Geçtiğimiz sezonun ardından bu grupta dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu söylemek için fazla uzağa bakmaya gerek yok. Sezonu aynı galibiyet sayısıyla tamamlayan üç takımın arasından yalnızca averajla sıyrılan bir şampiyon, aslında bize önümüzdeki sezon için de çok şey söylüyor. Bir yanda yükselişini sürdürmek isteyen genç ve iddialı kadrolar, diğer yanda yeniden yapılanmanın eşiğinde olan takımlar var. Hiçbirinin diğerleri üzerinde tartışmasız bir üstünlüğü bulunmuyor ve belki de en ilginç nokta tam olarak burada yatıyor: Bu kez tahtın gerçek bir sahibi yok. Dört takımın da sezonu kendi lehine çevirebileceği, ancak aynı zamanda birkaç yanlış hamleyle yarışın tamamen dışında kalabileceği bir sezon bizi bekliyor.

Carolina Panthers

NFC Güney grubumuza, geçtiğimiz sezon Tampa Bay’in dominasyonuna son veren Panthers ile başlayacağız. Aslında bu grup, Tom Brady’nin olduğu dönemde bile NFL’in en az ilgi çeken gruplarından biri oldu. 2017-2020 arasında Saints’in, 2021-2024 arasında ise üst üste Tampa Bay’in kazandığı bir grup haline geldi. Ancak geçtiğimiz sezon Panthers’ın Bryce Young önderliğinde yeni bir heyecan ve coşku getirdiğini söyleyebiliriz.

2023 NFL Draftı’nın BİR numarası Bryce Young’ın kariyeri, aslında geçtiğimiz sezona kadar ciddi bir hayal kırıklığıyla ilerliyordu. Özellikle draft öncesinde fiziksel dezavantajları ve kol kuvveti üzerinden yapılan eleştirilerin büyük ölçüde doğru çıkması, Young’ın “bust” olarak değerlendirilmesine ve hatta ikinci sezonunda Andy Dalton’ın arkasına düşerek bench’e çekilmesine sebep olmuştu. Ancak geçtiğimiz sezon kariyerinin en iyi dönemini geçirmesi, bu eleştirilerin en azından şimdilik önünü kesmesini sağladı. Şimdi ise sorulması gereken en büyük soru şu: Panthers ve Bryce Young, geçtiğimiz sezonki gelişimlerini bir adım daha ileriye taşıyabilecek mi? Bunun için Panthers’ın off-season’da çok değerli hamleler yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle savunma tarafına Jaelan Phillips ve Devin Lloyd gibi piyasadaki önemli isimleri kattılar. Ancak bu oyuncuların Panthers’a neler katabileceğine yazının ilerleyen bölümlerinde daha detaylı değineceğim.

Hücum tarafında ise savunmadaki kadar büyük hamleler yapmak yerine, daha çok son birkaç sezondaki draft seçimlerinin gelişimine yatırım yapan bir Panthers vardı. Ancak bu plan, bu draftta üçüncü turdan seçtikleri WR Chris Brazzell’ın sezonu kapatmasına sebep olan LCL sakatlığı nedeniyle biraz sekteye uğramış olabilir. Özellikle Brazzell’ın sakatlığının ardından Jalen Coker ve Xavier Legette’den hangisinin, geçtiğimiz sezon harika bir çaylak yılı geçiren Tetairoa McMillan’ın yanında güvenilir bir WR2 ve Bryce Young için istikrarlı bir pas opsiyonu olacağı çok daha önemli hale geldi. Çünkü bu takımın en büyük problemlerinden biri, WR grubunun gerçekten sınırlı olması. Evet, McMillan bence de harika bir WR ve ilerleyen yıllarda daha da iyi olmaya devam edecek. Ancak bütün sezonu tek başına taşıyabilecek bir oyuncu değil. Yanındaki Coker ve Legette ise açık konuşmak gerekirse şu ana kadar güvenilir bir WR2 olabileceklerini göstermediler. Eğer bu sezon bunu başarabilirlerse benim açımdan şaşırtıcı olur. Dolayısıyla WR grubundaki bu problemler, Panthers’ın hücumdaki tavanını ciddi şekilde aşağı çekiyor.

Biraz da savunma tarafından bahsetmek gerekiyor çünkü Panthers’ın free agency dönemindeki asıl hamleleri burada geldi ve savunma koordinatörü Ejiro Evero’nun elinde artık hiç de fena olmayan bir malzeme var. Bundan birkaç sezon önce ligin en kötü savunmalarından birine sahip olan ve elinde çok az değerli parça bulunan Panthers, hem draft seçimleri hem de free agency hamleleri sayesinde çok kısa bir süre içerisinde savunma tarafında ciddi bir seviye atladı. Zaten Derrick Brown ve Jaycee Horn gibi önemli playmaker’lara sahip olan Panthers, Jaelan Phillips ve Devin Lloyd hamleleriyle savunmasını daha da güçlendirdi. Şimdi ise bu iki oyuncunun takıma ve Ejiro Evero’nun sistemine nasıl uyum sağlayabileceğini ve Panthers’ın savunmasına neler katabileceğini detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım.

