NFL haritasında öyle bir bölge var ki, orada ne palmiyeler altında oynanan estetik oyunlara yer var ne de kapalı stadyumların konforuna. ABD’nin eski sanayi devlerinin evi olan o “Pas Kuşağı” şehirleri, bugün Amerikan futbolunun en sert, en fiziksel ve en kaotik grubuna ev sahipliği yapıyor. Pittsburgh, Baltimore, Cleveland ve Cincinnati… Geçmişin endüstri mirasını omuzlarında taşıyan bu dört şehir, her sonbaharda birbirini adeta bir savaşa davet ediyor. Çünkü burada alınan her galibiyet kandan, terden ve gözyaşından geçiyor; Ekonomik olarak paslanmış, ancak futbol kalitesi ve tarihi nefretiyle NFL’in en saf altınını barındıran bu vahşi coğrafyada kartlar yeniden dağıtılıyor. Kim elenecek, kim çeliğin içinden sıyrılıp zirveye tırmanacak?

Pittsburgh Steelers

Geçen sezonun grup lideri unvanı ile sezona başlayan Steelers, bu sezonun en fazla izlenecek ve yakından takip edilecek takımlarından biri çünkü eğer çok çok büyük bir sürpriz olmazsa bu, Aaron Rodgers’ın 22. ve son sezonu olacak. O yüzden NFL severleri duygusal bir sezon bekliyor. Steelers için ise yazın en büyük hamlesi ve değişimi, tam 19 sezondur takımın başında olan Mike Tomlin’in yerine Rodgers’ın Green Bay’de beraber Super Bowl kazandığı eski koçu Mike McCarthy’nin getirilmesi oldu. Tabii bu değişim süreci biraz sancılı olacak çünkü Tomlin her ne kadar playoff’lardaki başarısızlıklar yüzünden eleştirilse de bu franchise’a çok ciddi bir kazanma kültürü getirmiş ve şartlar ne olursa olsun her zaman ortalamanın üstünde kalmayı başarmış bir isimdi. Evet, çoğu zaman “vasat” olmakla, ucu ucuna playoff’a girip ilk turdan elenmekle suçlandı ama bu tarz alışkanlıkların, sürekli kazanmanın değerini elinizden alınınca anlıyorsunuz. O yüzden Steelers taraftarları da bunun önemini ilk başarısız sezonda anlayacaktır. Yavaş yavaş Steelers’ın hamlelerini ve draft seçimlerini konuşmadan önce, eğer Aaron Rodgers-Mike McCarthy birlikteliği ne vaat ediyor, bu Steelers kadrosu Rodgers’ın son sezonunda bir sürpriz yapabilir mi gibi konuları daha detaylı okumak istiyorsanız “Eski Koç, Yeni Umut: Aaron Rodgers’ın Son Dansı” adlı yazıma bakabilirsiniz. Gelelim Steelers’ın yaptığı diğer önemli hamlelere…

Jamel Dean (CB): Steelers’ın bence bu sezonki en iyi ve takımın ihtiyaçlarına en fazla cevap veren hamlesi bu oldu. Son üç sezondur Tampa Bay’in maçlarını hiç kaçırmadan izleyen biri olarak; Dean aslında yetenek seti olarak ligin elit CB’leri arasında olabilecek bir isim ki geçen sezonu öyle geçirdi ama bitmek bilmeyen sakatlık problemleri onun sürekli en üst seviyeye çıkmasına engel oluyor diyebilirim. Hem kontratı hem kariyerinin en iyi sezonundan gelmesi hem de Steelers’ın CB ihtiyacını düşününce pazardaki en iyi isimlerden birini aldıklarını söyleyebiliriz.

Rico Dowdle (RB): Panthers ile sorunlu bir şekilde ayrılan Dowdle, aynı Rodgers gibi eski koçu McCarthy ile çalışma fırsatı yakalayacak. Aslında o da Jamel Dean gibi istikrar problemleri olan bir oyuncu ama onun sorunu sakatlıktan çok istikrar; yani bir maç çok iyi gözükürken bir maç sonra çok kötü gözükmesi, takımların ona güvenmesini zorlaştıran ana unsur. Kenneth Gainwell ayrılığı sonrası oluşan boşluğu düşünürsek Steelers için mantıklı ve oynanması gereken bir kumar Dowdle.

