Seattle Seahawks’ın New England Patriots’ı 29-13 mağlup ederek Super Bowl LX’i kazanmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçti. NFL’de off-season boyunca gerçekleştirilen takaslar, serbest oyuncu anlaşmaları, draft tercihleri ve teknik ekip değişiklikleri ise yeni sezonun güç dengesini şimdiden değiştirdi. Seattle unvanını korumaya çalışırken Los Angeles Rams doğrudan bugünü hedefleyen agresif hamleler yaptı. Denver Broncos ve New England Patriots geçen sezon AFC’nin zirvesine kadar çıkmış kadrolarını daha da güçlendirdi. Buffalo Bills ise bir kez daha Josh Allen döneminin şampiyonluk beklentisini karşılamaya çalışacak. Chicago Bears da yüksek tavanlı genç çekirdeğiyle bu yazının sürpriz adayı…

Bu yazı bir güç sıralaması ya da bahis oranlarının tekrarı değil; tamamen benim 2026 sezonu öncesindeki kişisel tahminlerime dayanıyor…

Los Angeles Rams

Rams, benim için bu listenin en güçlü adaylarından biri. Bunun en önemli sebebi Matthew Stafford ile Sean McVay arasındaki sistemin hala NFL’in en güvenilir quarterback-koç ortaklıklarından biri olması. Stafford, 2025 sezonunda MVP’yi kazandıktan sonra Rams ile yeni bir sözleşme imzaladı. Yaşı artık doğal olarak bir soru işareti yaratıyor fakat geçen sezon 4,707 pas yardı ve 46 touchdown üretmesi, fiziksel olarak hala elit seviyede oynayabildiğini gösterdi. Puka Nacua ve Davante Adams gibi iki kaliteli receiver’ın bulunduğu bir hücumda Stafford’ın işi de birçok quarterback’e göre daha kolay.

Rams’in asıl dikkat çeken hamleleri ise savunma tarafında geldi. Myles Garrett için Jared Verse ile birlikte üç önemli draft hakkından vazgeçtiler. Daha önce Kansas City’den Trent McDuffie’yi alan takım, Jaylen Watson’ı da kadrosuna ekleyerek geçen sezon zaman zaman problem yaşayan secondary grubunu ciddi şekilde yeniledi. Garrett, 2025’te 23 sack ile NFL’in tek sezon rekorunu kırmış bir oyuncu. Böylesine dominant bir pass-rusher’ın Rams’in genç ve atletik savunma hattına eklenmesi, bu grubun ulaşabileceği seviyeyi tamamen değiştirebilir.

Tabii bu kadar agresif davranmanın riski de var. Rams gelecek draft haklarının önemli bir kısmından vazgeçti ve Verse gibi genç bir savunmacıyı kaybetti. Stafford’ın sağlık durumu, receiver grubunun Nacua ve Adams arkasındaki derinliği ve yeni offensive line düzeni de sezon içinde problem yaratabilir. Fakat bana kalırsa Rams’in kadrosunda diğer adaylara kıyasla daha az belirgin eksik bulunuyor. Bu takım için playoff yapmak başarı sayılmayacaktır. Rams’in sezonu Super Bowl’a ulaşıp ulaşamamasına göre değerlendirilecek.

Seattle Seahawks

Seattle’ı adaylar arasına koymak için çok fazla açıklama yapmaya gerek yok. Seahawks geçen sezon 14 galibiyet aldı, NFC Championship maçında Rams’i 31-27 mağlup etti ve Super Bowl LX’te New England Patriots karşısında 29-13 kazanarak şampiyon oldu. Özellikle Mike Macdonald’ın savunması Super Bowl’da Patriots hücumuna maç boyunca nefes aldırmadı. Seattle, yeni sezona hala yenilmesi gereken takım olarak giriyor.