Jaelan Phillips (LB): Panthers, 2025 sezonunda ligin en az sack üreten ekiplerinden biri olmasının ardından, dış alan baskısını kökten çözmek adına serbest oyuncu pazarından Jaelan Phillips’i dört yıl, 120 milyon dolarlık dev bir kontratla kadrosuna katarak aslında büyük bir kumar oynadı. Teknik ve taktik açıdan Phillips, savunma koordinatörü Ejiro Evero’nun base 3-4 savunma şemasına kusursuz uyum sağlayan, hem ayakta hem de eli yerde hücum baskıya gidebilen çok yönlü bir OLB oyuncusu. Miami ve Philadelphia formalarıyla geçirdiği 2025 normal sezonunda 73 toplam baskı üreten ve yüzde 18.8’lik elit bir pas baskısı kazanma oranı yakalayan 26 yaşındak Phillips, PFF verilerine göre 77.1 pas baskısı derecesiyle bu alanda lig genelinde 20. sırada yer alarak kalitesini kanıtladı. Ancak bu hamlenin ciddi olumsuz tarafları ve mali riskleri de bulunuyor: Phillips, her ne kadar pas baskısında elit bir performans sergilese de 59.4’lük zayıf bir koşu savunması derecesiyle (115 oyuncu arasında 75. Sırada) Evero’nun sisteminde bir zafiyet noktasına dönüşebilir. Daha da önemlisi, kariyeri boyunca kolej yıllarından bu yana sarsıntılar, Aşil tendonu kopması ve son olarak 2024’teki kısmi ACL sakatlığı gibi çok ciddi sakatlık geçmişlerine sahip olması, Panthers’ın yıllık 30 milyon dolar ayırdığı bu yatırımın her an yarıda kalabileceği yönünde endişe yaratmaktadır.

Devin Lloyd (LB): Saha içi uyum ve teknik açıdan Lloyd, savunma koordinatörü Ejiro Evero’nun 3-4 şemasında tam anlamıyla aranılan “inside linebacker” profilini karşılıyor; onun gelişi, takımın diğer yeni yıldızı Jaelan Phillips’in dış çizgide daha serbest ve agresif bir pas baskısı yapmasına taktiksel konfor alanı sağlayacaktır. İstatistiksel olarak bakıldığında, elit bir topsuz alan sweep yeteneğine sahip olan 27 yaşındaki oyuncu, 2025 normal sezonunda sergilediği 118 toplam tackle, üç pas savunması ve bir interception ile verimli bir yılı geride bıraktı. Ancak bu hamlenin teknik anlamda ciddi olumsuz tarafları da mevcut: Lloyd, her ne kadar açık alanda iyi bir tackle makinesi olsa da işin pas koruması (coverage) boyutunda elite seviyenin gerisinde kalıyor. PFF verilerine göre 2025 sezonunda sergilediği 58.2’lik pas koruma derecesi ve özellikle oyun kurucuların onun savunduğu bölgelere attığı paslarda yakaladığı yüksek başarı oranı, modern NFL’in pas odaklı hücum şemalarında Panthers savunmasının ortasında ciddi bir eşleşme zafiyeti (mismatch) yaratma riski taşıyor. Ayrıca, kariyeri boyunca istikrar yakalamakta zorlandığı missed tackle oranları, koşu oyunlarında agresif açılar alırken zaman zaman savunma disiplininden kopmasına neden olarak Panthers adına objektif bir risk unsuru oluşturuyor.

Dikkat çeken draft seçimleri

Monroe Freeling (LT, Georgia) İkinci tur, 19. Sıra

Lee Hunter (DT, Texas Tech) İkinci tur, 49. Sıra

Chris Brazzell II (WR, Tennessee) Üçüncü tur, 83. Sıra

Sleeper pick (radar altı)

Sam Hecht (Center, Kansas State) Beşinci tur, 144. Sıra

Geçtiğimiz sezon sürpriz diyebileceğimiz bir çıkış yaparak Tampa Bay’i tahtından indiren Panthers, yaptığı yeni hamlelerle grubun kalıcı lideri olmayı hayal ediyor ancak işleri hiç kolay olmayacak. Özellikle sezon öncesi kampta WR Chris Brazzell ve LB Nic Scourton’ın yaşadığı ciddi sakatlıklar ve hücumda sınırlı bir takım olmaları, Panthers’a önemli handikaplar getirecek.

Tabii ki hücumda sınırlı olmanız, tamamen kötü bir takım olacağınız anlamına gelmiyor. Özellikle savunmanız yeterince iyi seviyedeyse hücumdaki eksikleri bir noktaya kadar kapatabilirsiniz. Ancak her ne kadar Panthers’ın savunmasını övsem de onların Texans, Broncos veya Seahawks seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle savunmalarının hücumdaki eksikleri yeterince telafi edemeyeceğini ve Panthers’ın belirli bir noktada takılı kalacağını düşünüyorum. Üstelik Panthers her ne kadar geçtiğimiz sezon grubu kazanmış olsa da bunun nedeni yalnızca kendi çıkışları değildi. Sezona 6-2 başlayan Tampa Bay’in sezonun ikinci yarısında gerçek anlamda çökmesi, Panthers’ın da grubun zirvesine çıkmasını sağladı. Diğer tarafta Atlanta ve Saints gibi rakiplerin de bu sezon ileriye doğru bir adım attığını varsayarsak, Panthers’ın grubu kazanmak için hâlâ ciddi bir şansı var. Ancak bu sezon karşılarında daha fazla rakip olacak ve yapacakları her hata onlara geçtiğimiz sezona kıyasla çok daha pahalıya patlayacak.