 

Michael Pittman Jr. (WR): Colts’tan takasla alınan Pittman, Steelers’ın bu free agency döneminde hücuma yaptığı en büyük hamle oldu. HAlihazırda DK Metcalf’e sahip olan Steelers, bu iki ismin hayallerindeki WR1-WR2 kombosu olmalarını umuyor. Bu hayalin sahaya ne kadar yansıyacağını sezon başlayınca göreceğiz ama Metcalf’in kariyerinin başından beri bir türlü herkesin gözü kapalı güvenebileceği bir WR1 olamaması, Pittman’ın da ilerleyen yaşı en büyük soru işaretleri olsa da bu birlikteliğin olumlu noktaları da var. Özellikle Pittman’ın sahaya çıkabildiği ve sağlıklı olduğu sürece çok güvenilir bir opsiyon olması ve kâğıt üstünde Metcalf’in derin saha tehdidini bu ligde en fazla cezalandırabilecek oyunculardan biri olması benim bu hamledeki en büyük güvencem.

Dikkat çeken draft seçimleri:

Max Iheanachor (OT, Arizona State) Birinci tur, 21. Sıra

Germie Brand (WR, Alabama) İkinci tur, 47. Sıra

Drew Allar (QB, Penn State) Üçüncü tur, 76. Sıra

Sleeper pick (radar altı):

Gennigs Dunker (G, Iowa State) Üçüncü tur,  96. Sıra

Geçtiğimiz sezon rakipleri Baltimore ve Bengals’ın QB pozisyonunda yaşadığı sakatlıkları çok iyi değerlendiren Steelers’ın bu sezon işleri çok daha zor olacak. Lamar Jackson ve Joe Burrow’un sağlıklı sezonlar geçirdiği ve her iki takımın da yaptığı hamlelerle güçlendiğini varsayarsak Steelers’ın daha fazla şey göstermesi gerekecek. Evet, kültürleri ve alışkanlıkları sayesinde yine grup liderliği için oynayacaklardır ama grubun en iyi takımı mı ve favoriler mi diye sorarsanız o konuda büyük soru işaretlerim var. Ancak Rodgers’ın son sezonu olması ve son sezonunda onun kariyerinde çok büyük yeri olan Mike McCarthy ile tekrardan çalışacak olması, iyi gitseler de kötü gitseler de gözlerimizin Steelers’ta olmasını sağlayacaktır.

Tahmin: Dokuz galibiyet, sekiz mağlubiyet, grup üçüncülüğü

Baltimore Ravens

Sakatlıklar her sporda olduğu gibi maalesef NFL’in de değiştiremeyeceği bir gerçek. Neredeyse her takım sezon boyunca çok kritik birkaç oyuncusunu sakatlıklar yüzünden kullanamaz ama geçtiğimiz sezon Baltimore’un yaşadıkları bunun en uç örneklerinden biriydi. Hücum veya savunma fark etmeksizin takımın en önemli oyuncularından hiç performans alamayan Baltimore’un sezonu buna bağlı olarak kötü ve unutmak isteyecekleri şekilde geçti. Nnamdi Madubuike (DT), Teddye Buchanan (ILB) sezonu kapatırken; Lamar Jackson (QB), Travis Jones (DT), Kyle Van Noy (LB), Marlon Humphrey (CB), Roquan Smith (LB), Ronnie Stanley (OT), Adisa Isaac (OLB) gibi takımın ana oyuncuları ise sürekli maç kaçırdı ve Baltimore’un sezon içinde bir ritim yakalamasını imkansız kıldı. Ancak artık önlerinde çok büyük değişiklikler yaptıkları yeni bir sezon var ve şimdi biraz da bu değişimlere bakalım. Aynı Steelers’ta olduğu gibi onlar da tam 18 sezondur takımın başında olan ve 2012’de beraber Super Bowl kazandıkları koç John Harbaugh ile yollarını ayırarak yeni bir yola girdi. Aslında Mike Tomlin ve John Harbaugh’un kariyer gidişatları birbirine bir hayli benziyor. İkisi de çok uzun yıllar aynı takımla devam etti, ikisi de o takımlara saygın birer kimlik ve kazanma alışkanlığı getirdi, ikisi de Super Bowl kazandı ama ikisi de özellikle son yıllarda playoff’lardaki başarısızlıkların ana sebebi olarak görüldü ve bu doğrultuda ikisi de aynı dönemde takımlarından ayrıldı. Harbaugh’nun erine ise Los Angeles Chargers’ın savunma koordinatörü Jesse Minter getirildi. Minter daha önce 2017-20 yılları arasında Baltimore’da “Defensive Assistant”, “Assistant Defensive Backs Coach”, “Defensive Backs Coach” gibi pozisyonlarda görev aldı ve bu kültürden gelen bir isim olduğu için Baltimore’un John Harbaugh sonrası geçiş sürecini daha az sancılı geçirmesine yardımcı olacaktır.

