Draft’ı da geride bıraktıktan sonra, ufak hazırlık kamplarının da başlaması ile yeni sezona saydığımız günlerin azaldığı, off-season fırtınasının melteme dönüştüğü yılın şu zamanlarından merhaba NFLTR.com okuyucuları…

Geçtiğimiz yazıda, Bears’ın draft stratejisinin ne olabileceğini biraz irdelemiştim. Draft’ın hemen öncesinde Phil Emery’nin basın toplantısında, “draftın üçüncü gününde QB seçmeyi düşünmüyoruz” açıklamasını duyduktan sonra, sırtımızın sadece Jay Cutler ve Jordan Palmer’a dayanacağını düşünüp hayıflanmıştım açıkçası ancak Bears, beni de, takip edenleri de şaşırtıp bir QB seçti draft’ta. QB olayına sonradan tekrar değinmek üzere bir virgül koyalım, zira Bears açısından draft’ın değişkeni esasen seçilen QB olmadı, seçilen oyuncuları turları ve verimlilikleri açısından teker teker değerlendirelim önce:

1.Tur: Kyle Fuller, CB, Virginia Tech
Chicago Bears, çok muhtemeldir ki ilk turda DT pozisyonu için Aaron Donald’ı düşünüyordu, zira 14.sıra için yakışan bir seçim olabilirdi ancak Donald, 13.sıradan seçim yapan St.Louis Rams’in yolunu tutunca, B planına geçti Bears. B planı, her ne kadar hala hatrı sayılır CB’ler içinde ismi geçse bile Charless Tillman’ın yerine bir CB bulmak, defans oyunlarında nickel düzeni ile sahaya çıkıldığı zaman fazladan ve iyi bir opsiyona sahip olmakmış meğerse (ben buradan bir safety seçileceğini düşünüyordum Aaron Donald gittiğinde). Kyle Fuller, combine sonrasında ismini sürekli daha yukarılara taşımayı başaran bir isim, kolejde iyi seneler de geçirdi, otoriteler tarafından da (bazılarına göre sınıfının en iyi CB’i) beğenilen bir adam. Aslında Fuller’in oyunculuğu ya da iyi olması ile bir sorunum yok, burada sadece safety seçilmesi gerektiğini düşündüğüm için biraz uzaktan bakıyorum kendisine. Yine de dediğim gibi gerek nickel dizilişlerinde, gerek özel takımlarda gerekse NFC North gibi pas oyunlarının belirleyici olduğu bir konferansta (Bu işin Aaron Rodgers’ı var, Calvin Johnson’ı var) işe yarayacak bir oyuncu kendisi, Tillman gibi sakatlık riski yüksek, yaşı fazla bir oyuncunun da takımda olmasından faydalanacaktır zannımca.

Draft Puanı: B+

2.Tur: Ego Ferguson, DT, LSU

Bears dedi ki geçen sezon koşu durdurmakta ligin dibindeyiz, Henry Melton’ı da Cowboys’a kaybettik, bize DT lazım. Lazım olduğunu biz de biliyorduk da iki tane üst üste seçim yapılacağını hiç tahmin etmemiştim. İlk seçim, LSU’dan Ego Ferguson oldu. Ferguson, tüm mock’larda daha aşağılarda gösterilen bir oyuncu, pozisyonuna göre birazcık ufak kalsa da atletik yetenekleri çok iyi durumda, koşu durdurmakta çok başarılı, kolejde sadece bir yıl starter olarak görev yaptı, boşlukları iyi kapatan bir oyuncu olmasına rağmen pas savunmasında henüz kendini yeterince geliştirebilmiş değil. Atletikliği ile önemli açıklarını kapatıyor gibi görünse bile oyun bilgisini geliştirmesi lazım. Bears’da starter olabilir ancak defansın sorununa hemen çözüm olur mu, orası tartışılır.

Draft Puanı: B-

3.Tur: Will Sutton, DT, Arizona State

Ligin dibine demir atmış koşu savunması ancak farklı karakter ve fiziki özelliklerdeki iki DT ile normale döndürülebilir diye düşündü sanırım GM Phil Emery. Sutton, Ferguson’ın aksine, daha yukarılarda seçilmesi beklenen bir oyuncu idi, ikinci tur ve üçüncü tur seçimlerimiz yer değiştirmiş olsa, mock draft daha bir gerçekçi olabilirdi yani, gerçi bu denli bir oyuncu havuzunda böyle değişimleri doğal karşılıyorum. Will Sutton, fiziki açıdan bir canavar, Geçen yıl yaklaşık 165 kilo iken birazcık kilo verip 150 kilo civarına indi, atletik değil ancak pas savunmasında daha oturaklı bir oyuncu, Ferguson ile birbirlerini öyle bir tamamlıyorlar ki her defans pozisyonu için farklı biri tercih edilebilir. Aynı zamanda, Ferguson’a göre daha çok sahada bulunacağı tahmin ediliyor ki benim kanım da öyle.