Tahmin: Yedi galibiyet, 10 mağlubiyet grup üçüncülüğü

Tampa Bay Buccaneers

Sıradaki takımımız ise geçtiğimiz sezonun büyük hayal kırıklıklarından biri olan Tampa Bay. Aslında geçtiğimiz sezon başlangıç ve bitiş açısından Colts’a oldukça benzeyen bir Tampa Bay vardı. Sezona 6-2 ile başlamalarına rağmen kalan dokuz maçta sadece iki galibiyet alabildiler ve grubun dört sezon üst üste kazanma serisi de böylelikle sona erdi. Yeni sezona girerken hem takım içerisinde hem de koç ekibinde ciddi değişiklikler yaptıkları bir offseason geçirdiler. 14 sezondur takımda bulunan ve savunmanın bel kemiği olan LB Lavonte David emekli olurken, 12 sezondur takımın en büyük hücum gücü olan ve bu dönemde birçok rekora imza atan WR Mike Evans ise San Francisco’nun yolunu tuttu.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Bence bu oyuncuların ayrılığı saha içerisinde Tampa Bay’e çok büyük zarar vermeyecektir. Lavonte David kendi jenerasyonunun en iyi LB’lerinden biri ancak geçtiğimiz sezon itibarıyla hızı ve atletizmi iyice düşmeye başladığı için takıma yarardan çok zarar getirmeye başlamıştı. Mike Evans ise çok uzun yıllardır ligin en özel WR’larından biri ancak o da artık 33 yaşına geldi ve sürekli ufak tefek sakatlıklar yaşayan bir oyuncu. Nitekim bu hazırlık kampında gördük ki yaşının getirdiği fiziksel düşüş nedeniyle bu sakatlıklar artık sezon öncesinde yaşanmaya başladı. Bu oyuncuların ayrılığının saha içerisinde Tampa Bay’i çok olumsuz etkilemeyeceğini söylemiştim ancak işin bir de saha dışı kısmı var ve bence asıl önemli nokta burası. Hem Mike Evans hem de Lavonte David, çok uzun yıllardır bu takımda forma giymeleri nedeniyle artık Tampa Bay franchise’ının sembol isimleri ve saha içi liderleri haline gelmişti. Bu yüzden Tampa Bay’in özellikle işler kötü gittiğinde bu oyuncuların liderlik özelliklerini çok fazla aramaması için Baker Mayfield, Chris Godwin ve Tristan Wirfs gibi isimlere her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Takım, bu iki ismin boşalttığı liderlik koltuğunu doldurmak için özellikle bu oyunculara güvenmek zorunda.

Şimdi biraz da koç ekibindeki değişimlerden bahsetmek gerekirse, en büyük değişim hücum koordinatörü pozisyonunda oldu. Geçtiğimiz sezon Liam Coen’in ardından göreve gelen Josh Grizzard, oldukça kötü geçen sezonun ardından görevden alındı ve yerine Atlanta’nın hücum koordinatörü Zac Robinson getirildi. Bence Zac Robinson hamlesi hem iyi hem de kötü yönleri içerisinde barındıran bir hamle. Öncelikle en büyük artısı, Rams’te beraber çalıştığı Baker Mayfield ile yeniden bir araya gelecek olması. Baker’ın kariyerini yeniden ayağa kaldırdığı beş maçlık Rams döneminde Zac Robinson takımın QB koçuydu ve Baker üzerindeki dokunuşunu net bir şekilde görmüştük. Bir diğer artısı ise tıpkı Liam Coen gibi, ligin en büyük hücum akıllarından biri olan Sean McVay’in koçluk ağacından geliyor olması. Ne olursa olsun bunun olumlu bir nokta olduğunu düşünüyorum.

Olumsuz tarafında ise her ne kadar McVay ağacından geliyor olsa da bunu ne kadar sahaya yansıtabildiği büyük bir soru işareti. Özellikle Atlanta döneminde elinde Bijan Robinson, Drake London ve Kyle Pitts gibi önemli silahlar olmasına rağmen, çok tahmin edilebilir ve basit bir hücum anlayışına sahip olduğu için ciddi şekilde eleştirilmişti. Diğer olumsuz nokta ise aslında Zac Robinson’ın suçu değil ancak kendisi Tampa Bay’in Baker Mayfield dönemindeki 4. hücum koordinatörü olacak. İlk ikisini, Dave Canales ve Liam Coen’i, çok başarılı sezonlar geçirdikleri için kaybetmişlerdi. Ancak Josh Grizzard’ın ayrılığı tamamen kendi tercihleriydi. Dolayısıyla Zac Robinson ile birlikte Baker Mayfield dönemindeki 4. hücum koordinatörüne ulaşmış oldular. Bu nedenle hem Tampa Bay’in hem de Baker Mayfield’ın istikrara ciddi şekilde ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Koç ekibindeki değişimlerden bahsettikten sonra şimdi draft seçimlerine ve off-season hamlelerine daha detaylı bakabiliriz. Özellikle draft seçimleri lig genelinde çok büyük beğeni topladı ve takımın ihtiyaçlarına yönelik neredeyse kusursuz seçimler yapıldı.