Takım off-season’da şampiyon kadronun büyük bölümünü korumayı başardı. Jaxon Smith-Njigba ile uzun süreli yeni sözleşme imzalanırken Rashid Shaheed de takımda tutuldu. Sam Darnold bu sezon yine Smith-Njigba, Shaheed ve Cooper Kupp gibi farklı özelliklere sahip receiver’larla oynayacak. Savunmanın temel parçalarının büyük kısmının kadroda kalması da Seattle’ın tabanını oldukça yüksek tutuyor. Yine de iki önemli değişiklik var. Super Bowl MVP’si Kenneth Walker III, Kansas City Chiefs’e gitti. Şampiyonluk sezonunun hücum koordinatörü Klint Kubiak da Las Vegas Raiders’ın head koçu oldu ve yerine Brian Fleury getirildi. Seattle’ın koşu oyununu nasıl yeniden şekillendireceği ve Darnold’ın yeni hücum koordinatörüyle aynı seviyeyi koruyup koruyamayacağı, sezonun önemli soruları arasında olacak.

Seattle’ın diğer adaylara göre en büyük avantajı, bu kadronun zaten şampiyon olabileceğini kanıtlamış olması. En büyük dezavantajı ise NFL’de arka arkaya şampiyon olmanın ne kadar zor olduğu. Rakipler artık Macdonald’ın savunmasını ve Darnold’ın hücumunu bir yıl boyunca inceleme fırsatı buldu. Yine de Seattle’ın belirgin şekilde geriye gittiğini düşünmek için şu an ciddi bir sebep yok.

Buffalo Bills

Buffalo Bills için son yıllarda yazılan neredeyse her sezon öncesi değerlendirmesi aynı soruya çıkıyor: Josh Allen bu takımı sonunda Super Bowl’a taşıyabilecek mi?

Bills geçen sezon Divisional Round’da Denver Broncos’a uzatmada 33-30 kaybetti. Buffalo maç boyunca beş top kaybı yaptı ve Allen bunların dördünde doğrudan rol oynadı. Bu mağlubiyetten sonra Sean McDermott ile yollar ayrıldı ve Joe Brady head koçluk görevine getirildi. Uzun süredir playoff’larda benzer şekilde elenen bir takım için bu değişim anlaşılabilir olsa da, Brady’nin ilk head koçluk deneyimine doğrudan şampiyonluk baskısı altında başlayacak olması önemli bir risk.

Kadrodaki en önemli hamle DJ Moore’un alınması oldu. Stefon Diggs’in ayrılışından sonra Bills hücumunda savunmaların özel olarak hazırlanmasını gerektirecek net bir birinci receiver eksikliği vardı. Moore geçen sezon Chicago’da önceki yıllarına kıyasla daha sınırlı üretmiş olsa da Joe Brady ile Carolina döneminden gelen bir geçmişe sahip. Josh Allen gibi bir quarterback ile oynaması da kariyerinin en verimli dönemlerinden birini geçirmesine yardımcı olabilir. Savunmaya Bradley Chubb’ın eklenmesi ise Buffalo’nun playofflarda zaman zaman yetersiz kalan pass rush grubunu güçlendirmeyi amaçlıyor.

Bills’e güvenmemin ana sebebi hala Josh Allen. NFL’de kötü giden bir oyunu bireysel yeteneğiyle pozitif sonuca çevirebilen çok az quarterback var ve Allen bunların başında geliyor. Fakat Buffalo’nun asıl sorunu normal sezonda iyi futbol oynayamamak değil, playoffların kritik anlarında daha dengeli ve kontrollü kalamamaktı. Bu sezon Allen’ın her problemi tek başına çözmek zorunda kalmadığı bir yapı görürsek Bills’in Super Bowl’a ulaşma ihtimali oldukça yüksek. Fakat yeni teknik ekip savunmayı toparlayamaz ve top kayıpları kritik maçlarda devam ederse yine aynı hikayeyi konuşabiliriz.