Draft Puanı: A-

 

4.Tur: Ka’Deem Carey, RB, Arizona

Carey, bu draft’ın en iyi RB oyuncusu değildi, kabul. Carey, bu draft’ın en hızlı oyuncularından da değil, kabul. Ancak yine de kolej standartlarında da olsa, top taşıma başına yaklaşık 6 yard mesafe kat eden bir oyuncu, öyle ya da böyle oyunu biliyordur. Saha dışında bazı sorunları olduğu konuşuluyor, bunlar çözülebilir. Onun haricinde bir RB’den benim en çok beklediğim şey “kararlılık”. Kararlılık, hırs ve çalışma azmi Carey’de var. Matt Forte, 30’una iyice yaklaştı, Bears tarihinin en iyi RB’leri arasındaki yerini aldı (ki Gale Sayers, Walter Payton gibi oyuncuların arkasından üçüncü olarak ismi sayılacak bu gidişle) ve yavaştan yerini başka bir oyuncuya bırakacak. Carey’nin bir avantajı da Forte gibi bir adamın arkasında olması.

Draft Puanı: B

5.Tur: Brock Vereen, S, Minnesota

İşte beklenen Safety! Chris Conte’nin performansı ve Michael Wright’ın takımdan ayrılması ile en büyük eksikliklerden biri takımda safety pozisyonu. Vereen, strong safety pozisyonu için takıma direk starter olarak etki edebilecek bir oyuncu. Açık alan müdahaleleri, oyunu okuması pozitif yönleri, hızlı bir oyuncu olduğunu da söylemek gerek. Hele ki önünde 130 oyuncu seçilmişken Vereen’ı burada bulup çıkarmak da ayrı bir başarı oldu Bears için.

Draft Puanı: B+

6.Tur: David Fales, QB, San Jose State

Gelelim uzun zamanlı planımıza. Cutler’ın kontratı daha yeni yenilenmiş ve en az üç yıl boyunca garanti parasını da (yaklaşık 54 milyon dolar) vermişken, uzun vadeli bir plan için takıma katıldı Fales. QB’ler her zaman draft’ların en ilgi çeken oyuncuları olmuşlardır, neredeyse oyun onların elinde şekilleniyor zira. Fales, hemen takıma katkı verilmesi için seçilmedi, belki de sadece backup olarak düşünüldü ancak Cutler’ın süregelen sakatlıkları, Jordan Palmer’a ne kadar güvenileceğinin sorgulanması ile fırsat da bulacaktır. Fales için en önemli ve değerli durumlardan biri, Trestman ile çalışacak olması, öğrenecek çok şeyi, gidecek çok yolu var.

Draft Puanı: C+

6.Tur: Pat O’Donnell, Punter, Miami

Draft’ın ilk punter-kicker’ını seçti Bears. Adam Podlesh, Bears’a Jaguars’dan gelirken ligin en iyi punter’larından biriydi ancak bu sezon sonu Bears’dan ayrılırken de sezonu en kötü derecelerden biriyle bitirmişti. Nitekim, Bears’ın draft’ta punter seçebileceğini bir önceki yazımda yazmıştım. O’Donnel, çok atletik bir oyuncu, tackle’ları başarılı ve punt istatistiklerinde kolejin en iyisiydi. Soldier Field’da arzı endam edecek bundan böyle. Ayrıca 1995 senesinden sonra Bears’ın seçtiği ilk punter olma özelliğini de taşımakta.

Draft Puanı: B
 

7.Tur: Charles Leno, OT, Boise State
Tackle konusunda pek bir sorunu yok Bears hücum çizgisinin, öğrenme süreci yaşaması ve derinlik kazandırması açısından seçildiğini düşünüyorum. Açıkçası burada, Brandon Marshall – Alshon Jeffrey ikilisine çok nadir de olsa destek verebilecek bir WR seçileceğini düşünüyordum, yine de 7.tur seçiminin pek hatası-yanlışı hatta sorgulaması da olmaz.