Alex Anzalone (LB): Buccaneers’ın Alex Anzalone hamlesi Todd Bowles’un çok katmanlı savunma şemasına fiziksel bir sertlik katmayı hedefliyor. Anzalone, Detroit Lions’ta geçirdiği son sezonda kaydettiği 95 toplam tackle (52 solo) ve kariyer rekoru olan 9 pass deflections istatistikleriyle, orta sahayı hem koşuya hem de pasa karşı kapatabilen hibrit bir lider profili çiziyor. Teknik-taktik düzlemde, onun Bowles’un agresif sisteminde sıkça kullandığı blitz paketlerine uyum sağlayabilmesi ve geçtiğimiz sezon izin verdiği 76.4 pasör reytingi coverage sorumluluklarını kaldırabilmesi büyük bir avantaj yaratıyor. Ancak bu hamlenin olumsuz taraflarına bakıldığında, Eylül 2026 itibarıyla 32 yaşına basacak olan oyuncunun ilerleyen yaşı, sahada zaman zaman yaşadığı hız kaybı ve geçmişindeki sakatlık geçmişi (2024’teki kırık ön kol sakatlığı gibi) dikkate alınması gereken ciddi risk faktörleri. Sonuç olarak Buccaneers, onun dört kez takım kaptanlığı yapmış liderlik karakterini ve oyun zekasını sisteme dahil ederken, yaşından kaynaklı yıpranma payını ve derin pas savunmasında yaşayabileceği eşleşme dezavantajlarını da sahada absorbe etmek zorunda kalacak.

Kenneth Gainwell (RB): Gainwell için takımın yeni hücum koordinatörü Zac Robinson’ın pas odaklı ve esnek hücum felsefesine doğrudan hizmet eden bir hamle diyebiliriz. Geçtiğimiz sezon Steelers formasıyla yakaladığı 73 reception, 1,023 scrimmage yard ve sekiz touchdown istatistikleriyle, arka alandan (backfield) elit bir pas tehdidi olarak öne çıkıyor. Özellikle Robinson’ın çift koşuculu “pony” paketlerini ligde en çok tercih eden isimlerden biri olması, Gainwell’in hem slotta hem de Baker’ın kısa pas opsiyonu olarak verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayacaktır. Koşu oyunlarında da ilk haklarda taşıma başına 5.1 yard gibi verimli bir ortalamaya sahip olması, oyun kurucunun elini rahatlatan teknik bir avantaj. Ancak bu hamlenin olumsuz tarafları incelendiğinde, Gainwell’in saf bir “bell-cow” (ana yükü sırtlayan) koşucu olmaması ve liderliği Bucky Irving’e bırakarak daha çok üçüncü haklarla sınırlı kalması, yıllık yedi milyon dolarlık maaş yüküne göre rolünün dar kalmasına yol açabilir. Ayrıca kariyeri boyunca zaman zaman yaşadığı blok kaçırma ve pas korumasındaki fiziksel eksiklikler ile geçen sezon hanesine yazılan iki fumble, Buccaneers’ın Mayfield’ı koruma ve top güvenliği stratejisinde dezavantaj yaratabilecek başlıca risk unsurları.

Dikkat çeken draft seçimleri

Rueben Bain Jr. (Edge, Miami) Birinci tur, 15. Sıra

Josiah Trotter (LB, Missouri) İkinci tur, 46. Sıra

Ted Hurst (WR, Georgia State) Üçüncü tur, 84. Sıra

Sleeper pick

Keionte Scott (DB, Miami) Dördüncü tur, 116. Sıra

Geçtiğimiz sezona harika başlayıp kabus gibi bitiren Tampa Bay, yaşadığı ciddi değişimlerle aynı senaryoyu bir daha yaşamamayı hedefliyor. Özellikle draft seçimleri ve kısıtlı cap space’e rağmen yaptıkları radar altı hamlelerin, bence onları geçtiğimiz sezona kıyasla daha iyi bir takım haline getirdiğini söyleyebiliriz. Buradaki en büyük soru işareti ise bence koç ekibi olacak. Özellikle Zac Robinson, en azından kağıt üzerinde benim çok sıcak olduğum bir isim değil. Josh Grizzard’dan daha iyi olacağına eminim ancak Liam Coen döneminde gördüğümüz gibi ligin en akıcı ve modern hücumlarından birine sahip olacaklarını düşünmüyorum. Takımın HC’u Todd Bowles ise apayrı bir konu. Bence yıllardır bu takımın gerçek potansiyelini ortaya koyamamasının en büyük sebeplerinden biri kendisi. Kovulmayı gerektirecek birçok işe imza atmasına rağmen, nasıl olduysa yine takımın başında kalmayı başardı. Toparlamak gerekirse, koç ekibindeki soru işaretlerine rağmen Tampa Bay’in kadro kalitesi sayesinde ve geçtiğimiz sezon yaşadıkları akılalmaz sayıdaki sakatlığı bu sezon aynı ölçüde yaşamayacaklarını umarak, grubu kazanmak için yine en büyük aday olduklarını düşünüyorum.