Yaptıkları hamlelere bakmak gerekirse…

Trey Hendrickson (EDGE): Aslında Hendrickson hamlesinden önce Maxx Crosby’nin takası için Raiders ile anlaşan Baltimore, Crosby’nin sağlık sorunları yüzünden masadan kalktı ve onun yerine gruptaki ana rakibi Bengals’ın yıldız oyuncusunu kadroya katmış oldu. Hendrickson’ı çok uzun uzun anlatmaya gerek yok çünkü bir süredir ligin en iyi pass rusher’larından biri zaten. Sack, pressure rate ve QB hits sayıları bunu kanıtlar nitelikte. Hem rakibini zayıflatma açısından hem de Baltimore’un yıllardır eksik olan yıldız edge rusher ihtiyacını düşünürsek Hendrickson, Baltimore için yapılacak en iyi hamle olabilir. Buradaki tek soru işareti ve olumsuz olan şey Hendrickson’ın 31 yaşında ağır bir sakatlıktan gelmesi. Yani işler birden Baltimore’un hayal etmediği şekilde gidebilir ama sağlıklı olduğu senaryoda bence onları bir adım yukarıya çıkaracak bir hamle.

Calais Campbell (EDGE): üÇ sezonun ardından tekrardan yuvasına dönen Campbell, bu sezon itibarıyla 40 yaşında olacak. O yüzden ilk Baltimore dönemi kadar etkili olmasını beklemek ona büyük haksızlık olacaktır ama hem yapacağı liderlik hem de hâlâ belirli eşleşmelerde ve durumlarda katkı verebilmesi Baltimore savunma hattına derinlik katacaktır.

Dikkat çeken draft seçimleri:

Olaivavega Ioane (G, Penn State) Birinci tur, 14. Sıra

-Zion Young (EDGE, Missouri) İkinci tur, 45. Sıra

Ja’Kobi Lane (WR, USC) Üçüncü tur, 80. Sıra

Sleeper pick (radar altı):

Chandler Rivers (CB, DUKE) Beşinci tur, 162. Sıra

Toparlamak gerekirse normal şartlarda sağlıklı kaldıkları sürece bence Baltimore sadece kendi grubunun değil, AFC’nin en büyük favorilerinden biri. Zaten yaptıkları hamlelerle ve var olan kadro kaliteleriyle bunu kanıtlıyorlar ama onlar için yapabileceğim tek eleştiri WR pozisyonuna yine o beklenilen hamleyi yapmamaları. Bu takımın Lamar Jackson dönemi başladığından beri gerçek bir WR1’i yok ve bu konuda yeterli riski almıyorlar. Örnek vermek gerekirse şu anki WR grubu Zay Flowers, Rashod Bateman, Devontez Walker veya Ja’Kobi Lane gibi duruyor ki QB’i Lamar Jackson, RB’i Derrick Henry olan bir takım için maalesef ortalama bir grup. Sağlıklı ve iyi bir Lamar Jackson’ın ortalama isimlerle bile takımı nereye kadar götürebileceğini önceki sezonlarda gördük. O yüzden Baltimore için her şeyden önemlisi onun sağlığı ve istikrarı olacak.