Denver Broncos

Denver Broncos’u bu listeye eklemek için en güçlü gerekçe, geçen sezon zaten şampiyonluğun eşiğine kadar gelmiş olmaları. Broncos normal sezonu 14-3 tamamladı, AFC’nin bir numaralı seri başı oldu ve Divisional Round’da Buffalo Bills’i uzatmada 33-30 mağlup etti. Bo Nix’in uzatmada yaşadığı ayak bileği kırığı nedeniyle AFC Championship’te oynayamaması ise sezonun kaderini değiştirdi. Denver, Jarrett Stidham ile New England karşısında yalnızca 10-7 kaybetti. Sağlıklı bir Nix ile bu takımın Super Bowl’a ne kadar yaklaşabileceğini düşünmek zor değil.

Off-season’daki en önemli hamle Jaylen Waddle’ın alınması oldu. Denver bu takas için ilk tur hakkı da dâhil olmak üzere önemli bir paket verdi fakat hücumun en belirgin ihtiyacını doğrudan çözdü. Courtland Sutton güvenilir bir birinci receiver olarak üretmeye devam ederken Waddle’ın hızı ve açık alandaki tehdidi, Sean Payton’ın hücumuna geçen sezon eksik olan patlayıcılığı katabilir. Evan Engram, Marvin Mims Jr. ve genç oyuncularla birlikte Nix’in çevresindeki pas opsiyonları artık çok daha çeşitli.

Broncos’un güven veren tarafı yalnızca hücumu değil. Geçen sezon ligin en iyi gruplarından biri olan offensive line büyük ölçüde korunurken Garett Bolles ve Quinn Meinerz All-Pro seviyesinde oynadı. Savunmada Pat Surtain II ve Zach Allen’ın başını çektiği çekirdek de yerinde duruyor. Denver’ın hem quarterback’i koruyabilen hem de rakip quarterback’e düzenli baskı yapabilen fiziksel yapısı, playoff futbolunda önemli bir avantaj.

Elbette Nix’in sakatlıktan nasıl döneceği ve Waddle için ödenen yüksek bedelin uzun vadede kadro derinliğini nasıl etkileyeceği önemli soru işaretleri. Broncos geçen sezon birçok yakın maçı son bölümde kazandı ve AFC West bu yıl daha zorlayıcı olabilir. Fakat geçen sezonki 14 galibiyet, AFC Championship yolculuğu ve kadroya eklenen gerçek bir patlayıcı receiver birlikte düşünüldüğünde Denver’ı yalnızca playoff adayı olarak görmek yetersiz kalır. Benim için Broncos, 2026’da Super Bowl’a ulaşabilecek en dengeli takımlardan biri.

New England Patriots

New England Patriots’ın bir yıl içinde geldiği nokta sezonun en büyük hikayelerinden biriydi. Mike Vrabel’ın ilk sezonunda takım 14-3’lük derece elde etti, AFC East’i kazandı ve Denver’ı deplasmanda 10-7 mağlup ederek Super Bowl LX’e çıktı. Finalde Seattle karşısında hücumun büyük ölçüde durması sezonu hayal kırıklığıyla bitirdi, fakat arka arkaya iki 4-13’lük sezonun ardından AFC şampiyonu olmak bu yükselişin tesadüf olarak görülmesini zorlaştırıyor.

Bu dönüşümün merkezinde Drake Maye vardı. Maye geçen sezon 4,394 pas yardası ve 31 touchdown üretirken tamamlama yüzdesi, pas başına yardası ve passer rating gibi birçok önemli kategoride ligin zirvesinde yer aldı. MVP oylamasını Matthew Stafford’ın arkasında ikinci tamamlaması da ikinci sezonunda ulaştığı seviyeyi gösteriyor. New England’ın 2026’daki şampiyonluk ihtimali büyük ölçüde Maye’in bu performansı tekrarlayıp playoff’larda daha kontrollü oynayabilmesine bağlı.

Patriots off-season’da Maye’in çevresini güçlendirmek için oldukça agresif davrandı. A.J. Brown için gelecek yıllara ait birinci tur hakkından vazgeçilirken Romeo Doubs da receiver grubuna eklendi. Alijah Vera-Tucker offensive line’a, Kevin Byard ile Dre’Mont Jones ise savunmaya katıldı. Brown gibi savunmaların özel olarak hazırlanmasını gerektiren gerçek bir, bir numaralı receiver’ın bulunması, geçen sezon birçok problemi bireysel olarak çözmek zorunda kalan Maye’in işini önemli ölçüde kolaylaştırabilir.