Tahmin: 10 galibiyet 7 mağlubiyet, grup birinciliği

Atlanta Falcons

Atlanta Falcons son birkaç yıldır NFL’de benim için izlemesi en sinir bozucu takımlardan biri haline geldi. Çünkü bu takımın kadrosuna baktığınızda sürekli olarak “bu takım neden daha iyi değil?” sorusunu soruyorsunuz. Bijan Robinson, Drake London, Kyle Pitts, Jessie Bates ve A.J. Terrell gibi oyunculara sahip olmalarına rağmen Atlanta bir türlü bu oyuncuların potansiyelini kazanan bir takıma dönüştüremedi. Geçtiğimiz sezon da bunun bir başka örneğini gördük ve 8-9’luk derecenin ardından artık organizasyonun yeni bir başlangıç yapması gerektiği konusunda herkes hemfikirdi. Bunun sonucunda Raheem Morris dönemi sona erdi ve takımın başına Kevin Stefanski getirildi. Ben Stefanski hamlesini Atlanta’nın son yıllarda yaptığı en mantıklı hamlelerden biri olarak görüyorum çünkü bu kadronun ihtiyacı olan şey bence tamamen yeni bir kimlik. Atlanta’nın yıllardır ne yapmak istediğini tam olarak anlayamadığımız, zaman zaman çok iyi görünen ama hiçbir zaman sürdürülebilir bir yapıya dönüşmeyen hücumlarını izledik. Stefanski ile birlikte en azından takımın nasıl bir futbol oynamak istediğinin daha net olmasını bekliyorum.

Stefanski’nin Atlanta için en büyük avantajı ise elindeki oyuncu grubunun onun hücum anlayışına oldukça uygun olması. Özellikle Bijan Robinson gibi hem koşucu hem de pas oyununda ciddi tehdit oluşturabilen bir oyuncunun Stefanski’nin elinde çok daha merkezi bir role sahip olacağını düşünüyorum. Cleveland döneminde de gördüğümüz gibi Stefanski koşu oyununu sadece yard kazanmak için değil, savunmanın reaksiyonlarını değiştirmek için kullanmayı seven bir koç. Bijan gibi hücumun her noktasında kullanılabilecek bir oyuncunuz olduğunda ise bunun yaratabileceği senaryo sayısı inanılmaz fazla. Drake London da fiziksel oyun tarzı sayesinde bu sistemin içerisinde oldukça değerli olabilir. Benim buradaki beklentim Atlanta’nın geçtiğimiz yıllarda zaman zaman yaptığı gibi Bijan’ı sadece klasik bir running back olarak kullanmak yerine onu hücumun temel parçalarından biri haline getirmesi. Eğer bunu başarabilirlerse Atlanta’nın hücumu geçtiğimiz sezon gördüğümüzden çok daha dengeli bir görüntü verebilir.

Tabii bütün bunların gerçekleşebilmesi için öncelikle quarterback pozisyonunun çözülmesi gerekiyor. Michael Penix Jr. konusunda hâlâ ciddi soru işaretleri var. Atlanta onu 2024 Draftı’nda 8. sıradan seçtiğinde bunun uzun vadeli plan olduğunu düşünüyordu fakat Penix’in ilk NFL sezonunda henüz bu takımın tartışmasız franchise quarterback’i olduğunu gösterecek kadar süre alamadığını gördük. Üstelik geçtiğimiz sezon yaşadığı ACL sakatlığı nedeniyle offseason’nın önemli bir bölümünü de kaçırdı. Bunun üzerine Atlanta’nın Tua Tagovailoa’yı kadroya katmasıyla birlikte işler daha da ilginç bir hale geldi. Açıkçası Tua hamlesini çok anlamsız bulmuyorum çünkü Penix’in sakatlık sonrası durumundan emin değilseniz elinizde NFL seviyesinde daha önce başarılı olmuş bir alternatif bulunması oldukça önemli. Fakat benim için asıl mesele Tua’nın ne kadar iyi olduğu değil, Atlanta’nın Penix konusunda gerçekten ne düşündüğü. Eğer organizasyon hâlâ onun geleceğin quarterback’i olduğuna inanıyorsa bütün sezonu Tua ile geçirmek yerine Penix’in gelişimine yatırım yapmaları gerekiyor. Eğer ondan emin değillerse de bunu mümkün olduğunca erken anlamaları lazım.

