın üzerindeki savunma baskısını hafifletmek ve QB Jaxson Dart’a güvenli bir pas istasyonu yaratmak amacıyla kadroya eklenen Likely, teknik olarak slot alıcısı gibi hareket edebilen hibrit bir atletizme sahip Baltimore’da Mark Andrews’un gölgesinde kalmasına rağmen süre bulduğu anlarda ne kadar patlayıcı olabileceğini kariyerindeki 135 reception, 1,568 yard ve 15 TD istatistikleriyle kanıtladı Özellikle 2024 sezonunda yakaladığı 42 reception ve altı TD’lık zirve performansı, Giants’ın 12-personnel ağırlıklı ağır formasyonlarda bile sahaya dikey bir pas tehdidi yaymasını sağlayacak. Bu hamlenin objektif olarak olumsuz tarafına bakıldığında ise Likely’nin kariyeri boyunca hiçbir sezonda tek başına 500 yard barajını aşamamış olması, onu yıllık 13,3 milyon dolarla NFL’in en çok kazanan dördüncü tight end’i yapan bu kontratı ciddi bir finansal risk hâline getiriyor. Teknik olarak bir run blocker olmaktan ziyade saf bir pas yakalayıcısı olması, Giants’ın koşu oyunlarında Theo Johnson gibi isimlere olan bağımlılığını artırabilir. Ayrıca Baltimore’da hep “ikinci opsiyon” olarak oynayan bir oyuncunun New York medyasının baskısı altında aniden “birinci opsiyon” rolüne soyunacak olması, saha içi istikrarı açısından en büyük soru işareti.

Darnell Mooney (WR): Tennessee’ye giden Wan’Dale Robinson’ın boşluğunu doldurmak amacıyla kadroya katılan Darnell Mooney, hücum koordinatörü Matt Nagy’nin pas şemasında esneklik yaratacak kritik bir taktiksel parça olarak öne çıkabilir. Malik Nabers’ın sakatlık dönüşü sürecinde ve dikey pas tehditlerinde QB Jaxson Dart’ın agresif oyun tarzıyla saha içi uyum yakalaması beklenen 28 yaşındaki oyuncu, hem slotta hem de dış çizgide oynayabilme çok yönlülüğüne sahip. Teknik olarak Chicago Bears döneminde birlikte çalıştığı Matt Nagy’nin “pre-snap motion” sistemini çok iyi bilmesi, takıma adaptasyonunu kolaylaştırıyor. Ancak Mooney’nin Atlanta formasıyla geçirdiği 2025 sezonunda yaşadığı köprücük kemiği ve hamstring sakatlıkları nedeniyle yalnızca 32 reception, 443 yard ve 1 TD’de kalması en büyük soru işareti. Geçtiğimiz yıl derin pas rotalarında ortalama 14,4 yardlık hedef derinliğiyle güven vermeyen bir grafik çizmesi, 70 hedeflemede 6 drop yapması ve sezonu 52,5 gibi oldukça düşük bir genel dereceyle bitirmesi, Giants’ın pas hücumunda istikrar yakalama hedefini finansal ve saha içi açıdan riske atabilir.

Odell Beckham Jr. (WR): Normalde her hamleyi istatistiklerle birleştirip olumlu ve olumsuz yönleriyle yorumlamaya çalışırım. Ancak Odell Beckham’ın Giants’a dönüşü bence istatistiklerle açıklanmak zorunda olmayan, işin içine biraz da duyguların girdiği bir birliktelik. Giants tarafından 2014 Draftı’nda 14. sırada seçilen OBJ, çok başarılı geçen sezonların ve Eli Manning döneminin sonrasında Giants taraftarlarının tek umudu hâline geldi. İnsanüstü atletizmi, olağanüstü catch yeteneği, çok sorunlu ve kötü Giants takımlarıyla oynamasına rağmen kendi performansının hiç düşmemesi ve benim için ve çoğu kişi için tarihin en iyi catch’i olan Dallas maçındaki yakalaması gibi özellikleri sayesinde hem Giants taraftarının hem de genel NFL izleyicisinin kalbinde özel bir yere sahipti. O yüzden sekiz yıl sonra bu birlikteliği yeniden görmek, nasıl biteceğinden bağımsız olarak beni ve tahmin ediyorum ki benim gibi milyonlarca kişiyi mutlu ediyor.

Toparlamak gerekirse, son 10-15 yıldır ligin dibinde görmeye alıştığımız Giants; önce draft seçimleri, ardından koç ekibindeki değişiklikler ve takıma katılan yeni oyuncularla birlikte çok uzun zamandır hiç olmadığı kadar umut dolu bir şekilde sezona başlıyor. Özellikle Malik Nabers ve Cam Skattebo gibi oyuncular sakatlıklardan eski hâlleriyle dönebilirlerse, Jaxson Dart ve hücumun geri kalanıyla birlikte çok patlayıcı ve tehlikeli bir Giants yaratabilirler.

Savunmada da Abdul Carter ve Brian Burns önderliğinde zaten fena olmayan bir savunmaları var. Eğer bu iki üniteyi birleştirebilirlerse, eskisi gibi hiç kimsenin garanti galibiyet yazamayacağı, zaman zaman çok acayip galibiyetler alan bir takıma dönüşeceklerini düşünüyorum. Evet, bu hemen ilk sezonlarında playoff yapacakları anlamına gelmiyor. Ancak John Harbaugh liderliğindeki Malik Nabers, Cam Skattebo, Jaxson Dart ve Abdul Carter’lı çekirdek beni bir NFL izleyicisi olarak çok heyecanlandırıyor.

Tahmin: Altı galibiyet, 11 mağlubiyet, grup sonunculuğu