Yine de Patriots’ın geçen sezonki başarısını otomatik olarak tekrarlayacağını düşünmek doğru olmaz. Takım normal sezonda birçok yakın maçı kazandı, playoff’larda Maye üzerindeki baskı giderek arttı ve Super Bowl’da hücum yalnızca 13 sayı üretebildi. Yeni oyuncuların sisteme uyumu ve offensive line’ın pas koruması, özellikle sezonun büyük maçlarında belirleyici olacak. Yine de 14 galibiyet alan, Super Bowl’a çıkan ve kadrosuna A.J. Brown gibi bir yıldız ekleyen Patriots’ı favoriler dışında bırakmak bana kalırsa daha büyük bir hata olur.

Sürpriz Aday: Chicago Bears

Chicago Bears bu yazının sürpriz adayı. Ben Johnson’ın ilk sezonunda Chicago, NFC North’u kazandı ve playoff’larda Rams’e karşı uzatmaya kadar gitti. Bears maçı 20-17 kaybetti fakat Caleb Williams’ın liderliğindeki bu genç kadro, sezonun en büyük maçlarında rekabet edebileceğini gösterdi. Yine de Chicago’yu doğrudan favoriler arasına koymak için listedeki diğer takımlara göre daha fazla varsayım yapmak gerekiyor.

Off-season’daki en büyük karar D.J. Moore’un Buffalo’ya gönderilmesiydi. Bears bu takasta Moore’u ve bir beşinci tur hakkını göndererek ikinci tur draft hakkı aldı. Drew Dalman’ın emekliliğinin ardından Garrett Bradbury, center pozisyonundaki boşluğu doldurmak için takasla kadroya eklendi. Draft’ta ise ilk turdan safety Dillon Thieneman, ikinci turdan offensive lineman Logan Jones seçildi. Bu hamleler kadronun bazı ihtiyaçlarını karşıladı ancak Moore’un ayrılığının pas hücumundaki etkisi küçümsenmemeli.

Bears’ın sürpriz yapma ihtimali büyük ölçüde Williams’ın üçüncü sezonunda göstereceği gelişime bağlı. Rome Odunze, Luther Burden III ve Colston Loveland’dan oluşan genç pas yakalama grubu oldukça potansiyelli. Johnson’ın ilk sezonundaki Chicago hücumu ligin ilk 10’u içerisinde yer aldı ve aynı sistemde geçirilecek ikinci yıl, özellikle Williams’ın daha hızlı ve daha istikrarlı karar vermesine yardımcı olabilir.

Yine de Bears henüz listedeki diğer takımlar kadar kanıtlanmış değil. Geçen sezon birçok maç, son bölümde gelen geri dönüşler ve savunmanın rakibe yaptırdığı top kayıpları sayesinde kazanıldı. Moore’un ayrılığı sonrasında genç receiver’ların daha büyük roller üstlenmesi gerekiyor. Chicago’nun adaylığı bugünkü tabanından çok, genç hücum çekirdeğinin ulaşabileceği tavana dayanıyor. Williams beklediğim sıçramayı yaparsa Bears yalnızca NFC North yarışında değil, bütün NFC’de ciddi bir tehdit haline gelebilir.

Sonuç olarak 2026 sezonunda şampiyonluk yarışı yalnızca kadro kalitesiyle değil, yeni teknik ekiplerin uyumu, yıldız oyuncuların sağlığı ve kritik anlarda verilecek kararlarla şekillenecek. Seattle unvanını korumaya çalışırken Rams, Bills, Broncos ve Patriots doğrudan Super Bowl hedefiyle sezona giriyor. Chicago ise genç çekirdeği beklenen sıçramayı yaparsa bu yarışın dengelerini değiştirebilecek sürpriz aday olarak öne çıkıyor…