Savunma tarafında ise durum biraz daha karmaşık. Jeff Ulbrich’in görevine devam etmesi bence doğru karar çünkü geçtiğimiz sezon savunmanın en azından bazı bölümlerinde olumlu sinyaller gördük. Fakat Atlanta’nın yıllardır çözemediği pass rush problemi hâlâ ortada. Bu takımın secondary’si içerisinde Bates ve A.J. Terrell gibi oldukça kaliteli oyuncular bulunuyor ama rakip quarterback’e yeterli baskıyı yaratamadığınız zaman iyi secondary’nin de etkisi ciddi şekilde azalıyor. Za’Darius Smith hamlesini bu yüzden önemli buluyorum. Artık kariyerinin zirvesindeki oyuncu değil fakat Atlanta’nın genç pass rush grubuna hem tecrübe hem de belli bir üretim standardı getirebilir. Bunun üzerine Gervon Dexter Sr. hamlesinin gelmesi de savunmanın içinden pressure yaratabilmek adına önemli. Ben Atlanta’nın savunmasının bir anda ligin elit savunmalarından birine dönüşmesini beklemiyorum ama özellikle pass rush konusunda geçtiğimiz sezona göre daha iyi bir noktaya gelmeleri bile secondary’nin çok daha rahat oynamasını sağlayacaktır. Öne çıkan off-season hamlelerine gelirsek…

Tua Tagovailoa (QB): Bence offseason’ın en tartışmalı ama aynı zamanda en anlaşılabilir hamlesi. Penix’in sakatlık sonrası durumunu bilmiyorsanız kaliteli bir veteran quarterback’e sahip olmak önemli. Ancak bunun uzun vadede Penix’in gelişimini engellememesi gerekiyor.

Jahan Dotson (WR): Washington ve Philadelphia dönemlerinde beklenen patlamayı bir türlü yapamasa da Dotson’ın yetenek setinin Atlanta için mantıklı olduğunu düşünüyorum. London’ın yanında daha hareketli ve farklı bölgelerde kullanılabilecek bir receiver’ın bulunması hücumun çeşitliliğini artırabilir.

Za’Darius Smith (Edge): Atlanta’nın yıllardır ihtiyaç duyduğu pass rush problemini tek başına çözebilecek bir oyuncu değil ancak özellikle genç oyuncuların yanında veteran bir edge rusher bulunması önemli. Cleveland bağlantısı da Stefanski ile yeniden buluşmasını oldukça mantıklı hale getiriyor.

Dikkat çeken draft seçimleri

Avieon Terrell (CB, Clemson) İkinc tur, 48. Sıra

Zachariah Branch (WR, Georgia) Üçüncü tur, 79. Sıra

Kendal Daniels (LB, Oklahoma) Dördüncü tur, 134. Sıra

Sleeper pick

Harold Perkins Jr. (LB, LSU) Altın tur, 215. Sıra

Sonuç olarak Atlanta Falcons için bu off-season’ın en önemli özelliği kadroya birkaç parça eklemelerinden ziyade organizasyonun kendisini yeniden tanımlamaya çalışması. Raheem Morris döneminin sona ermesi, Kevin Stefanski’nin gelmesi, yeni yönetim yapısı ve hücumdaki değişiklikler Atlanta’nın artık başka bir kimlikle sahaya çıkacağını gösteriyor. Kadro kalitesi açısından baktığımızda ise bu takımın NFC South’ta kesinlikle yarışabilecek seviyede olduğunu düşünüyorum. Bijan Robinson gibi bir running back’iniz, Drake London gibi bir receiver’ınız, A.J. Terrell ve Jessie Bates gibi secondary oyuncularınız varken bu kadar uzun süre vasat seviyede kalmanız zaten başlı başına bir başarısızlık.

Ben şahsen Falcons’ın bu sezon için NFC South’un en büyük favorisi olduğunu söylemek konusunda biraz temkinliyim ancak playoff yarışının içerisinde olmalarını bekliyorum. Fakat yıllardır bu takımın en büyük problemi zaten kağıt üzerinde iyi görünmek. Bu yüzden Atlanta’nın bu sezon gerçekten farklı olup olmadığını ancak Aralık ayında anlayacağız. Artık bu takımın “potansiyeli var” cümlesini geride bırakıp, o potansiyeli gerçekten galibiyetlere dönüştürmesinin zamanı geldi.

Tahmin: Dokuz galibiyet, sekiz mağlubiyet, grup ikinciliği

New Orleans Saints

Saints son birkaç yıldır NFL’in en garip takımlarından biri. Bir taraftan artık yeniden yapılanması gerektiği herkes tarafından kabul edilen, yaşlanmış ve ciddi salary cap problemleri yaşamış bir kadro var, diğer taraftan ise hala playoff yarışına girebilecek bazı önemli parçaları ellerinde tutuyorlar. Geçtiğimiz sezonu 6-11 ile tamamlamaları aslında bu iki durumun tam bir özeti oldu. Sezona büyük beklentilerle girmediler ve sezonun önemli bölümünde oldukça kötü bir takım görüntüsü verdiler ama özellikle Tyler Shough’un ortaya çıkmasıyla birlikte yılın son bölümünde geleceğe dair bazı umut verici şeyler gördük. Şimdi Saints’in önündeki en önemli görev bu birkaç olumlu parçanın etrafına gerçekten rekabetçi bir takım kurabilmek. Bence burada en önemli nokta da artık eski Saints’in tamamen geride bırakılması. Drew Brees döneminden kalan son büyük parçaların da yavaş yavaş takımdan ayrılmasıyla birlikte New Orleans artık geçmişteki kimliğine tutunmak yerine yeni bir takım kurmak zorunda.