Draft Puanı: C

Genel Draft Puanı: B

Ayrıca Bears’ın draft’ta seçilmeyen bir oyuncuyu da kadrosuna kattığını söylemek lazım. Bu adam, Illinois State QB’i Jordan Lynch. Buradaki önemli nokta şu, Lynch, QB olarak değil, RB olarak takıma katıldı. Zira kendisi, kolejdeki son sezonunda 24 TD pası ve 23 TD koşusu ile sezonu tamamlamış, bir maçta 300+ koşu yardına çıkmayı başaran ilk QB olmuştu. RB-FB pozisyonlarına sınırlı da olsa katkı verebilecek, özel durumlarda kendisini sahada görebileceğimiz bir oyuncu olacaktır. Draft’ta seçilmesi bekleniyordu ancak QB-RB arasında ne olduğu anlaşılamayan performansları sonrasında gözden düştüğünü söylemek mümkün. Yine de kim bilir, gün gelir divisional finalinde, 49ers karşısında Robbie Gould bir field goal için topun başına geçer, topu tutan oyuncu Jordan Lynch olur, bir trick play ile pas ya da koşu oyunu ile TD kazandırır Bears’a.

Chicago Bears’ın QB pozisyonu için bir diğer hamlesi de geçtiğimiz günlerde Jimmy Clausen’i takıma katmak oldu. Clausen, Carolina Panthers tarafından 2010 draftı ikinci tur seçimi olarak ilk senesinde, 10 maça başlayıp, toplamda da 13 maçta şans bulmuştu. Bu karşılaşmalarda, üç TD, dokuz INT ile sezonu tamamlamış, aynı zamanda dokuz fumble yaparak kendi ipini çekmişti. Lige girerken “altın kollu çocuk” olarak değerlendirilen ancak dönemin gerçekten bozuk yapısı ve kötü Panthers takımı içerisinde kendini gösterme şansından mahrum olan Clausen, 2011 draftında Panthers’in Cam Newton’ı birinci sıradan seçmesiyle tekrar forma yüzü göremedi.

Clausen, NCAA kariyerinde ise önemli başarılara imza attı, kolej futbolunun köklü ekiplerinden Notre Dame formasını sırtına geçiren Clausen, 2008’de Hawaii Bowl’u kazanma ve Golden Tate ile beraber final MVP’si olma onuruna erişirken, A.B.D’nin köklü medya kuruluşu ve NFL-NCAA yayıncılarından CBS’in de yılın en iyi ikinci 11’ine seçtiği QB olmuştu. Bears açısından, 5.tur seçimi David Fales’in gelişiminin izlenmesi, Jordan Palmer’a asla güvenilememesi gibi konulardan ötürü, şans bulduğu zaman geçtiğimiz sezonun Josh McCown’ı olur mu acaba  (ki saf yetenek olarak ondan çok daha üstün olduğu su götürmez) dedirtecek bir backup QB bulunmuş oldu. Bir de büyütüyor ya da saptırıyor olduğumu düşünebilirsiniz ancak bir QB için Marc Trestman baş koçluğunda çalışmak ayrıcalıklı bir durum (bkz. 2013 Josh McCown performansı, tüm sezona ve her maça yayamasa da –ki sakattı önemli bir bölümünde sezonun- Jay Cutler’da yaşanan pozitif değişim)

Hayallerden hayal beğen kısmına geldiğimize göre, draft yazımızın sonuna geliyoruz gibi hissediyorum. Çok kısaca üst sıralardaki draft seçimlerine de değinelim. Blake Bortles, üçüncü sıradan Jaguars’a gitti ve şık bir seçim oldu, 22.sıradan Browns, Jonny Manziel’i seçti ki ben kendisinin balon olduğunu düşünmekteyim, bekleyip göreceğiz; ilk tur son sıra seçimi ile de Vikings, Teddy Bridgewater’ı kadrosuna kattı ki bu draft’ın en önemli QB performanslarının kendisi tarafından sergileneceği hissiyatındayım.

Sezona yaklaşıyor, heyecanlanıyor, sabırsızlıkla bekliyoruz efendim.

Bir sonraki yazımda, Chicago Bears’ın hafta hafta maçlarına kısa bir göz atacağım, kendimce sezon tahmininde bulunacağım. Görüşmek üzere…