Tahmin: 12 galibiyet, beş mağlubiyet, grup birinciliği

Cincinnati Bengals

Aslında Bengals da aynı Baltimore gibi sakatlıklardan çok çeken bir takım ama onların farkı sayıca fazla eksik olmalarından çok yıldız QB’leri Joe Burrow’un birkaç sezondur bir türlü istikrarlı forma giyememesi. Rakamlarla açıklamak gerekirse son üç sezondaki 51 maçın 16’sını kaçıran bir Joe Burrow var ve bu da 2021’de Super Bowl’a çıkan, 2022’de konferans finalinde elenen Bengals’ın tekrardan oralara çıkamamasının veya oralar için mücadele edememesinin en büyük sebeplerinden biri. O yüzden onlar için de bu sezonki en önemli şey Joe Burrow’un sağlığı olacak.

Free agency’de yaptıkları hamleler ise çoğunlukla savunmaya oldu. Sebebi zaten herkesin sağlıklı olduğu senaryoda Joe Burrow-Tee Higgins-Ja’Marr Chase üçlüsü bu ligin bence en tehlikeli QB-WR kombinasyonu. O yüzden hücuma büyük bir hamle yapmalarına veya bir değişiklik yapmalarına şu anlık hiç gerek yok. Onlar için en az Joe Burrow’un sağlığı kadar önemli olan şey savunmaya yaptıkları hamlelerin tutup tutmayacağı ve takımı ne kadar ileriye götüreceği. Hatırlarsanız Bengals’ın Super Bowl yolculuğunda savunmaları ona çok yardımcı olmuştu. Evet, ligin en iyi savunmasıydı diyemeyiz ama ortalamanın üstünde ve en doğru zamanda büyük oyun yapabilecek potansiyelde olmaları onların bu olağanüstü hücumunun yanında yeterli olan şeydi. Şimdi teker teker savunmaya yaptıkları hamleleri inceleyelim.

Dexter Lawrence (DT): Her ne kadar aynı pozisyonun oyuncuları olmasalar da Trey Hendrickson’ı kaybettikten sonra defensive line’da üst düzey bir oyuncu eksikliği oluşan Bengals’ın bu soruna çözümü Giants’ın yıldızı Dexter Lawrence’ı takasla takıma katmak oldu. Lawrence’ı alabilmek için Giants’a bu draft’taki kendi 10. sırasını veren Bengals’ın bu kararı çok tartışılsa da büyük ihtimalle draft sınıfında kendilerine uygun bir DT bulamadılar veya Lawrence kadar kısa sürede gelip katkı verebilecek bir oyuncu olmadığı için bu kararı verdiler. O yüzden anlaşılabilir. Saha içi uyumuna gelirsek Lawrence, Bengals’ın çoğu ihtiyacına cevap veriyor aslında. Geçen sezonu ligin en kötü koşu savunması olarak bitiren takıma olabilecek en iyi çözümlerden biri olmasının yanında üstüne çekeceği ilgi sayesinde Jonathan Allen, Myles Murphy, Boye Mafe gibi isimlere daha fazla alan ve bire bir imkanı yaratacaktır. Bence buradaki tek soru işareti Lawrence’ın kariyerinin en kötü sezonundan geliyor olması. Sack, tackle, QB hits, TFL; bunların hepsinde kariyerinin en düşük sayılarına sahip. Yani bu düşüşün sebebi ne bilmiyorum ama Bengals tarafı büyük ihtimal bunun sebebini Lawrence’ın yaşlanmasından veya fiziksel özelliklerinin geriye gitmesinden çok Giants’ın içinde bulunduğu durum ile ilişkilendirdi…