Bu yeniden yapılanmanın merkezinde ise Tyler Shough var. Saints’in 2025 NFL Draftı’nda ikinci turdan Shough’u seçmesi ilk başta biraz sürpriz gibi görünmüştü ancak geçtiğimiz sezon gösterdikleri onun etrafında bir gelecek planlamalarının tamamen mantıksız olmadığını ortaya çıkardı. Shough henüz kusursuz bir quarterback değil ve özellikle karar verme konusunda hâlâ geliştirmesi gereken çok fazla nokta var ama fiziksel yetenekleri açısından oldukça ilginç bir oyuncu. Güçlü bir kolu var, pocket içerisindeki hareketliliği fena değil ve özellikle savunmanın üzerine geldiği anlarda oyunu tamamen kaybetmemesi benim hoşuma gidiyor. Daha da önemlisi, Saints artık onun tartışmasız starter’ı olduğunu kabul ederek bu sezonu onun gelişimine yatırım yapmak için kullanıyor.

Burada Kellen Moore faktörü de oldukça önemli. Moore’un Saints’in başına geçtiği ilk sezonda takımın hücumunun hâlâ istediği seviyeye ulaşamadığını gördük ama bunun önemli sebeplerinden biri de elindeki oyuncu grubunun sınırlı olmasıydı. Şimdi Moore’un ikinci sezonunda kadro biraz daha onun istediği profile yaklaşmış durumda. Özellikle Travis Etienne hamlesini bu açıdan çok beğeniyorum. Üstelik Alvin Kamara’nın hâlâ takımda olması sayesinde Moore’un iki farklı özellikteki running back’i aynı hücum içerisinde kullanabilme şansı var. Kamara’nın artık kariyerinin son bölümüne girmiş olması nedeniyle Etienne’nin zaman içerisinde hücumun ana koşucusuna dönüşmesini bekliyorum ama ikisini aynı anda sahaya koyup savunmaya farklı sorular sordurmak da Moore için oldukça ilginç bir seçenek olabilir.

Receiver grubunda ise Chris Olave hala her şeyin merkezinde. Olave’nin sağlıklı kalması Saints için neredeyse quarterback kadar önemli çünkü bu takımın rakip savunmayı gerçekten zorlayabilecek çok fazla elit pas silahı bulunmuyor. İşte burada ilk turdan Jordyn Tyson seçiminin neden bu kadar önemli olduğunu görüyoruz. Saints 8. sıradan Tyson’ı seçerek aslında sadece iyi bir receiver almakla kalmadı, Shough’un etrafındaki pas oyununa ciddi bir yatırım yaptı. Tyson’ın slotta da dışarıda da oynayabilmesi ve topa hücum etme konusundaki yeteneği onu Olave’nin yanında oldukça değerli bir oyuncuya dönüştürebilir. Fakat burada önemli bir risk de var. Tyson kolej kariyerinde sakatlıklarla mücadele etmiş bir oyuncu ve 2025 sezonunda da dört maç kaçırdı. Dolayısıyla Saints’in onu uzun vadeli bir WR2 olarak planlaması çok mantıklı olsa da ilk günden kusursuz bir oyuncu olmasını beklemek doğru olmaz. Yine de 8. sıradan receiver seçmenin çok büyük bir lüks olduğunu düşünmüyorum çünkü bu takımın en büyük ihtiyaçlarından biri açık şekilde pas oyunuydu ve Tyson bu ihtiyaca doğrudan cevap veriyor.

Travis Etienne (RB): Etienne, Kellen Moore’un hücumunda backfield’a farklı bir boyut kazandırabilecek bir isim. Özellikle outside zone, stretch ve misdirection oyunlarında hızlanarak boşluğu büyütme konusunda etkili bir koşucu; 2025’te 260 carry ile 1.107 yard ve 4.3 yard ortalaması üretirken 46 missed tackle ve 26 kez 10+ yardlık koşu yaptı. Asıl değeriyse yalnızca koşu oyununda değil, pas oyununda da ortaya çıkıyor. Geçen sezon 36 reception 292 yard ve tam altı receiving touchdown üreten Etienne, linebacker’ları coverage’a çekerek Moore’un motion, screen ve play-action konseptlerinde hücumun eşleşmelerini çeşitlendirmesine yardımcı olabilir. Doğru kullanıldığında Etienne, Saints’in koşu ve pas oyunlarını birbirinden ayırmayı zorlaştıracak önemli bir silah olabilir; ancak bu kontratın karşılığını vermesi için 2025’teki üretimini istikrarlı şekilde sürdürmesi ve özellikle verimliliğini 4.3 yard seviyesinin üzerine taşıması gerekiyor.

David Edwards (G): Saints’in David Edwards hamlesi, özellikle hücum hattının iç bölgesine istikrar kazandırmak açısından mantıklı görünüyor. Edwards, 2025’te Bills formasıyla 1,035 snap’in tamamında left guard oynarken 71.4 PFF notu aldı ve 594 pass-block snap’inde yalnızca 27 pressure ile 3 sack verdi. Özellikle 2.5 saniyeden kısa sürede gelen baskılarda sadece dört pressure’a izin vermesi, hızlı pas oyunları için önemli bir avantaj. Run blocking tarafında da 69.0’lık PFF notu ve yüzde 75 Run Block Win Rate’i, zone ve combo-block ağırlıklı bir sistemde değerli olabileceğini gösteriyor. Ancak Edwards elit bir guard değil; güçlü interior pass-rusherlara karşı anchor problemi yaşayabiliyor ve 27 pressure vermesi bunun göstergesi. Bu nedenle Saints’in ondan hattı tek başına dönüştürmesini değil, hem koşu oyununda hem de pas korumasında güvenilir ve istikrarlı bir parça olmasını beklemesi daha doğru olacaktır.

Kaden Elliss (LB): New Orleans Saints’in Kaden Elliss’i yeniden kadroya katması, Brandon Staley’nin savunmasında farklı görevlerde kullanılabilecek oldukça değerli bir parçayı geri getirmeleri anlamına geliyor. Elliss 2025 sezonunda 17 maçın tamamında ilk 11’de başlayarak 107 tackle, 10 tackle for loss, 3.5 sack ve 30 pressure üretti; özellikle 83.6’lık PFF pass-rush grade’i linebackerlar arasında dördüncü sıradaydı. Bu da Staley’nin savunmasında onu yalnızca klasik off-ball linebacker olarak değil, A-gap ve B-gap blitzlerinde, hatta zaman zaman hücum çizgisine yaklaşarak kullanılan bir pass-rusher olarak değerlendirme imkânı yaratıyor. Elliss’in pre-snap konumunu değiştirerek quarterback’in protection ayarlarını zorlaştırması, Staley’nin disguise ve pressure paketleri açısından önemli bir avantaj olabilir. Ancak oyuncunun ciddi eksileri de bulunuyor; 2025’te 56.9 run-defense grade’iyle linebackerlar arasında 68. Sırada kalırken 14 missed tackle yaptı ve coverage’da da 61.8’lik grade ile ancak 32. Sırada yer aldı. Dolayısıyla Saints’in Elliss’ten beklemesi gereken şey her alanda elit bir linebacker olması değil; Staley’nin onu doğru eşleşmelerde blitz, pass-rush ve zone coverage görevlerinde kullanarak güçlü yönlerini öne çıkarması. Doğru rol verildiğinde savunmanın oyun planını çeşitlendirebilecek önemli bir “chess piece” olabilir, ancak özellikle koşu savunması ve açık alandaki coverage zaafları nedeniyle her down’da güvenilecek bir linebacker profili değil…

Dikkat çeken draft seçimleri

Jordyn Tyson (WR, Arizona State) Birinci tur, sekizinci sıra

Christen Miller (DT, Georgia) İkinci tur, 42. Sıra

Oscar Delp (TE, Georgia) Üçüncü tur, 73. Sıra

Sleeper pick

Barion Brown (WR, LSU) Altıncı tur, 190. Sıra

Toparlamak gerekirse New Orleans Saints bana göre bu off-season’da iki farklı şeyi aynı anda yapmaya çalıştı: Hem yeniden yapılanıyorlar hem de tamamen dibe vurmadan rekabetçi kalmaya çalışıyorlar. Bunun iyi tarafı, kadronun tamamen boş olmaması. Chris Olave, Tyler Shough, Jordyn Tyson, Travis Etienne, Bryan Bresee ve Kelvin Banks Jr. gibi oyuncuların etrafında gerçekten yeni bir takımın temelini oluşturabilecek parçalar var. Kötü tarafı ise hala çok fazla eski oyuncuya ve özellikle savunmada yaşlanmış isimlere bağımlı olmaları.

Bu yüzden Saints’in sezonunu değerlendirmek diğer takımlara göre biraz daha zor. Çünkü burada galibiyet sayısından daha önemli bir soru var: Bu takım gerçekten doğru yönde mi ilerliyor? Eğer Shough iyi bir sezon geçirir, Tyson hemen katkı verir ve Etienne hücumun beklediğim gibi önemli bir parçası olursa Saints’in 6-11’den ciddi şekilde yukarı çıkması mümkün. Ama benim sezon öncesi beklentim biraz daha temkinli. Saints’in bu sezon asıl kazanması gereken şey playoff bileti değil, önümüzdeki birkaç yılın temelini oluşturacak oyuncuların kim olduğunu belirlemek. Eğer bunu başarabilirlerse 2026 sezonu sonuç tablosunda göründüğünden çok daha başarılı geçmiş olabilir.

Tahmin: Altı galibiyet, 11 mağlubiyet, grup sonunculuğu