Boye Mafe (EDGE): Dexter Lawrence için söylediklerimin benzerini Mafe için de söyleyebilirim aslında. Özellikle Hendrickson’ın ayrılığı sonrası EDGE pozisyonunda oluşan boşluğu Mafe gibi üst düzey olmayan, size hep belirli bir seviyede katkı verebilecek bir oyuncu ile doldurmak mantıklı ama o da maalesef Lawrence gibi istatistiksel olarak kariyerinin en kötü sezonundan geliyor. Ancak buradaki olumlu nokta bunun sebebi Mafe’nin gerilemesinden çok Mike Macdonald geldikten sonra kullanım şeklinin ve süresinin ciddi şekilde değişip azalması. Macdonald gelmeden önce maçların büyük bölümünde sahada olurken o geldikten sonra snap oranı yüzde 50 seviyelerine kadar geriledi ve Macdonald’ın EDGE pozisyonunda tek bir oyuncuya bağımlı olmaktansa çok fazla rotasyon yapması hem 2023 ve 2024 sezonlarında yaptığı çok iyi sack, QB hits, TFL sayılarını çok düşürdü hem de yavaş yavaş Macdonald’ın gözünden düşmesine sebep oldu. O yüzden ben Bengals kariyerinde tekrardan çok fazla oynamaya ve ritmini bulmaya başladıkça bizlere nasıl bir oyuncu olduğunu hatırlatacağını düşünüyorum.

Dikkat çeken draft seçimleri:

Cashius Howell (EDGE, Texas A&M) İkinci tur, 41. Sıra

Tacario Davis (CB, Washington) Üçüncü tur, 72. Sıra

Sleeper pick (radar altı):

Connor Lew (C, Auburn) Dördüncü tur, 128. Sıra

Yazımın birçok yerinde bahsettiğim gibi Bengals’ın sezonunu Joe Burrow’un yüzde 100 haliyle kaç maç oynayacağı belirleyecek. Sezonun büyük bölümünü oynayabilirse ben bu hücumun ve yenilenen savunmanın AFC’de herkese sorun çıkarabileceğini düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın, herkesi domine edip Super Bowl’a kadar gidebilirler demiyorum ama bu çekirdeğin daha önce başarmışlığı olduğu için sağlıklı bir sezonlarında neden olmasın. Ama yine Burrow’un sezonun yarısını kaçırdığını görürsek sadece Bengals’ın sezonu erken bitmez, bir ihtimal Burrow-Bengals birlikteliğinin bittiğini de görebiliriz.

Tahmin: Dokuz galibiyet, sekiz mağlubiyet, grup ikinciliği

Cleveland Browns

Geldik grubun son ve başarısızlığa, hayal kırıklığına, ligin dibinde olmaya alışmış takımı Cleveland’a. Lige tekrar girdikleri 1999 sezonundan beri SADECE İKİ KEZ PLAYOFF’a kalabilen Cleveland’ın bütün başarısızlıklarını anlatmaya çalışsak büyük ihtimal sayfalar sürer. O yüzden her detayına girmek istemiyorum ama bir takım düşünün, neredeyse 27 SEZONDUR tanking yapıyor. O yüzden hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu sezon da ligin en kötü takımlarından biri olmaya adaylar ama bu sezonu biraz farklı kılan şey geçen sezon ve bu sezon draft’tan seçtikleri oyuncularla oluşturdukları genç çekirdek. Özellikle 2025 NFL Draftı’nda seçtikleri Mason Graham (DT), Carson Schwesinger (LB), Quinshon Judkins (RB) şimdiden bu takımın en iyi oyuncuları olmalarının yanında eğer Cleveland bundan dört, beş yıl sonra rekabetçi bir takım olacaksa yine bu oyuncular başrolde olacaktır.

Tabii onlar için çok hareketli bir off-season oldu aslında. Önce sezon biter bitmez altı yıldır takımın başında olan, iki kez playoff oynatan (mucize gibi bir şey), iki kez COY (Yılın Koçu) seçilen Kevin Stefanski ile yolları ayırdılar ve yerine 2019 sezonunda burada, son üç sezondur da Baltimore’da hücum koordinatörü olan Todd Monken’i getirdiler. Bence Monken çok değerli bir hücum aklı ama head koç olarak ne yapar, bu takıma ne kadar uygun, bu takımı ne kadar geliştirebilir o konuda soru işaretlerim var. Bir diğer büyük gelişme, hatta asıl bomba olan şey 2017 NFL Draftı’nda birinci sıradan seçtikleri franchise oyuncuları Myles Garrett’ın Los Angeles Rams’e takaslanması oldu. Aslında bir bakıma kendi hataları ve etrafına iyi bir kadro dizemedikleri için ellerindeki generational player’ı kaybetmiş oldular. Tekrardan draft seçimlerine geçmeden önce free agency’de yaptıkları birkaç önemli hamleden bahsetmek istiyorum.

Tytus Howard (RT): Houston’dan takasla alınan Howard, Cleveland’ın bu free agency döneminde OL’a yaptığı en önemli hamlelerden biri oldu. Son iki sezondur Houston’ın ana ilk 11 oyuncularından biri olan Howard kendi pozisyonunda ligin istikrarlı isimlerinden. Özellikle pas korumasında elit olan Howard, koşu oyunlarında da belli bir standarda sahip. Bir diğer artısı ise joker bir oyuncu olması yani line’ın hem sağında hem de solunda oynayabilmesi onu daha da değerli kılıyor.

Zion Johnson (LG): 12 yıldır takımın LG’si ve bu alanda ligin en iyi oyuncularından biri olan Joel Bitonio’nun emekliliği sonrası boşalan pozisyonu, geçtiğimiz dört sezonu Chargers’ta geçiren Zion Johnson ile doldurdu. Johnson hamlesi hakkında maalesef Tytus Howard hakkında olduğu kadar olumlu konuşamayacağım. Evet, kariyerinde yalnızca bir maç kaçırdı yani bir OL oyuncusunda arayacağınız özelliklerden biri dayanıklılık. Evet, çok iyi bir koşu blokçusu. Geçtiğimiz sezonu yüzde 79.3 Run-Block Win Rate (koşu bloğu kazanma yüzdesi) ile bu alanda ikinci sırada bitirdi. Bu da Quinshon Judkins’e çok yarayacak bir şey ve kullanımını daha kolay hâle getirecektir ama sezon boyunca Justin Herbert’ın sürekli sack almasının da başlıca sebeplerinden biriydi. Sezonda üç sack, yedi hit ve 26 toplam baskıya izin veren Johnson bu alanda da ligin en kötülerinden biriydi ve bu hamleyi daha da kötü yapan Browns’ın verdiği üç yıl 50 milyon dolarlık (32 milyonu garanti) kontrat oldu. O yüzden ben bu hamle için genel olarak olumsuz taraftayım.

Dikkat çeken draft seçimleri:

Spencer Fano (T, Utah) Birnci tur, dokuzuncu sıra

KC Concepcion (WR, Texas A&M) Birinci tur, 24. Sıra

Denzel Boston (WR, Washington) İkinci tur, 39. Sıra

Emmanuel McNeil-Warren (S, Toleda) İkinci tur, 58. Sıra

Austin Barber (T, Florida) Üçüncü tur, 86. Sıra

Sleeper Pick (radar altı):

Carsen Ryan (TE, BYU) Yedinci tur, 248. Sıra

Cleveland şehri ve taraftarı yıllardır kaybetmeye ve ezilmeye alışmış durumda. Bu hemen bir sezonda değişecek bir şey değil maalesef ama özellikle son iki sezondur draft’tan seçtikleri oyuncular ve Myles Garrett takasında aldıkları Jared Verse ile heyecan verici bir yola girdiklerini söylemek mümkün. Ellerinde farklı farklı pozisyonlar için birçok potansiyelli oyuncu var. Eğer bunları asırlardır bulamadıkları franchise QB ile birleştirebilirlerse ben kısa sürede olmasa da orta vadede yarışmacı olabilecek genç çekirdeğe sahip olduklarını düşünüyorum…

Tahmin: Dört galibiyet, 12 mağlubiyet, grup sonunculuğu